banner329
banner337
banner142
banner350

Çetin: İzmit Belediyesi, sokak hayvanlarını yaşatmaktan yana olmadı
banner234
Her salı günü sizlerle farklı bir konuğu buluşturduğumuz röportajlarımızın konuğu bu kez tam bir hayvansever, hayatını hayvanlara adamış bir isim olan KOHSAVDER Başkanı Tülay Çetin oldu. Onlar bizim minik dostlarımız. Tülay hanımın da tabiriyle ‘hiç büyümeyen çocuklarımız’. Bizden bekledikleri ise sadece sevgimiz. Bizi belki de çıkarsız sevebilecek tek yaratık olan hayvanlar için yıllardır mücadele ediyor Tülay Çetin. Barınakların daha iyi şartlarda olması, bakımevlerindeki eksikliklerin giderilmesi, hayvanların şiddet görmesinin, tacize uğramasının engellenmesi için çalışmalar yapıyor ekibiyle birlikte. Hem de hiç karşılık beklemeden. Tabi yaptıkları sadece dernek çalışmalarıyla da sınırlı kalmıyor. Hergün uzunca bir zaman dilimini de sokak hayvanlarına ayırıyor. Günlük hayatında oldukça şık giyinen ve bakımlı olan Çetin, giyiyor spor kıyafetlerini ve çizmelerini, yolunu gözleyen sokak hayvanlarının yemek ve su ihtiyaçlarını karşılamaya gidiyor.
Bunu da büyük bir keyifle yapıyor. Zaten işini yaptığı zaman yüzüne yansıyan mutluluk da bunu gayet güzel bir şekilde ortaya koyuyor. Tülay Çetin ile iki gün boyunca uzun zaman geçirdik ve hayvanlarla, onların yaşadıkları sıkıntılar ile ilgili çok fazla konuyu konuştuk. Dernek çalışmalarının yıllar önce başladığını dile getiren Çetin, “Bende hayvan sevgisi hep vardı. 2003 yılında Yahya Kaptan’a taşındığımda burada bir dernek olduğunu tesadüfen öğrendim ve dernek üyeliğim de böylece başlamış oldu’ diyor.

Eski derneğinde 5 yıl görev yapan ve 1 saatte dernekten istifa eden Çetin, “5 yıllık emeğime rağmen bir saatte karar verdim ve istifa ettim. Bu kadar birikimin değerlendirilmesi gerektiğini düşünerek KOHSAVDER’i kurmaya karar verdik ve yıllardır da çalışmalarımıza devam ediyoruz” diyor. Başkan Tülay Çetin geçtiğimiz aylarda bir profesörün köpeğini bıçaklayarak öldürmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirerek tüm dünyada olduğu gibi Kocaeli’de de hayvan haklarının gerektiğince yerini bulmadığını ve yaşanan durumların üzüntü verici olduğunu ifade ediyor. Kandıra yolunda kurulan KBB Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi’nin kendi çalışmalarının sonucu olduğunu söyleyen Çetin hayvanlarla ilgili daha birçok merak edilen konuya değindi.

Sürekli ‘Bir panter Emel misiniz?’ sorusuyla karşı karşıya kaldığını da söyleyen Tülay Çetin, “Ben bir panter Emel değilim. Kendisine de kızmıyorum çünkü o dönemde sesini o şekilde duyurabilmiş, o nedenle de o tepkileri vermiş. Biz derdimizi sakin bir dille ve yasalar çerçevesinde aktarıyoruz.” diyor. Sokak hayvanları için hazırlanan mama duraklarının hep şehir merkezinden uzak noktalara konulduğunu dile getiren Tülay Çetin, “Bu proje Büyükşehir Belediyesi’nindi. İzmit Belediyesi zaten hiçbir zaman hayvanları yaşatmaktan yana olmadı. İzmit Belediyesi hiçbir zaman böyle bir çalışma yapmadı bizim su cihazlarımızı da kabul etmedi.” diyerek sıkıntısını dile getiriyor. Keyifle okumanız dileğiyle sizi röportajımızla baş başa bırakıyoruz…


*Hayvan sevginiz herkes tarafından biliniyor, bu sadece dernekle alakalı bir durum değil fakat dernek çalışmaları nasıl başladı sizin için?
- Zaten hayvan sevgisine sahip bir insanım. 2003 yılında Yahya Kaptan’a taşındım. Tesadüfen burada bir dernek olduğunu öğrendim. Bu derneğe üye olarak başladım. İki yıl üye olarak kaldım. Türkiye’de bu hareket, bilinç yeni yeni oluşmaya başlamıştı ama Kocaeli’de çok fazla bir hareket yoktu dernek anlamında ve biz yönetimin değişmesi gerektiğini söyledik. 2008 yılında KOHAYDER’in genel kurulu yapıldı. Arkadaşlar beni yönetici olarak seçtiler. Konulara hakimdim ama bir dernek nasıl yönetilir çok da bilgiye sahip değildim. Zaman içerisinde çok kısa sürede bunu aşabildik. Gerçekten çok ciddi sıkıntılar var. Evet bir yasa var hayvanları koruma üzerine, yönetmelik var ama uygulama hiçbir şekilde yok. Karşınızda devlet kurumlarında bu konuyla ilgili görevlendirilmiş kurumlarda bile eksikliklerin olduğunu ve kafalarına göre uygulama yaptıklarını gördük. Biz bunları çok uzun süre yazışmalarla düzeltmeye başladık. O dönemde adına barınak denilen bir yerde hayvanlar tutuluyordu. İlçe belediyeler getirdikleri hayvanların yerine işlemleri bitmiş yabancı hayvanları teslim ediyorlardı. Bunları yapılan toplantılar ile yavaş yavaş rayına oturtmaya başladık.

5 YILLIK EMEĞE RAĞMEN 1 SAATTE BIRAKTIM
*5 yıl yönetici olarak kaldığınız dernekten istifa ettiniz. Nedeni neydi, yeni bir dernek kurmaya nasıl karar verdiniz?
 - 5 yıl yönetici olarak kaldım. 5. yılda çok büyük emek harcadığım , 2 çöp torbasında evrak, 400 TL nakit para ile teslim aldığım derneği 1 saatte bıraktım. Kurumsallaşmış bir derneği bırakmam da birçok kişide üzüntüye sebep oldu. Ben istifamı Yönetim Kuruluna ilettiğimde 1,5 ay sakladılar. Yaşlı üyelerimizin ‘gitmesen olmaz mı’ gibi talepleri oldu. Çok kırgın ve üzgün olduğum için de böyle bir şeyi asla düşünmedim. 6 ay sonra bu kadar bilgiye sahip, donanımlı ve çalışmalar yürüten bir insanın yeniden bir dernek kurması gerektiğine inandık, 7 arkadaş bir araya geldik. Gerekli evraklarımız ile birlikte müracaatlarımızı ettik ve 2013’te KOHSAVDER’i kurduk. KOÜ’de de Doğa ve Hayvan Dostları Öğrenci Kulübü’nü oluşturduk. Türkiye’de birçok üniversitede böyle kulüpler varken bizim bölgemizde yoktu. 180 öğrenci ile biz bu kulübü kurduk. 2 yıldır da çok güzel çalışmalar yapıyorlar. Bizim şu anda 60 kadar üyemiz var.
*Macit Selekler isimli profesör geçtiğimiz aylarda bir köpeği bıçaklayarak köpeğin öldürülmesine sebebiyet vermişti. Bu konuyu nasıl değerlendireceksiniz?
- Nörolog profesörün öfkesine hakim olamayarak bir köpeği bıçaklayarak öldürmesi ile ilgili bir tepkimiz oldu. Bu durum çok üzücüdür. İnsanlığa yakışmayan, uzmanlık alanı öfkesini kontrol edemeyen insanları tedavi etmek olan bir insanın bu davranışı sergilemesi bizi çok üzdü. Hayvan hakları dünyada tam anlamıyla yerini bulmamış. Ülkemizde de öyle bölgemizde de öyle. Bizi en çok üzen, insanların kendilerinden bir lokma ekmek ve sevgiden başka beklentisi olmayan hayvanlardan şikayet etmesidir.  Dünya sadece bize ait değil. Biz bu kadar üstün bir varlık değiliz. Nefesimiz bile bize ait değilken yaşadığımız yerleri kendimize ait gibi görebilmemiz bizi çok rahatsız ediyor. Birlikte yaşayabilmeliyiz ki hayat güzel olsun.



PROFESÖR YERİNE BANA TEPKİ GÖSTERDİLER
*Olayın ardından ne gibi girişimlerde bulundunuz? Size de tepkiler geldi. Süreci biraz anlatır mısınız?
- Olay Ramazan Bayramı arefesinde yaşandı. 12 Eylül’de de bizim haberimiz oldu. Harekete geçmemiz için de tatil süresinin bitmesi gerekiyordu. Tatilin ardından hemen yazılı başvurumuzu yaptık. Ardından Kocaeli Barış’tan haber anlamında, bu olayı duyurmak anlamında destek istedik ve Kocaeli BARIŞ Gazetesi konuyu haber yaptı, Yılmaz Karabıyık köşesine taşıdı. Akabininde olay çığ gibi büyüdü, ulusal basına yansıdı. Bu haberlerin altında ya da direk beni arayarak kişilerden, “Umuttepe’de de çok hayvan var, onlara da çözüm bulun. Arkadaşımızı bu şekilde suçlamanızın gereği yok’ gibi tepkiler aldım. Şahıs evine giriyor, bıçağı alıyor ve ayaklarına dolanan, çok alışkın olduğu köpeği bıçaklıyor ve darbelerini o kadar güzel ayarlıyor ki köpek daha orada yaşamını yitiriyor. Bunları aslında o kişiler korumak yerine buradaki yanlışı ortaya koymalı. O kişiye karşı da tepkilerini göstermeleri gerekiyordu. Bilimsel olarak kanıtlanmıştır bu, kendilerini koruyamayan hayvanlara şiddet uygulayan insanlar birgün seri katiller haline gelebiliyorlar. Altyapısında öfke var, şiddet var ve bastıramıyor. ‘Siz reklamınızı yapıyorsunuz’ dediler. Böyle bir reklama bizim ihtiyacımız olabilir mi? Bu durum çok saçma. Buradaki olay bir hayvanın suçsuz yere, haksız yere yaşamını yitirmesidir. Hayvan bir yerde yaşamını sonlandırabilir, farklı sebeplerle. Burada bıçakla öldürme var.

VİCDANİ BOYUTUNU ÖMÜR BOYU TAŞIRSINIZ
*Bir hayvanın canına kıyabilmek Kabahatler Kanunu’na göre mi cezalandırılıyor, böyleyse de ne kadar caydırıcı sizce?
- Ülkemizde yasanın Kabahatler Kanunu kapsamında olması insanları cezalardan kurtarıyor. Hiçbir caydırıcılığı yok. Kesinlikle bu yasa kabahatler kapsamından çıkartılıp özellikle bazı hükümlerinin Türk Ceza Kanunu kapsamına alınması gerekiyor. İnsanlar daha kendi haklarını kurmadan hayvan haklarına saygılı olmuşlar ve saygılı olmayan insanları cezalandırmışlar. 21. Yüzyılda birtakım haklardan bahsederken birlikte yaşadığımız canlıları Kabahatler Kanunu kapsamında 300-500 TL ile cazalandırmamız eksiklik. Şiddet şiddeti doğuruyor. Çocuk babasının annesini dövdüğünü görüyor, önce sokağındaki kedi köpekten başlıyor şiddet göstermeye, sonra arkadaşlarına, ileride kendi eşine şiddet gösterebiliyor ve bu durum normalleşiyor. Bu işin vicdani boyutu da var. Para ödeyebilirsiniz ama bu işin vicdani boyutunu ömür boyu taşırsınız.

*Kocaeli Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin bulunduğu yerleşkede de birçok sokak hayvanı bulunuyor ve insanlardan bu noktada da tepkiler gelebiliyor. Bu duruma ne diyeceksiniz, haklı oldukları yerler var mı?
- Umuttepe’den bahsedeyim. Umuttepe tahmin ediyorum 2005 yılında kurulmuş. İlçe belediyeler hiç üşenmiyorlar. Hayvanı aldığı yere bırakması gerekiyorken götürüp gözden ırak yere bırakmayı tercih ediyorlar. Onların amacı hayvan yaşamasın ölsün. Burada ekiplerdeki arkadaşları da suçlayamayız. Onlar kendilerine söyleneni yapıyor. Balık baştan kokar. Yıllardır bu çözüm olmamıştır.  Umuttepe yoğun bir şekilde ilçe belediyelerimizin hayvan bıraktığı yer. Hayvan sahipleri de ‘bu burada bakılır ölmez’, diye düşünerek bırakıyorlar ama evde bakılmış bir hayvan başka hayvanların bakıldığı yerde yaşayamaz. Yıllardır birçok ilçe belediyesi gelip buraya hayvanları bırakmış, küpeli hayvanları İzmit Belediyesi de kendi ilçelerine bıraktığını söyledi ama bu da doğru bir uygulama değil. O hayvan 3 sene 5 senedir orada yaşamaya alışmış.


 
BELEDİYELERE CEZASI BÜYÜK
*Nasıl bir önlem alınabilir peki bu duruma?
- Bir karar alındıysa bu sistem o tarihten itibaren başlatılmalı. Sen o tarihten sonra farklı küpe numaralı bir hayvan görürsen belediyeye de ki ‘gel burada hayvan bırakmışsın’, ya da gerekli kuruma haber ver bir daha yapamasın.  Belediyelerin hayvan başına belki de şu anda bin TL’ye yakın cezası var. Hayvanları kendi yaşam alanları dışında bir yere bıraktıkları zaman bu parayı ödemeleri gerekiyor. Eğer 25 hayvan bırakıyorsa çok büyük bir rakam bu. Ekipler sözlü emirlerle çalışır, yazılı emirle çalışmaz. O nedenle de cezalar o ekibe yazılır. Bu görevleri yapacak insanların öncelikle hayvanları sevmesi lazım, yaklaşmayı bilmesi lazım. Hayvanların alınması, bakım evine nakli, yeniden geri getirilmesi de bir eziyettir. Boyunlarına kancalı tasma takılır, anestezik ilaç hafif bir baygınlık hali getirir, iğneler inanılmaz kalın ve büyüktür.
 
*Geçmişten beri bu sıkıntı hep vardı değil mi?
- Umuttepe’deki sorun geçmişten beri ilçe belediyelerin hayvan bıraktığı bir noktadır. Bazı yaklaşılmayan hayvanlar vardır. Çiftleşir, üreme devam eder ama kontrol altına alınamaz. Umuttepe bu coğrafi konuma da sahip. Hayvan orada doğum yapar, 8-10 yavru yaşama devam eder. Gece çıkar yemek bulur karnını doyurur. Bunların bilinçli insan tarafından yapılması, her hayvanın ilçe belediyeler tarafından alındığı yere bırakılması gerekiyor. Belediyelerin ‘erkek kısırlaştırmaya gerek yok’ yaklaşımı var ama öyle bir durum yok. Dışarıda yaşayan hayvanın mutlaka kısırlaştırılması ve kontrol altına alınması, kuduz aşılarının yapılması gerekiyor. Kuduz ülkemizde eskisi kadar yok ama hayvanlar yine de kontrol edilmeli.
 



HAYVANAT BAHÇELERİNE DE SİRKLERE DE KARŞIYIZ
*Hayvanseverlerin hassas olduğu noktalardan biri de sirkler ve hayvanat bahçeleri. Sizin için de aynı durum söz konusu mu?
- Biz hayvanat bahçelerine de, sirklere de karşıyız. O sirklerde çok önemli ve ciddi şekilde adına eğitim denilen uygulamalar yapılıyor. Köpek burnunda top döndürecek, fil ayağa kalkacak gibi uygulamalar acı verici eğitimlerle hayvanlara öğretiliyor. Hayvansız sirkler de var artık. Sirkler için o hayvanlar günlerce kapalı araçların içinde seyahat etmek zorunda kalıyorlar. Neden onlar yaşamını özgürce devam ettirmesin ki. Bize yap deseler bunu ne kadar yaparız, trilyon verseler bana ben yapmam. Hayvanat bahçelerinde Afrika’da yaşayan bir hayvan küçücük bir alana kapatılıyor. Neymiş efendim çocuklar o hayvanı tanıyacakmış. Artık iletişimin bu kadar kolay olduğu, internet ortamında bütün hayvanları tanıyabileceğiniz veriler varken ne gerek var? Bizde de Darıca’da var. Ruhsatı yoktu biz çok uğraştık. Kötü şartlar olduğuna dair ihbarlar üzerine çalışmalar yaptık.
 
*Başiskele’de yaşanan ve bir mağaza sahibinin oğluna havalı tüfekle sokak hayvanlarına ateş ettirdiği olay da büyük tepki gördü ama size tepki gösterenler oldu. Ne oldu o süreç?
Malesef Başiskele’de yaşanan üzücü bir durum vardı. Bir mağaza sahibi havalı tüfekle oğlunun köpeklere ateş etmesine izin verdi. Başiskele’den yıllardır tanıdığımız bir hayvansever, telefonla bir Pazar günü beni arayarak, ‘Oturduğumuz yerde açık bir alan var biz de bu hayvanların ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Ama yan tarafta bir komşumuz var ve çocuğunun havalı tüfekle ateş etmesine izin veriyor’ dedi. Biz çalışmalarımızda mutlaka belge isteriz. Tek başımıza çalışmıyoruz. Şikayetlerimizi de Kocaeli Valiliği’ne, bakanlıklara yolluyoruz. Son dönemlerde de BİMER üzerinden yapıyoruz. Bize bir video gönderdiler ve orada herşey açıktı. Biz belgesiz delilsiz iş yapmayız. Kendilerini yönlendirdik. Kendimiz de bölgenin polis mıntıkası olduğunu öğrendik, başvurumuzu yaptık. Kaymakamlığa şikayette bulunduk. Şahsın evine gidildi, ifadeleri alındı, tüfek alındı. Suçlama devam ediyor diye biliyorum.
 


YİNE KAFES İÇİNDE, YİNE BETON ÜSTÜNDELER..
*Kocaeli’de yapılan bakımevlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Var mı eksiklikler, Kocaeli’de bulunan hayvanlar için yeterli oluyor mu?
- O kadar zor şartlarda çalışıyoruz ki. Bizim ülkelerimizde artık yaşayamayacak hayvanlar var. Bu konu gerçekten çok ciddi çok önemli. İnsanlarla mücadele ediyoruz, kurumlarla mücadele ediyoruz, hayvanları yaşatmaya çalışıyoruz. Bunları bireysel kendi imkanlarımızla yapıyoruz. Dernek kurumsal o ayrı.  25 Aralık’ta Ketenceler Göleti’nde mahallelerine bırakılmış ve orada ölüme atılmış hayvanlar için kulübeler koyacağız. Yapılan yasa tasarı değişikliği sonunda bakanlık bir proje oluşturdu ve 3 ili pilot seçti. Burada ilçe belediyelerinin beslenme noktaları oluşturması, okul, cami gibi kalabalık yerlerde hayvanların bırakılmaması gibi şartlar göz önüne alınarak  Kandıra yolundaki yer oluşturuldu. 200 dönüm bir alan ama ne kadarını hayvanlar kullanıyor? Hayvanlar yine kafes içinde, beton üstünde. En büyük sıkıntımız veteriner eksikliğiydi. Şu anda 6 tane veteriner hekim var. Proje aşamasında hayvan dostu olan bir isim görevlendirilmişti ve oraya bütün teknik ekipman alınmıştı. Teknik ekip hala yok.
 
ESKİYE GÖRE İYİLEŞME VAR
*İyi yönleri de var o zaman bakımevinin?
- Yıllardır talep ettiğimiz bir hayvan ambulansı var ama hala bununla ilgili de bir çalışma yapılmadı. Biz il olarak örnek teşkil etsek çok güzel olur. Bir dönem hazırlandı ama ekipman olmadığı için öylece kaldı. Hala video, fotoğraf çekmek yasak, şeffaf değiller.  Bu da düşündürüyor arkada neler oluyor diye. Bizim de desteğimizi alsınlar, ne gerekiyorsa yapalım. Orada çok güzel bir kafeterya yaptılar. Her gittiğimde ‘gelin çay ikram edelim’ diyorlar ama ben oraya çay içmeye gitmiyorum ki. Son günlerde değişimler iyiye gidiş var. Çünkü artık bizlerin iyi niyetli, yasalar çerçevesinde olması gerekenleri istediğimizin farkına vardılar. Biz kimseye hakaret edip bağırıp çağırmayız. Ne kadar dürüst samimi olduğumuzun farkına vardılar. Kendi hayatımdan ödün vermiş bir insanım. Maaş da almıyorum. Devletten hiçbir desteğim yok.
 
*Dönem dönem bağışlar da yapılıyor mu, ya da ne kadar katkısı oluyor size?
- Banka hesabımıza ödeme yapmak için gittim ve hesapta para olduğunu gördüm. İnternet bankacılığımıza girdim ve bağış yapıldığını gördüm. İnanılmaz mutlu oldum. Bize ilaç gibi geldi. Mama almamız için yatırmışlar. Kalıcı da bir çalışma yapmak istiyorum. Otomatik su cihazları yerleştirmek istiyoruz. Her şeyimiz şeffaf. Biz hem zamanımızı hem paramızı her şeyimizi harcıyoruz ve hiçbir beklentimiz yok. Bize ‘hayvanları o kadar çok seviyorsanız evinize alın’ diyorlar. Hiçbir canlının özgürlüğü kısıtlanmamalı. Evcil hayvanlar insanları çok seviyor ama koruma duygusuyla dar alanlara birçok hayvan koyacağız anlamına gelmez. Ben sokakta birçok hayvan besliyorum ama daha çok mutlu olduklarını düşünüyorum. Ona bile tepki gösteriyorlar. Kulübe koyuyoruz bu kutunun burada ne işi var diyorlar. Siz soğuk havalarda evinizde oturuyorsunuz ya, sıcakta bir yere sığınıyorsunuz ya.
 


HAYVANLARI İSTEMİYORLAR
*Kocaeli’de belirli noktalara konulan mama durakları var, bunları yeterli görüyor musunuz, ya da daha farklı çalışmalar yapılabilir mi?
- O mama duraklarını yerleşim yerlerinden uzak noktalara koydular. Yasa ‘hayvanları işlemleri için aldıktan sonra aldığın yere bırakacaksın, o bölgelere de beslenme bölgeleri oluşturacaksın’ diyor. İzmit Belediyesi hiçbir zaman böyle bir çalışma yapmadı bizim su cihazlarımızı da kabul etmedi. Onlar hayvanları istemiyorlar ve hiçbir zaman hayvanları yaşatmaktan yana olmadılar. Devasa beslenme noktaları istemiyoruz. Hayvanları yaşatmak bu kadar zor olmamalı yeter ki istensin. Yasal ve insani anlamda gerekenler yapılsın. Karnı doyan hayvan çekilir bir kuytu yere uyumaya devam eder. Aç hayvan dolaşır.
 
*Eskiden belediyelerin köpekleri zehirlemeleri haberleri çok geliyordu gündeme. Hala var mı bu durum?
- Hayır. Artık belediyeler zehirleme yapmıyor. Bu konuda kesin ve net konuşabilirim. Ne yapıyor topluyor, ormanlara atıyor, zor ve acı ölümlere terk ediyorlar. Hayvanlar aç ve susuz kalıyor, yaban hayvanların saldırısına uğruyor. Bir canlıyı öyle ya da böyle yok etmek. Yol farklı ama sonuç aynı.
 
*İzmit Belediyesi Encümeni, KOÜ’de de profesör olan Kadir Tekin ve KOÜ öğrencisi Hakkı Yunus Kozan hayvan beslerken çevreyi kirlettikleri gerekçesiyle ceza aldı. Kendileri ile ilgili bir çalışma yaptınız mı, destek oldunuz mu?
- Kadir bey ile biz yıllardır tanışırız. Kendisi KOÜ’de öğretim görevlisi. Genç bir insan. Gün içinde okuldaki görevi bittikten sonra gıda toplamaya başlar ve besleme yapar. Biz de kendisine kurumsal destek veriyoruz. Bu olay yaşandığı zaman kendisi bizimle iletişime geçti. Sosyal paylaşım sayfalarımızda durumu dile getirdik. Restoran, hayvanlara yönelik gıda alabileceğimiz yerlere kendisini yönlendiriyoruz. Saha çalışmalarından kalan mamalarımızdan da kendisine veriyoruz. Her zaman onun yanındayız. Gündüz hocalık yapıp sabah 4-5’lere kadar gördüğü her can için çabalıyor kendisi.
 
*Sizden evcil hayvanının masrafları noktasında destek isteyenler oluyor mu?
- Biz bu bölgede her tedavi olması gereken hayvana yetişemeyiz buna ekonomik anlamda müsait değiliz. Bizim asıl görevimiz devlet mekanizmalarını harekete geçirmektir. 2008 yılından beri en büyük başarımız her ne kadar herşeyi kullanılamasa da Kandıra yolundaki bakım evidir çünkü özel klinikler ticari müesseseler.
 


ÖZEL KLİNİKLERDE HAYVANLAR KOBAY OLARAK KULLANILIYOR
*Veterinerlik mesleği için verilen eğitim yeterli mi? Eksik gördüğünüz noktalar var mı?
- Bugün bir hukukçu staj yapıyor, birçok mesleğin eğitimini alan insanlar stajlarını tamamlıyor ve mesleğine başlıyor. Avrupa’da tek geçerli olmayan diploma veterinerlik diplomasıdır. Veteriner hekim mezun oluyor birkaç ay okulda staj yapıyor ve klinik açıyor. Yeni mezun olmuş bir veteriner hekim ne yapabilir? Ülkemizdeki eğitim sistemi ortada değil mi? Bu yanlışa çaresizlikten dolayı düşen birçok hayvansever var. Biz hayvanların deneylerde kullanılmasına karşıyız ama en çok uygulama özel kliniklerde yapılıyor sahipsiz hayvanlar üzerinde.
 
ONLAR HİÇ BÜYÜMEYEN ÇOCUKLAR..
*Belki de en çok yapılan şeylerden biri de bir heves aldığımız ya da bize hediye edilen hayvanı kendimize alıştırmamız, bir süre beslememiz ve ardından da sokağa bırakmamız ya da farklı birilerine vermemiz. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?
- Siz bir canlıyı aldıysanız üstlenmek zorundasınız. Biz bu konuda çok hassasız ve sosyal medya hesaplarımızdan, derneğimizin sayfasından bu konu ile ilgili uyarılarımızı sık sık yapıyoruz. Bir hayvanı sahiplenmek istediğiniz zaman ince eleyip sık dokuyoruz ve sözleşme yapmadan hayvan sahiplendirmiyoruz. Hayvanı sahiplendireceğimiz insanın hayatı oturmuş olmalı, ekonomik özgürlüğü olmalı, masraflarını karşılayabilecek durumda olmalı. Bu bir heves olmaz. İlkel toplumlarda köleler vardı. Aynı durum. Biz bu olaya çok sıcak bakmıyoruz. Gerçekten çok istiyorsak o hayvanın her türlü sorumluluğunu alacağız. Hiç büyümeyen çocuk onlar ve hayvan sahibi olmak çok büyük sorumluluk. İyi karar verilmeli.
 
CEZALAR TACİZDEN CAYDIRMIYOR
*Türkiye’de taciz olayları özellikle son dönemde sıklıkla duyduğumuz bir durum halini almaya başladı. Bunun bir boyutu daha var ki tacize uğrayanlar sadece insanlar değil. Hayvanlara yapılan tacizlerde nasıl bir süreç işliyor?
- Taciz Kabahatler Kanunu’na göre cezalandırılıyor. İnsanlarda olduğu gibi bu tarz hayvanlara yapılan uygulamalara tanık olmanız ya da size ihbarda bulunulması da nadir olur. Var mı çok var. Biz bekar beylere çok köpek sahiplendirmiyoruz. Bizim bölgemizde de var. Evli 2 çocuk babası ve elimizde belgeleri var. Cezalar tatmin edici değil. Yine bir şahıs ile ilgili ihbar aldık araştırıyoruz. Belgeli olan şey birkaç yıl önce yaşandı.
 


İNSANLAR HAYVANLARI TANIMIYOR
*Birçok insanın tepki gösterdiği konu köpekler. Parklarda çocuğunu gezdiren ya da kendisi gezmeye çıkan vatandaşlar genelde saldıracağı endişesiyle şikayetçi oluyor. Haklı yanları var mı sizce?
- Bizim en büyük sıkıntımız bu ülkemizde. Konuya şöyle giriş yapabiliriz. Geçmişimizde bizim kentlerimiz bu kadar büyük değil, bu kadar çok katlı apartmanlar yokken hepimizin keçisi köpeği olmuştur. Ankara’da otururken ben koyunu, keçisi olanlar vardı. Hayvancılık bizim ulusumuzun genlerinde var ama biz hep hayvanlara kullanmak üzere yaklaşmışız ama sevgi alışverişinde çok fazla bulunmamışız. Kedi fareleri tutar, köpek korunmak amacıyla. Hep yararlanmışız. Kentler büyüdükçe, siteler yapılmaya başlandıkça bu hale gelmişiz. Tanımadığımız canlılardan korkarız. İnsanımız hayvanları maalesef yeterince tanımıyor. Onları hep korkulacak canlılar olarak görmüşüz. Şimdiki çocuklarımız nasıl büyüyor? Ya okulda, ya dershanede ya da bilgisayar başında oyunda. Hiçbir domatesi dalından koparıp yemiş mi çocuklarımız? Kırsaldan iş yaşamı, eğitim vs için ayrılarak kentlerde yaşayan insanlar geçmişini silmek, o yaşantısını gözden çıkarmak düşüncesiyle davranıyor ve doğal yaşamdan çocuğunu uzaklaştırıp kendi istediği sanal dünyada yaşatmasının sonuçlarını yaşıyoruz.
 
SEVMEYİN AMA ŞİKAYET DE ETMEYİN
*Çocukların da hayvanları tanımadığı için mi korktuğunu düşünüyorsunuz?
Tabi ki. Çocuk hiçbir hayvanı tanımıyor okula gidecek karşısına bir köpek çıkıyor, çocuk çığlık çığlığa, ebeveynler de aynı şekilde. Çocuklar neden korkması gerektiğini bilmiyor ki. Aslında bizler çocuklarımızı koruma içgüdüsüyle onları kendi korkularımızla büyütüyoruz. Kuştan korkan insanımız var. Bir şey olsaydı defalarca köpek saldırırdı. Yüz tane köpeğin arasına giren insanım ben. Biz korktuğumuz zaman beynimizde bir hormon salgılıyoruz. Biz belik farkında değiliz ama o hayvan gardını alıyor ‘bu bana saldıracak’ diye. Biz yolumuza devam etsek ve o hayvan orada yok gibi davransak hiçbir sıkıntı olmayacak. İnsan korkuyor, hormonu salgılıyor, koşuyor, bağırıyor. Korkulacak en son canlılar hayvanlar. Sevmek zorunda da değiliz.  Sevmediğimiz o kadar çok insanla hayatı paylaşıyoruz ki ama yaşam haklarına saygı duyuyoruz. Hayvanlara da öyle yapalım. Biz demiyoruz ki herkes yemek versin, su versin, ama şikayet etmesin. Eğer korkuları varsa da psikologlardan da yardım edebilirler ama hayvanı suçlamayalım.
 
*İnsanlar sokak hayvanlarından şikayet ettiğinde nasıl bir süreç işliyor?
- Şikayetlerle ilgili olarak yerel yönetimler görevlendiriliyor ve bir saatte geliyorlar hatta anında geliyorlar ambulans ya da itfaiyeden bile önce geliyorlar. Şikayet edilen bir hayvanı değil de orada elle tutulabilecek, insana alışkın bir hayvanı alıyorlar. Eğer hayvan küpeliyse alması yasak, suç işlememek için onu oradan alıyor başka bir yere bırakıyor. Orada ne oluyor, orada yaşayan hayvan alanına başka bir hayvanı almıyor o nedenle de tercih dağlar ormanlık alanlar oluyor.
 


ÇALIŞMALARIMIZ  SONUÇ VERDİ
*Hayvanların toplandıktan sonra başka yerlere bırakıldığına dair şikayetler geliyor mu size?
- Geçmişte çok fazlaydı. Kocaeli’nin her yerinde gözümüzün kulağımızın olması mümkün değil ama Kocaeli’nin hangi bölgesinden ihbar gelirse gelsin biz ihbarları alıyoruz. Polis mi jandarma bölgesi mi olduğunu öğreniyoruz ve tutanak tutulmasını sağlıyoruz. Ardından Orman ve Su İşleri Müdürlüğü ile iletişime geçiyoruz ve onlar da gelerek tutanak tutuyor ve zaten hayvanlar küpeliyse hangi ilçeye ait olduğunu öğreniyoruz. Bunu kesinleştirdikten sonra hayvanları toplayıp bakım evine götürüyoruz. İşlemler bittikten sonra yeniden teslim ediliyorlar. Artık hayvanların farklı yerlere bırakılması durumu eskisi kadar yaşanmıyor. Tabiî ki bunda çalışmalarımızın çok büyük bir etkisi oldu, elbette bir çekince oluyor. Bunu yapan bir görevlinin görev değişikliği de yapıldı. Çok uzun yıllar bu işte çalışan bir kişinin görev yeri değiştirildi. Yakın illerimizin kırsalına da bu hayvanlar bırakılıyor. Geçtiğimiz yıl Pamukova kırsalında da böyle bir çalışmamız oldu. Biz çalışmalarımızı yarıda bırakmıyoruz. Kanunda hüküm vardır. Hayvanlar alındığı yere bırakılacak. Saldırgansa, ısırdığını iddia eden kişinin sağlık merkezine başvurarak ısırmadan dolayı kuduz aşısı tedavisi başlatılması gerekiyor ve bu başvuru bakanlığa kadar gidiyor. Isırdığı iddia edilen hayvan alınır 10 gün karantinada tutulur. Eğer bir şey yoksa geri yerine bırakılır. Hayvanda saldırganlık varsa da o hayvana bakım evinde ölene kadar bakılması gerekiyor.
 
*Kocaeli’de barınak şartlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Barınak biz çok fazla kullanmayız. Yasa öncesinde özellikle büyük kentlerde genelde mezbahanelerin kenarlarına tel örgü ile çevrilmiş, hayvanların toplandığı konulduğu bir yermiş. Başına da ‘ben ne iş olsa yaparım’ diyen birileri konulurmuş. Bir merkez yok, kapalı alan yok, veteriner hekim yok. Yasayla barınaklar yasaklanmıştır. Artık isimler rehabilitasyon merkezi ya da bakımevidir. Burada ilçe belediyelerinin oluşturduğu ekipler kendi sınırlarındaki hayvanları alıp bakımevine götürmek zorunda. Aslında her ilçenin kendine ait bakım evi olması gerekiyor ama şimdiye kadar bu mümkün olmamış. 2008’li yıllarda bakımevi ziyaretlerimizde çok kötü  yerler olduğunu gördük. Barınak  Köseköy son duraktaydı. Sözleşmeli veterinerle çalıştılar fakat ziyaretlerimizde veteriner hekimin orada olmadığını gördük. Memeleri süt dolu anneler var bebekleri yok, önlerinde mama ve su yok, kediler de vardı çok ilkel bir yerde tutuluyorlardı. Kedilerin gözlerindeki reaksiyonu temizlemek için bir parça pamuk bile yoktu.
 


*Alikahya’da da bir barınak açılmıştı galiba değil mi?
- Evet.  Askeri birliğin kendi bünyesindeki hayvanlar için oluşturduğu ama birçok hayvanın sahiplenmesi sonucu ortada kalan bir merkezleri vardı. Gerçekten çok Avrupai tarzda yapılmış, TSK orada inanılmaz bir çalışma yapmış. Alt katta mama ve su kabı var, üst katı oyun ve yaşam alanı olarak kullandılar.  Büyükşehir burayı kiraladı 2009 yılında, çim diktiler, gül diktiler, bando eşliğinde çok ihtişamlı bir törenle burayı açtılar ama 3 yıl sonra yine aynı. Çünkü o güller onlara hizmet etmedi. Bir süre sonra bize fotoğraf ve video çekmek yasaklandı çünkü basınla paylaşıyorduk ve basın belediyelerin en büyük korkusu. 2012’de hayvanlarla ilgili  yasanın değişmesi ile ilgili Orman ve Su İşleri Bakanlığı bir değişiklik tasarısı verdi meclise. Burada en büyük rol Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Veteriner Müdürlüğü ve Orman ve Su İşleri Müdürlüğü’nündür. Hayvanların çevre kirliliği yarattığı, çok fazla hayvanı olanın rahatsızlık verdiği bunun sayısına bir sınırlama getirilmesi gerektiği ile ilgili bir yasaydı.
 
BİNLERCE HAYVANA BAKAMAYACAKLARDI
Bütün Türkiye ayağa kalktı, eylemler yaptık, imza kampanyaları düzenledik ve yeniden komisyona gönderildi, çıkmadı. Çıkması büyük bir katliamdı. Bütün hayvanların bakım evi denilen yerlere toplanması söz konusu olacaktı. Sadece sahipsiz hayvanlara bakamayan belediyeler binlerce hayvana bakamayacaktı biz bunu biliyorduk. Şu anda tasarı hala mecliste bekliyor. Birtakım iyileştirmeler yapıldı diye biliyoruz ve bekliyoruz. Bizim ülkemizde sokak hayvanlarının olmasının tek sebebi üreticilerdir, kaçak yollarla girişlerdir, sahipli hayvanların kayıt altına alınmamasıdır. Biz önce bu sorunlarımızı çözeceğiz ki sonra hayvanlarımızı bir yere kapatmayı düşüneceğiz. Bu sirkülasyon devam ettiği sürece bir şey çözemeyeceğiz. Bizim ülkemizin kendine özgü hayvanları vardır. Başka ülkelerde olmayan kuşlara sahibiz.
 
banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yahyakaptan 7 ay önce

yahyakaptana geleli 1,5 yıl oldu.kandıradan geldim ama kandıradan berbat durumda. köpekler sürü halinde çocuklara saldırıyorlar. bir gece bir sürünün havlamarı ve bir bayanın çığlıklarıyla uyandım. sanırım hanımefendi turdan geliyordu Allahta elinde bavulu vardı köpekler bırakmıyordu saldırıyolardı. aynı köpekler çocuklara saldırıyor.böyle bişey olamaz. bir şehirdesin köyden daha berbatsın. bir taraftanda tamam köpekleri besliyosun . yemekleri ekmekleri kemikleri etrafa bırakıyosun pislik sine içinde kokudan geçilmiyor. bırakın Allah aşkına ya

Misafir Avatar
NAZLI GÜRLÜK 7 ay önce @yahyakaptan

nedense hep hayvaların yediği yemekler pislik oluyor kokuyor oluyor.insanların çevreyi ne kadar kirlettiğini kimse farketmiyor. hayvan düşmanı olanların gözü hep hayvanların yemeğinde suyunda. siz insanlar önce çöplerinizi doğru atmayıöğreninde sonra hayvanların yemeğine laf atın.

Beğenmedim! (2)
Avatar
cem 7 ay önce

balık yerler,tavuk yerler,et yerler hayvanseveriz derler.vejeteryanız derler, deri çanta, deri ayakkabı, derimont giyerler. hayvanseveriz derler.kediyi, köpeği eve , bahçeye kapatırlar,tasma takarlar hayvanseveriz derler. evde, sitede, villada,bahçede köpek beslerler gece gündüz komşularını rahatsız ederler.adlarına hayvansever derler. tüm hayvanların yeri doğadır.

Avatar
Saadet Taşkın 7 ay önce

Habere konu olan hayvan derneği başkanı hanimi desteklemiyorum çünkü bize sunduğu ile farklı davranışlar sergileyen biridir.Burada hayvanlar için yorum yapacağım.İlk iş müftülüklere düşüyor dini açıdan kopek beslemek günah kavramını silmeliyiz.Bunu aşamadıkça bir arpa boyu yol ilerleyemeyiz.ikinci olarak yerel yönetimlere çok iş düşüyor.Hergun bir çok hayvan yardim edilse bile arkadan binlercesi geliyor.tek tek bireyleri eğitemeyiz.Ama hükümetler ve yerel yönetimler bunu politika haline getirirse çözülür

Avatar
yahya kaptan 7 ay önce

nazlı hanım ben kandıralıyım. kendimi övmem ama kendini eğitimli zannedenler pislikten geçilmiyor. ilk önce insan olması gerekiyorr. bende severim köpekleri hayvanları. ama bir şehirdesin hemde fiyatların kültürün yani kendini kültürlü zannneden insanları yaşadığı ortamı gördüm. malasef koca bir sıfır.

banner344

banner345

banner346

banner347

banner348

banner349

banner332

banner328

banner338

banner339

banner340

banner341

banner342

banner343

Advertisement

banner202