banner422
banner465
banner454

Cantürk: Hastanenin Başhekimi uyuyor mu diyorlar: UYUMUYORUM!
30 yıldır mesleğin içinde olan ve yaklaşık üç yıldır da Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Başhekimlik görevini yürüten Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk bu haftaki Salı sohbetlerimizin konuğu oldu. Oldukça keyifli bir röportaj gerçekleştirdiğimiz Cantürk, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin gündeme geldiği skandallardan önümüzdeki süreçte yapılacak çalışmalara, kendisine yönelik eleştirilere ve daha birçok önemli konuya değindi. Cantürk Tıp Fakültesi’nde geçtiğimiz yıllarda yaşanan gizli kamera skandalı ile ilgili olarak, “Kimse kimseyi izlemiyor. Bu televizyonlardaki ‘Biri Bizi Gözetliyor’ tarzı bir şey değil. Şurada oluşabilecek olumsuzluklardan sorumlu kişi başhekim ise başhekimin de olumsuzlukları önlemek için tedbir alması gerekiyor” ifadelerine yer verdi. Asistanlara şiddet uygulandığı iddialarını da yanıtlayan Cantürk asistanlığın zor zanaat olduğunu, şiddetin ise asla kabul edilemeyeceğini söyledi. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde temizlikçiler gerçekten pansuman yaparak hastalara dikiş attı mı?, KOÜ Tıp’ta yakın dönemde ne gibi projeler yapılacak?, “Kocaeli’de o duyarlılık yok” derken Prof. Dr. Cantürk kimlere sitem etti?, KOÜ Tıp’ta tartışılan konulardan biri olan Vale hizmeti ile ilgili Cantürk hangi açıklamalarda bulundu, ‘KOÜ Tıp’ın Başhekimi uyumuyor’ cümlesini kimler için söyledi?, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde günde kaç hasta muayene ediliyor, Suriyelilere nasıl bir prosedür uygulanıyor? Hangi sanatçılar KOÜ Tıp’a neden destek vermek istiyor? Hepsi ve çok daha fazlası röportajımızda. Keyifle okumanız dileğiyle.
 


KİMSE KİMSEYİ GÖZETLEMİYOR
*Geçtiğimiz yıllarda üniversite hastanesinde gizli kamera skandalı gündeme yansımış, hastane yönetimi tarafından çalışanların ofislerine gizli kamera yerleştirildiği iddiasıyla dava açılmıştı. Süreç ne durumda?
- Öncelikli olarak daha önceki yönetim döneminde olan bir şey o nedenle yorum yapmamız doğru olmaz fakat orada davayı etkileyecek ifadeler kullanmak istemiyorum ama karşı taraftan yana iyi niyet olmadığını düşünüyorum. Bu tür kurumlarda, 100 bin metrekarelik alanın güvenliğinden bizler sorumluyuz. Dolayısıyla yerleştirilen kameralar birilerini gözlemlemek için değil genelin güvenliğini sağlamak için. Bildiğim kadarıyla dava devam ediyor ve arkadaşlarımızın aleyhine kararlar da çıktı. Bu bizim yargı sisteminin de eksikliklerinden kaynaklanıyor bence. Kimse kimseyi izlemiyor. Bu televizyonlardaki ‘Biri Bizi Gözetliyor’ tarzı bir şey değil. Şurada oluşabilecek olumsuzluklardan sorumlu kişi başhekim ise başhekimin de olumsuzlukları önlemek için tedbir alması gerekiyor. Bu arkadaşlarımız çalışıyor. Bir takım sendikalarla birlikte çalışıyorlar. Böyle elemanların sendikalarda birlikte çalışıyor olmasının doğru olduğunu düşünmüyorum. Yargı sürecine mağdur kalmış birileri haklı da haksız da çıksa şaibe altında kalmıştır ve sendikalara giderek birilerini temsil etmeleri doğru davranış olmaz. Bu işler devam edecek. Bizler de kurumumuzda kimseyi gözlemek için değil, yanlışları tespit etmek ve bu yanlışları düzeltmek adına bu kameralar olacak. Biz hastanenin her tarafına da yazı astık bu konuyla ilgili.
 
“ASİSTANLAR AŞAĞILANIRLAR”
*Yine Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde asistanlara şiddet uygulandığı iddiaları konuşulmuştu, bununla ilgili de bir soruşturma süreci yaşanmıştı. Ne düşünüyorsunuz konuyla ilgili?
- Her grubun içerisinde olduğu gibi bizim grubumuzun içerisinde de yanlış yapan insanlar olacaktır. Asistanlık zor zanaattır. Bir şekilde çağdaş köleliktir. Asistanlar aşağılanırlar. Asistan dediğimiz insanlar aslında 10 yıldır bu mesleğin içinde olan insanlar. Hiçbir meslek yok ki 10 yıl gibi bir süre eziyetler çekerek eğitim alsınlar. Bunların hepsi çok kıymetli çocuklar. Hekimlik zaten zor. İnsanları memnun etmek için siz eziyet çekmek zorundasınız. Babanız öldüğü zaman sahneye çıkar gibi hastanın sırtını okşamak zorundasınız çünkü sizden şefkat bekliyorlar. Asistan arkadaşlarımıza kötü davranan arkadaşlarımız olabilir. Her grubun kendine has tüzel kişiliği var ve o tüzel kişiliğe saygı göstermek zorundasınız. Ben asistanlarımla ilişkilerimde bir araya geldiğimde sohbet ederken her şeyi söyleyebilirim o da bana söyleyebilir ama iş sırasında da profesyonel cepheden bakarak eleştirebilirsin ama saygı duyarak. Hastanın yanında aşağılayarak değil, başkalarının yanında değil, fiziki şiddet kullanarak değil. Bu kabul edilebilir bir şey değil. İçimizde bunu yapan bir arkadaşımız vardı o da emekli oldu ve bu konu da bitti. Bundan sonra da olmaması temennimiz.
 
“30 YILDA TECRÜBE KAZANIYORLAR”
*Temizlik personeli gerçekten dikiş atıp pansuman yaptı mı hastanenizde?
- Temizlik personelinin böyle bir iş yapması söz konusu değil. Biz onları temizlik işi için alıyoruz fakat düştüğünüz zaman sizi kaldıracak illa bir elemanın olması gerekmiyor. Oradan geçen biri sizi tutar kaldırır, bunun eğitimli olması gerekmez. İşimizi yaparken de zaman zaman ‘Ahmet efendi şunu ver’, ‘Mehmet efendi bunu yap’ deriz ama bu yetki verdiğimiz anlamına gelmez. İş yaparken imece usulü bazı şeyler yapılır çünkü tıpta bir dakika bile kıymetlidir. Yardım alacağınız biri yoksa oradan geçen sarı çizmeli Mehmet Ağa’dan da yardım alabilirsiniz.  Yardım aldığınız kişi için ‘temizlik personeli dikiş atıyor, pansuman yapıyor diye kötü niyetli bir propaganda yapmak istiyorsanız yapılabilir. Bizim kurumumuzda böyle bir şey yok. 30 yıldır burada çalışan temizlik elemanlarımız var, yıllardır ameliyathanede getir götür işlerine bakan teknisyenlerimiz var. Emin olun bir süre sonra bir asistan kadar olmasa da bilgi sahibi olan arkadaşlarımız var. Yetkileri olmadığı için bir şey yapamıyorlar ama bunların bize zaman zaman düştüğümüzde elimizden tutmak gibi bize yardımcı oluyorlar.
 
BAŞİSKELE VE İZMİT BELEDİYESİ ARKAMIZDA DURUYOR
*Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi skandallarla gündeme geliyor ama başarılı işlere de imza atılıyor. Ne gibi projeler planlıyorsunuz önümüzdeki süreçte?
- AMATEM ve ÇAMATEM’i Sağlık Bakanlığı ile birlikte yapacağız. Radyoterapi cihazımız Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’nden bize bağış yapıldı. Aynı şekilde bize MR’ın bize verilmesi konusunda Sayın Bakanın bir talimatı oldu. Devletin bize verdiği yıllık onarım paraları var. O paraları fakir fukaranın hakkını koruyacak şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Bu sene içerisinde yapmak istediğimiz şeylerden biri yangın ile güvenliği maksimuma çıkartmak. Hastanedeki kabloların tümünün yanmaz kablolarla değiştirilmesini sağlayacağız, Morfoloji binasına yangın merdiveni yapacağız. Bir hayırsever ya da belediyenin katkısıyla hastanenin yumuşak karnı dediğimiz yemekhane ve çamaşırhanenin bina dışına alınmasını sağlayan bir proje üzerine çalışıyoruz ve çok büyük maliyetli değil. 650 bin TL ile 750 bin TL arası bir şey olarak tahmin ediyorum. Sizin aracılığınızla da seslenmiş olalım. Birilerinin sahip çıkması lazım. Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez bu konuda elinden geleni yapacağı noktasında bana söz verdi.  Gerek Başiskele gerek İzmit Belediyesi de bizim arkamızda duruyor ve ellerinden gelen yardımı yapmaya çalışıyorlar.
 
*Çevre düzenlemesine de müsait bir hastane burası. Var mı bununla ilgili de bir proje?
- Evet hastane içerisinde yapmayı istediğimiz şeylerden biri de çevre düzenlemesi. Hastanenin etrafının yeşillendirilmesi ve çiçeklendirilmesini arzu ediyoruz. Çünkü hastaların ruh halini etkiliyor. Bu konuyla ilgili İSU ile görüşmüştük çünkü sulama ile ilgili problemimiz var. Dolayısıyla da yeşillendirmeyi yapamıyoruz. Yağmur suyu depolama alanının oluşturulması noktasında da İSU’nun bir katkısı olacağını biliyorum. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanının bu konuda talimatı oldu, İSU Genel Müdürü görevlendirmelerde bulundu. Bu konuyu birlikte halledeceğiz.
 
TEKNİK BİRİME ÇOK YÜKLENİYORUM
*Hastanenin Acil bölümünde var mı yeni projeler?
- Acilimizin büyütülmesini istiyoruz. İki bina arasında bir boşluk var. Geçen sene orayı kapattık. Kapattığımız mekanın büyük bir kısmını Acil bölümüne katarak yetişkin acil ve Çocuk Acil giriş ve çıkışlarını değiştirecek şekilde çalışıyoruz. Bu yıl içinde yapmak istiyoruz. Biz bunları ihale ederek yapabiliriz ama para harcamamak için bazı malzemeleri birilerinden bağış rica etmek suretiyle yapmaya çalışıyoruz. Ferizli Adapazarı ama Kocaeli’den çok fazla duyarlılık yok. Bizim elemanlarımız sınırlı saatler içerisinde çalışıyor. İhale ederek yapsaydık 10 TL’ye mal olacaktı, bunlar 3-4 TL’ye mal ettik. İhale etsek 2 ay içerisinde bitirecektik böyle bir yılda bitirdik. Teknik birimimize de çok yükleniyorum. Oradaki teknisyenler, boyacılar yüzlerini eğmeden çalışıyorlar. Hepsine çok teşekkür ediyorum.
 
*Hastanede ziyaretçi saatleri ile ilgili bir planlama da yapmak istiyordunuz..
- Öğretim üyesi departmanlarının kapılarını değiştirdik, ana hastaneden ayırmaya çalışıyoruz. Hastanede ziyaret saatlerine bir kısıtlama getirmemiz gerekiyor. Hastanenin temizliği ve güvenliği açısından bu önemli. Vatandaş istediği zaman yakınını ziyaret etsin bu güzel bir şey ama bu kez de hastalardaki enfeksiyon olaylarını kontrol etmek zor olabilir. Vatandaşın tek istediği o yakınına gelip sarılmak ama tedaviyi engelleyecekse de bunu onlara anlatmamız gerekiyor. Hastanenin kapısına gelip ‘Ben Ahmet hocaya, Mehmet hocaya geldim’ diyerek ziyarette bulunamayacaklar. Çünkü bunu kullanarak ziyarete çıkıyorlar genelde. Kapıları da bu nedenle değiştirdik. Ziyaret saati konsepti oluşturacağız. Öğleye kadar ziyaret saati olmaması gerekiyor. Öğleye kadar asistan arkadaşlarım işlemlerini yapsın, çıkış işlemleri yapılsın, hemşirelerin yapacağı işler yapılsın. 130-14.00 arası bir ziyaret saati konulabilir. Bir de uzak bir hastane burası. O nedenle 18.00/20.00 saatleri arasında bir ziyaret saati konulabilir.
 
“BİZİM GÖREVİMİZ ARACINIZI KORUMAK DEĞİL”
*KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde en çok eleştirilen ve çözülemediği düşünülen problem otopark. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Evet otopark meselesi en çok gündeme geliyor. Başhekim uyuyor mu? Başhekim uyumuyor, Rektör uyumuyor. Kimse uyumuyor. Herkes uyanık vaziyette. İnsanlarımızın da duyarlı olması gerekiyor. Sadece sizin bir şey yapıyor olmanızın bir anlamı yok. Hastanemizin karşısına bir otopark yaptırdık. Otopark boş. O zaman da ücretsizdi. Yine gelip yola park ediyorlardı. Şu anda da 2 TL bir ücreti var. Siz oraya 150 bin TL’lik bir aracı koyduğunuzda o aracın da güvenliğinin sağlanması gerekiyor. Biz hastalara bakmakla mükellefiz, arabaları kollamakla mükellef değiliz açıkçası. Buraya gelen vatandaşın arabası da zarar görmesin diye bir düzen kurduğumuzda da böyle bir ödemesi olacak.

*Vale hizmeti de başlatmıştınız değil mi hastanede?
- Valemiz var. Vale yapalım dediğim zaman tepki görür dediler. Geçen gün Sağlık Bakanı şehir hastanelerinde vale uygulaması yapacağız diyor. Vale iyi bir konsept ve şu an yetmiyor talep var. Siz annenizi alıp geliyorsunuz anneniz yürüyemiyor. Ya arabayı kapının önünde bırakacaksınız annenizi yukarı çıkaracaksınız, orada trafiği kaosa sevk edeceksiniz, ya alt kata ineceksiniz arabayı park edeceksiniz o arada annenizi bekleteceksiniz. Ya da 10 TL vereceksiniz bu adam sizin arabanızı park edecek siz giderken de arabanızı size teslim edecek. Talep fazla bu da bizim kalitemizi arttırıyor. Şu anda aklıma gelenler bunlar.
 


DİSİPLİNİ SAĞLAMAK İÇİN İSE..
*Tıp fakültelerinin Sağlık Bakanlığı’na bağlanması gündemde. Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu? Faydası olur mu?
- Başhekim olarak değil de 30 senelik bir hekim olarak bakıyorum. Ben baştan beri ilk etapta 6 ay kadar Sosyal Sigortalar Kurumu’nda çalıştım pratisyen hekim olarak. Ondan sonraki süreçten beri de üniversitedeyim. Bütün kurumlarda bir disiplinin olması gerekiyor. Disiplin bizim insanımıza, Akdeniz insanına bir disiplin olmadan işleri yürütemiyorsunuz. Eğer bu yapılacak olan disiplini sağlamak içinse iyi bir şey ama Sağlık Bakanlığı’na bağlayarak bu disiplini sağlayayım derken üniversitede yapılan çalışmaları, üniversitede verilen sağlık hizmetini ikinci basamak hizmet verdiğimiz devlet hastanelerinin düzeyine düşürecekse o zaman yanlış bir şey.
 
*Disiplini sağlamak adına farklı projeler üretilebilir mi?
- Disiplini sağlamak noktasından baktığımız zaman bu disiplini farklı yöntemlerle sağlamak mümkün. Nasıl sağlayabilirsiniz? Üniversite hastaneleri kurumu diye bir kurum kurarsınız, YÖK’e bağlarsınız, yönetici atarsınız ve o yönetici YÖK’ten aldığı güçle daha baskın çalışabilir. Rektörüne karşı sorumluluğu da net olur. Böyle bir kurum kurulursa ihaleleri de yapabilir. Biraz önce bir ihale yaptık ama bazı firmalar katılmadı. Sağlık Bakanlığı gibi bütün Türkiye’deki üniversiteler için bir malzeme alımı ihalesine çıkılırsa mecburen girecekler. Kocaeli Üniversitesi’ni sevmedim girmiyorum, Uludağ Üniversitesi’ni sevdim ihaleye gibi bir durum olamayacaktır ve fiyatlarda uygun olacaktır.
 
*Yarar sağlayacağını düşünüyorsunuz yani?
- Bu bağlamda bakıldığı zaman böyle bir yaklaşım yarar sağlayacaktır ama üniversite hastanelerini Sağlık Bakanlığı’na bağlarsanız üniversitelerdeki YÖK’ün altında olur ise, üniversitede çalışan öğretim üyeleri hem hekim hem de bilim adamı olarak daha özerk hissederiz kendimizi. Daha özerk bilim üreten bilim insanları olarak hissederiz. İkinci basamak değil de üçüncü basamak gibi görevimizi yerine getirebiliriz. Bu söylediğimiz kapsamda bir değişimin olmasını biz de destekliyoruz. Bu kurum Sağlık Bakanlığı kurumuyla Kocaeli Üniversitesi’nin, Uludağ Üniversitesi’nin arasındaki koordinasyonu sağlamalı. Alışverişlerde ortak ihalelere çıkmayı ihale etmeli. Üniversite hastanelerinin de ekonomik sorunlarına çözümler yaratabilir.
 
YERLERİNİ DOLDURMAK İÇİN ÇABALIYORUZ

*Görevden alınan akademisyenler son dönemde en çok konuşulan, tartışılan konulardan bir tanesi. Kocaeli Üniversitesi’nden de çok sayıda akademisyen ihraç edildi. Sizin düşünceniz nedir bu konuda?
- Bu idari mesele benim sorumluluğum çerçevesinde olan bir mesele değil. Tabi kurumuzda çalışan, vatandaşlarımıza birtakım hizmetleri veren deneyimli arkadaşlarımız vardı. Bu arkadaşlarımızın gitmesi eksiklik yarattı ama geri kalan hukuki yönlerini bilemiyorum. Rektörlüğün, YÖK’ün, adaletin yaklaşımı neticesinde bir karar alındı. Doğru ya da yanlış demem uygun değil. Ama bu adamların Ahmet de olsa Mehmet de olsa bize faydası vardı.  Kurumlarda ben dahil olmak üzere kimse vazgeçilmez değil, herkesin yeri doldurulur. Muhakkak doldurulacak, doldurmak için çabalıyoruz. Biz eksiklik olmaması için tedbirleri alıyoruz. İnşallah arkadaşlar için de bir düzenleme olur ve onların lehine bir karar çıkar.
 
YABANCI DOKTOR YOK
*Yurt dışından gelerek hastanenizde çalışan akademisyen var mı?
- Hepimiz belirli dönemlerde yurt dışına çıkıp çalıştık ama yabancı öğretim üyesi yok. Bildiğiniz gibi Türkiye’de sağlıkta yabancıların çalışması ile ilgili kurallar var. Türkiye’ye geldikleri zaman sertifikalarını onaylatmaları gerekiyor. Çünkü gelen kişilerin sarı çizmeli Mehmet ağa olup olmadıklarını bilmiyoruz. Çalışamazlar ama labaratuvarda çalışabilirler.
 
*Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden beyin göçü oluyor mu?
- Beyin göçü de tabi ki  giden arkadaşlarımız oluyor. 22 yıldır buradayım. Çok adam geldi çok adam da gitti. Gidenler tabi ki bizi üzüyor. O gidenler kendi gelecekleri için gidiyorlar. Giden gidiyor yerine gelen kişi de onun eksiğini tamamlıyor bu bir bayrak yarışı gibi. Arkadaşlarımız gitmese keşke kalsa ama gidenlerin de çok farklı nedenleri olabiliyor. Bizim burada çok kıymet verdiğimiz arkadaşımız  Türkiye’nin çok önemli hastanelerinden birinden yıllardır davet alıyor. Çok tanınmış da bir CEO’su var. Buradaki arkadaşlarımızın hepsi idealist. Daha yüksek ücretlerle daha iyi yerlerde çalışabilirler, teklifler de alıyoruz.  Ben de öyle ama biz  buradaki insanlar garibe gurabaya fakir fukaraya hizmet etmekten mutlu oluyoruz. Aslında onların da gittikten sonra mutlu olmadıklarını biliyoruz. Gittiklerinde dönmek istiyorlar. Sadece para için sadece şan şöhret için maceraya girmemek gerekiyor.
 
“SURİYELİLER İŞİMİZİ KOLAYLAŞTIRIYOR”
*Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Suriyeli hastaları nasıl bir prosedüre göre muayene ediyorsunuz?
- Bizde acil şartlarda gelen herkese acil müdahale yapılıyor. Ama Suriyeli vatandaşlar mümkün olduğu kadar sevkle gelmek durumunda. Biliyorsunuz Valilik aracılığıyla bazen ödemeleri yapılıyor. O çerçevede gelen olursa bizim işimizi kolaylaştırıyor. Biz döner sermayeyle bu hastaneyi yürütmek durumundayız. Zaten bütün yaptığımız hizmetlerimizin karşılığı olan bedeli alamıyoruz. Zarar etmek durumunda kalıyoruz çünkü siz işlem yapıyorsunuz devlet 3 TL veriyor, siz o işlemin aletini 10 TL’ye alıyorsunuz. Bazı işlemlerden de bunu dengeleyecek bir sisteme gidiyorsunuz. Bu tür işlemler olduğu zaman bunun karşılığının da ödendiği bir sistem olması lazım. Ama diğer hastanelerde yapılamayan bir işlem olduğu zaman tabi ki kabul ediyoruz. İl Sağlık Müdürlüğü ile Kamu Hastaneleri ile sürekli istişare halindeyiz. Tabi ki ülkesinden olmuş insanlar, onlara da bir şekilde hizmet vermek gerekiyor. Onu da devletin bize verdiği imkanlar çerçevesinde yapıyoruz yapacağız.
 
*Organ bağışında ne durumdayız Kocaeli olarak?
- Organ naklinin transplantasyon işleminin bütün hastanelerde olması gerekiyor mu sorusunu ben bir hekim olarak cevaplarsam gerek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü çok üst düzey deneyim gerektiren bir iş. Çünkü bir organı alıyorsunuz başka hastaya takıyorsunuz deneyim oranı yüksek olanlarda başarı artıyor, deneyim fazla olmadığında başarı da düşüyor. Bizde böbrek ve kornea transplantasyonu yapılıyor. Karaciğere de geçilebilir. Bizim organ nakli koordinatörümüz var ve bilgilendirmeye çalışıyor. Hasta yakınlarını organize ediyor. Buna çabalıyoruz ama bilinçlendirme daha fazla yapılmalı. Net bilgilendirmeler yapmak lazım. Geleneksel, dinsel ve bilimsel anlamda vatandaşın buna teşvik edilmesi lazım. Yapılan çalışmalar var, Türkiye’deki rakamların da arttığını görüyoruz.
 
SANATÇILAR DESTEK VERECEK
*Meme kanseri ile ilgili seminerleriniz oluyor. Bilinçlendik mi eskiye nazaran?
- Kanserde farkındalık artıyor ama bu farkındalık insanlarda endişeyi de arttırabiliyor. Bu nedenle de endişeleri arttırmayacak net bilgilendirmeler yapmak gerekiyor. Bundan 3 yıl önce meme kanseri halkı bilgilendirme kongresi yapmıştık. O tür organizasyonları yine yapmak istiyoruz. Ses getirici çalışmalar yapılabilir. Bu sabah bazı sanatçıların bizim hastanemize bağışlanmak üzere bir takım konserler yapmak istediklerini duydum ve çok mutlu oldum. Mesela böyle bir organizasyonu tekrar yaparak, ardından da sanatçılarımızla konser vererek ses getirebiliriz. Karınca kararınca bir farkındalık yaratılabilir bir gelir aktarımı olabilir. Biz de onu hastalarımızda kullanırız. Bu iyi bir şey olabilir. Bunun dışında kanser artıyor çünkü kanser tanısı koyabileceğiniz imkanlarımız arttı. Olumlu olarak da bazen kanserleri çok erken yakalıyoruz. Kanserlerden ölüm oranları azalıyor. Erken tanıyorsunuz, ona göre bir tedavi uyguluyorsunuz, tedavi imkanlarında da gelişmeler var. Hergün yeni bir yöntem, ilaçlar geliştiriliyor. Bu da sonuçta yaşam süresini uzatıyor.
 


“HAYVANINA BAKAMAYANLAR BURAYA BIRAKIYOR”
*Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda görevli Prof Dr Macit Selekler bir köpeği bıçaklayarak öldürmüş ve çok büyük tepkiler almıştı. Meslektaşınızın böyle bir olayla gündeme gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- O bireysel bir mesele. Yapan arkadaşımız profesör olabilir ama insan. Reflekslerinden birini aşırı bir şekilde kullanmış ve bu olay yaşanmış. Hayvan hakları çok önemli. Ben burada bir konuya değinmek istiyorum. Hastanemizin çevresinde bizi rahatsız eden köpekler var. Biz bu konuyla ilgili çabalıyoruz. Mümkün olduğu kadar hastanemizin etrafını çitlerle çevirdik. İnsanlarımızın bir hayvan sevgisi var bu hayvan sevgisini kötüye de kullanmak söz konusu. Herkes çoluğuna çocuğuna hayvan alıyor bakamayınca da hastanelerin önünde artıklardan beslenirler, gelen insanlar şefkat gösterir düşüncesiyle gelip buraya bırakıyorlar. Bu konuyla ilgili kanun değişikliği yapılması lazım. Aklınıza estiği zaman hayvan alamamanız lazım, nüfusunuza kayıt edilmesi lazım, böyle kapı önlerine bıraktığınız zaman da hesabının sorulması lazım.
 
“BAŞHEKİMİ ISIRSIN BAK KÖPEK KALIR MI?”
*Neler yapılabilir bu konunun çözümü için peki?
- Bizim burada insanlar hayvanları seviyor olabilir ama buraya hayvan bırakmaması lazım. X şehrinden y şehrinden buraya hayvan bırakılmaması gerekiyor. Bu konuyla ilgili de çalışma yapılması gerekiyor. Büyükşehir Belediyesi de İzmit Belediyesi de çalışıyor. Bu hayvanların daha fazla buraya getirilmemesi gerekiyor. Bu hayvanlardan korkan insanlar da var. ‘Başhekimi ısırsın orada köpek kalır mı?’ demişlerdi. Isırmasına gerek yok biz de çalışıyoruz ama o köpekleri oradan biz alırsak da hayvan düşmanı oluruz. Yasal düzenleme ve insanların da bir hastane olduğunu unutmamamız gerekiyor. Burada insanlara hizmet etmek için varız, veteriner fakültesi değiliz. Hayvanlara müdahale ettiğimizde farklı yerlere taşınması gerektiğini söylediğimizde de hayvan severlerin bizde yardımcı olması gerekiyor.
 
YAPILAN, KENDİ TOPUĞUNA SIKMAKTIR
* En fazla şiddet gören mesleklerden biri de sizin mesleğiniz. Bu konuda insanlarda bilinçlenme, herhangi bir değişim var mı yoksa hala aynı sıkıntıları yaşıyor musunuz?
- Maalesef en fazla şiddete maruz kalan mesleklerden biriyiz. Bir yakını hastalanmış, vefat etmiş insanlar arada tepki verebiliyorlar biz bunu anlayışla karşılıyoruz.  Bazen de vatandaşlar şikayette bulunmadan önce kendileri ile ilgili eksiklikleri de görmeli. Bizim de sınırlı bir gücümüz var. Belki vatandaşın gözünde hekimler kahraman olabilir ama bizim de gücümüz ve yeteneklerimiz bir yere kadar. Artı burada çalışan insanlar da kamuoyunun içinden çıkan insanlar. Onlar yanlış yapıyorsa bu yanlış bizim vatandaşımızın hepsinin yanlışı. Eğitim eksikliğimiz ile ilgili bir şey. Geri bildirimlere de saygıyla karşılık veriyoruz, bu konuda arkadaşlarımızı bilgilendiriyoruz. Ama hekime, sağlık personeline şiddet kabul edilemez. Bazen öyle olaylar yaşanıyor ama biz bunu yapanlar ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz. O anda kendi hayatını kurtaracak, çocuğunun hayatını kurtaracak insanı darp etmek, kendi topuğuna sıkmaktır. Size ya da sizden sonra gelen vatandaşa darp edilmenin ardından içten duygularla hizmet vermesini bekleyemezsiniz. Tamam bizler unutuyoruz hemen ama yine de dikkatli davranılmalı. Bu konuda vatandaşlar duyarlılık göstermeli. Unutmasınlar ki tarih boyunca var olan mesleklerden biridir hekimlik ve insanlar olduğu sürece de hekimlik olacaktır. Hekimlerin kıymetini bilmek, iyi ekonomik gelirlerinin olmasını sağlamak önemlidir. Herkesin duygusu var, doktorun da duygusu var.
 
REKTÖRÜMÜZ YAPTIKLARIMIZIN ARKASINDA
*Hastanenizde kaç poliklinik var şu an ve günde kaç hastaya bakılıyor?
- Poliklinik sayılarımız arttı. Biz başladığımızda 2 bin civarındaydı. Daha sonra 2 bin 600’lere çıkarttık. Yüzde 10 arttırıyorduk poliklinikleri ama baktık ki internette insanlar randevu almakta sıra almakta zorlanıyorlar. İnternetteki kotalarımıza bakan vatandaşlarımız randevu alamıyor ama polikliniklere gelen bütün hastalarımıza arkadaşlarımız bakıyor. Biz şimdi internet üzerindeki kotaları da arttırdık. Özellikle belirtmek gerekiyor yeşil kartlılar direk hastanemize gelebiliyor. Vatandaşlar pataloji sonucunu, radyoloji sonucunu internetten alabiliyor. Önümüzdeki süreçte UNİBEL Polikliniği gibi bir şey yapılabilir. Prof Dr Sadettin Hülagü’nün de, benim de aklımdan geçen aşağıda eski UNİBEL’imizin olduğu yerde bir polikliniğin oluşturulması, bir MR cihazının oraya kurulması gibi bir sistem, ring sistemi oluşturulabilir. İnsanlar gelir işlemlerini yapar ve o zaman üniversiteye çıkmakta ne var ki. Bunların üzerinde çalışıyoruz. Rektörümüzün bizim yaptığımız çalışmaların arkasında olduğunu bilmek bizi rahatlatıyor ve işleri daha dinamik bir şekilde çözüyoruz. Bunun yanında sayıyı arttırmaktan çok kaliteyi sürdürmek de önem arz ediyor.
 

banner354

banner328

banner276