banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

Büyükşehir'e karşı yasal süreç başlıyor
banner234
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan Türk-İş Konfederasyonu’na bağlı Sağlık-İş Sendikası’na üye işçilere baskı uygulandığına dair iddiaları yaklaşık 2 aydır gündeme getiriyoruz. İddiaları şu ana kadar işçilerle ve Sağlık-İş Kocaeli Şube Başkanı Bülent Gökmen ile görüşen CHP Gölcük Belediye Meclis Üyesi Ali Aktepe’den dinledik. Hak-İş Konfederasyonu İl Temsilcisi, Hizmet-İş Kocaeli Şube Başkanı İdris Ersoy’un geçtiğimiz günlerde, Büyükşehir Belediyesi’nde sağlık işçisi olarak çalışan işçilerin, Türk-İş’e bağlı Sağlık-İş’ten, Hak-İş’e bağlı Öz Sağlık-İş’e baskı ile geçirilmeye çalışıldığına dair iddiaları yalanlayan beyanatları sonrası, Sağlık-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Bülent Gökmen’den gazetemize ilk açıklama gelmiş oldu. Sağlık-İş’in Toplu İş Sözleşmesi’ne tepki gösteren üyelerin, sendikalarından istifa ederek Öz Sağlık-İş’e geçtiğini ve geçmeye de devam ettiğini öne süren Ersoy’un, “İddia edildiği gibi bir baskı söz konusu değil” sözlerine ve diğer yalanlamalarına cevap veren Gökmen, sürecin bu hale nasıl geldiğini ayrıntıları ile anlatarak, Ersoy’a yönelik de oldukça sert açıklamalarda bulundu.


PARALELCİ İLAN EDİLDİ İDDİASI
Daha önce Ali Aktepe tarafından gündeme getirilen iddiaları kısaca özetleyecek olursak, Büyükşehir Belediyesi’nde sağlık işçisi olarak çalışan 150’si taşeron ve 150’si kadrolu olmak üzere 300 işçiye Hasan Aydınlık tarafından baskı kurulmuş, işçiler sendikadan istifaya zorlanarak, Hak-İş’e bağlı Öz Sağlık-İş’e üye yapılmaya çalışılmıştı. Ve sendikadan istifa etmeyen 110 kadar işçi, ikametlerinden uzak ilçelere sürgüne gönderilmişti. Gazetemizde çıkan haberlerin ardından baskı işçilerden, sendika başkanına kaymış, Bülent Gökmen, Paralelci ilan edilmişti. Son olarak ise Hasan Aydınlık tarafından görevlendirilen kadrolu bir işçi, diğer işçileri Öz Sağlık-İş’e iknaya çalışmıştı. Tüm bu iddialar Aydınlık tarafından cevapsız bırakılmış ve Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’ndan da bir müdahale gelmemişken, iddialara ilk ve tek yalanlama Hak-İş İl Temsilcisi İdris Ersoy’dan gelmişti.

İLK KEZ GAZETEMİZE KONUŞTU
Ersoy, işçilerin sürgün edildiğine dair bir bilgisinin olmadığını, böyle bir durum olması halinde kendilerine yardımcı olabileceklerini kaydetmişti. Ersoy’un iddialarına göre şu ana kadar 154 kadrolu işçiden 50-55 kadarı Öz Sağlık-İş’e üye olmuş, 150 taşeron işçinin ise yüzde 80’ni Öz Sağlık-İş’e geçmişti. Ersoy, işçiler üzerinde baskı kurduğu öne sürülen Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Aydınlık’a da sahip çıkarak, “Aydınlık, hedef alınıyor” ifadelerini kullanmıştı. Ersoy’un yaptığı bu açıklamalar, şu ana kadar kamuoyuna açıklama yapmayan Sağlık-İş Kocaeli Şube Başkanı Bülent Gökmen’i harekete geçirdi ve Gökmen, iddia olunan sorunlarını şu ana kadar gündeme taşıyan tek gazete olan bize içini döktü, Ersoy’a da sert cevaplar verdi. Gökmen, Bülent Arınç’ın ağabeyinin cenazesine katılmasından dolayı Paralelci ilan edildiğine dair iddialarla ilgili de içinde Başbakan Ahmet Davutoğlu, bakanlar ve Bülent Arınç’ın da olduğu bir toplu açılış töreninde çekilmiş fotoğrafı gazetemize gönderdi.

‘GÖKMEN İLE GÖRÜŞMEYECEKSİNİZ’ DEMİŞ
Bülent Gökmen’in yazılı olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Ben yaptığım toplantılarda işçilerimle tüm gerçekleri paylaşırım. Bir yola çıkıldığı zaman nelerle karşılaşılacağını her zaman anlatırım. Yaptığımı yapmadım diyecek kadar korkak değilim. Şunu da belirtmeliyim ki Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yetkilisi Sayın Hasan Aydınlık ile bu konuda ilk görüşmemizi yapmak üzere, Gebze’de 150 kişilik bir örgütlenme sürecini bırakarak, kendisinin çağırması sonucu makamında buluştuk. Görüşme çok olumlu geçti. İlk olan bu görüşme aynı zamanda son oldu. Ben Ankara da iken ne oldu, ne bitti anlayamadım. İşçilere baskılar başladı ve bundan sonra Bülent Gökmen’le kimse görüşmeyecek sözlerini duydum. Şaşırdım tabii ki. Ardından birçok iftira birbirini kovaladı. İşçi arkadaşlarım bana çok şiddetli baskı ve tehdit olduğunu söylediler. Ben ‘arkadaşlar aranızda toplanın ve karar alın biz Sağlık-İş Sendikası olarak kararınızı uygulayacağız’ dedim.

SÜREÇ BU ŞEKİLDE BAŞLADI


Ama bu süreçte yaşanacak sıkıntıları kendileriyle paylaştım. ‘En hafif cezanız işten atılmak olacaktır’ dedim arkadaşlara. Hatta arkadaşlar bana, ‘biz korkmuyoruz başkanım, yoksa siz sendika olarak korkuyor musunuz, devletin bize hak olarak verdiği toplu iş sözleşmesini savunmayacak mısınız’ dediler. Benim cevabım; ‘o zaman arkadaşlar kararınızı alın ve herkes imzasını atsın, ben odamdayım’ dedim. Kararlarını alan yaklaşık 130 kadar taşeron işçi arkadaşım bu kararı önüme koydu ve ‘gerekirse üst yönetime verin başkanım’ dediler. ‘Hayır, ben bu kurumun ekmeğini yedim arkadaşlar, bu hakaret olur’ dedim ve sendikamızın dosyasına koydum. Sayın Genel Sekreter’den randevu istedim, bazı vekillerle ve üst düzey yetkililerle görüştüm. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin haricinde ‘herkes davanızda haklısınız, devam edin’ dedi. Süreç bu şekilde başladı. Size ilk kez beyanat veriyorum ve konunun ne olduğunu ilk kez size açıklamış oluyorum.

NEDEN TİS GİRİŞİMLERİ OLMADI?
24 Mart 2016 Perşembe günü saat 15.56 tarihli yazınızda Hak-İş Konfederasyonu İl temsilcisi olduğunu belirten Hizmet-İş Kocaeli Şube Başkanı Sayın İdris Ersoy’un yapmış olduğu beyanatlara cevap vermek istedim. Sayın İdris Ersoy, işçilerin toplu iş sözleşmesine tepki gösterdiğini söylüyor. Buna şöyle bir cevap vermek isterim; Hizmet-İş olarak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi taşeronlarında neden hiçbir toplu iş sözleşmesi yapma girişiminde bulunmadılar? Genel başkanları Sayın Mahmut Arslan da, TRT’deki beyanında ‘200 bin işçi için toplu iş sözleşmesi yapmadık, beklettik’ diyor. Toplu iş sözleşmesi aşamasını işçi arkadaşlarıma tek tek aktardım ve hangi aşamada ne olur bildirdim. Bunu Büyükşehir yetkililerine de aktardım. Taşeron TİS’lerinde süreç tamamen İşveren sendikalarınca takip edilmiş, ‘tüm TİS’ler Yüksek Hakem Kanalı ile bitirilecektir’ diye anlattım.

ERSOY, KENDİSİNİ AÇIĞA VERDİ
Biz Sağlık-İş Sendikası olarak üyelerimize, ‘burada önemli olan bir TİS’e sahip olmanız, içeriğindeki rakamlar teferruattır’ diye bilgi verdik. Üye arkadaşlarımın cevabı ise ‘bu işi yapın, biz ücret almasak da sosyal haklara sahip olsak da yine sizlere aidat ödemek istiyoruz’ şeklinde oldu. Biz de ‘TİS olmadan aidat almayız’ dedik. Akabinde asgari ücretin artması ile belediyeler hariç tüm kamu iş yerlerinde bayram havası yer bulmuştur. Bu mutluluğa belediye çalışanları sahip olamamıştır. Şu anki baskılar da bu işin cabası. Hizmet-İş gerçekten bir sendika örneği olsaydı, ortak çalıştığı idareciye, ‘Sayın idarecim bu etik olmaz’ derdi. Ama kendi sahasını bırakarak sağlık alanına, hem de hazır TİS yapılmış alana saldırdı. Bunu da üyeleri ikna ederek değil anlaştığı idareci ile diğer idarecileri ikna ederek yaptı. Zaten baskılarla ilgili cevabı idareciler adına vererek bu durumu açığa vermiştir.

İDARECİLERİN DE SİYASİLERİN DE HABERİ VAR
Ersoy, ‘Sürgün yok’ diyor. Şaşırdım bana cevapları, sendikacı mı yoksa idareci mi veriyor? Sürgün olsa kendisinden yardım isterlermiş. Burada biraz güldüm. Bu kadar sıkıntının üzerine gülme hakkımı kullandım. Hani çoğunluk sizdeydi? Dolayısıyla işçi size gelmez. Size gelse idareye gitmiş gibi olur. Yukarıda da bahsettiğim gibi işçi tüm yaşadıklarını bizlere sözlü ve yazılı olarak veriyor. Epey kalın bir dosya oldu. Tabii ne kadar sessiz kalsalar da bu konulardan idarecilerin de siyasilerin de haberi var. Kadrolu işçi arkadaşlarıma gelince onlar vefalı insanlardır. Onlar da diğerleri gibi ekmeklerinin derdinde. 2 yıl önce bu sendika onlar için ellerini taşın altına koymuştu, bunu eskiler bilir. Sonucunda da Sayın İbrahim Karaosmanoğlu ve Sendikamız Genel Başkanı Sayın Hasan Öztürk’ün görüşmeleri neticesinde Büyükşehir, babacanlığını göstermiş ve her üyemize 2000 lira ikramiyeyi tek seferde ödemiştir. O gün bize inanmayanlar bu güzellikten faydalanamamıştı.

BENİ VEBALI GİBİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORLAR


Ben yaklaşık 2 aydır taşerondaki üye arkadaşlarımı öteliyorum. ‘Sabredelim, kurumlar kişilerden ibaret değil, elbet 2 yıl önce çıkan babayiğit bugün de Allah’ın izniyle bu eziyete bir dur der’ diyorum. Şu ana kadar tam aksine eziyet ve baskı arttı. Yani burada gördük ki bu işçilerin durumu kimsenin umurunda değil. İşçi arkadaşlarımın dertlerini dinledim ama anlatmak istediğimde beni bir vebalı gibi çevreye lanse etmişlerdir. Maalesef bunlar tutmaz, ben bu şehirde doğdum ve büyüdüm. 50 yıldır sülalem bu şehirde yaşamaktadır. Şehrimize dün gelen insanların çirkin iftiraları buralarda tutmaz. Bu ülkeye birçok emeği olan ve çok sevdiğim Sayın Bülent Arınç ile yaptığım görüşmeleri dahi farklı noktalara taşıyan bu insanlara ‘yazıklar olsun’ diyorum. Biz bir sendikayız, tüm siyasilere eşit uzaklıktayız. Her partiden arkadaşım, akrabam ve üyem var.

ARINÇ İLE BİRLİKTE AÇILIŞ YAPTILAR
Bu ülke nasıl bizimse ülkesine hainlik etmeyen her partiyle görüşürüm, konuşurum, fikir alışverişinde bulunurum. Yine bazıları bilsinler ki benim üzerimden ya da onun üzerinden karalamaya kalktıkları insanlara yaptıklarının bedelini er ya da geç Allah katında herkes verecektir. Şunu da belirteyim ekte gönderdiğim fotoğrafta Sayın Başbakanımız ve Sayın Bülent Arınç birlikte Manisa’da açılışta idiler. Bu konuya değinmem, atılan çirkin iftiralara cevap olmasıdır. Bu arada bizler sabırla kurumun tehditlerden vazgeçip kanun hükümlerini uygulamasını beklerken üyelerimize hiçbir şekilde haber ya da eylem yapılmasına müsaade etmedim. Kurum, bu durumu fark eder dedim. Ne yazık ki işçilerin çektiği eziyetler, zaten zar zor geçinmeye çalıştıkları maaşlardan ekstra ödedikleri yol ücretleri, iş barışının bitişi, kimsenin umurunda değilmiş. Ama dedik ya Sağlık-İş Sendikası yol arkadaşlarını yalnız bırakmaz.



ERSOY, ONLARLA İLGİLENSE YA
Eziyetlerine ortak olamadığımız arkadaşlarımızın sürgün yaşadığı ilçelere gidip gelebilmeleri için yol ücretlerini de ödedik. Sırf kurumla çatışma olmasın diye. Tabii sabrımız ne Hz. Yunus’un sabrı, ne de Hz. Eyüp’ün sabrı kadar olamaz. Duruşlarını bozmayan, kendi aralarında birlik sözü verip birlikte duran işçilerimize selam olsun. Sayın İdris Ersoy, sağlık işçilerinin sorunlarıyla ilgilendiğini söylüyor, ne kadar güzel. Şu özel idarelerden geçen yevmiyeleri normal çalışan işçilerden çok düşük olan işçiler var ya 2 senedir ‘ücretlerimiz düşük’ diyen arkadaşlarımız. Kendisine de telefonda bildirmiştim. Bu arkadaşlarla ilgilense hem de kendi üyeleri yevmiyelerini yükseltse ya. Beni telefonlarla arayan, yolda karşıma çıkan belediyede kendi alanındaki taşeronlar var ya ‘çok sıkıntılarımız var bizimle ilgilenen yok’ diyen arkadaşlarla ilgilense ya.

BELEDİYE-İŞ’E GEÇİN TAVSİYESİ
Ama ben arkadaşlara tavsiyede bulunuyorum; sizin alanınızda sendika istiyorsanız Belediye-İş Sendikası var. Birçok alanda kadrolu ve taşeronda TİS imzalıyor. Zaten duyduğum kadarıyla Belediye-İş Sendikası’na geçmek konusunda kendi aralarında örgütlenmeye başlamış arkadaşlar. Buradan tebrik ediyorum. Sayın İdris Ersoy, çoğunlukla ilgili rakamları sermiş ortaya, biz yalandan haya ederiz. Herkese de tavsiye ederiz. Cuma günü bir araya geldiğimiz 50 kişilik TİS imzalanan belediye taşeronları ile fotoğraf çekildik, Facebook sayfalarımızda yayınladık. Sadece rakamlarının gerçek dışı olduğunu fotoğraflarda da sayabileceğiniz bu sayı, toplam taşeronun yüzde 27 sini oluşturmaktadır. Görsel beyan, kendisine tavsiye ederim. Gerçi ona yardım eden idarecisiyle bile bu sayıyı yakalayamaz.

KENDİ ÜYELERİNİ KAYBEDECEK
Diğer grup taşeron sayısı, baskıdan istifa edenler, bunlar kendi isteği ile istifa etmediler, belirtmek isterim. Serbest bırakıldıkları an sendikamıza geçmeye hazırlar. Bu grupta ise yüzde 50’nin üzerindeyiz. Kadrolu taşeronlardaki durum şöyle, yaklaşık 20 kişi Mezbahalar Müdürlüğü’nün küçültme çalışmalarından dolayı farklı iş yerlerine gönderilen üyelerimizdir. Bunlar işten çıkarılmamış, belediye kendi imkanları ile farklı yerlerde istihdam etmiştir. Bu durum gayet doğaldır. Bu kişilerin üyelikleri, iş kolu değişikliği nedeniyle otomatik düşer. Bunu bile kullanıyorlar, ilginç. Bizle uğraşırken kendi üyelerini kaybedecekler, farkında değiller. Gerçi hiç üzülmem. Diğer 10 kişilik istifa ise idareci baskısı, gelecek rüzgarından korkanlarındır. Ama kendi isteği ile farklı sendikaya geçen herkese saygı duyuyorum. Onlar duymaz.

GENEL MERKEZ VE ŞUBE DESTEĞİ


Bu meseleler başladığında Sağlık İş-olarak ilk görüşmeyi yaptığımız, İşçilerin lideri Türk-İş Genel Başkanı Sayın Ergün Atalay’ın sendikamıza ve bana sözü; ‘Bülent Başkan, bu iş nereye varırsa varsın yanınızdayım’ olmuştur. Ankara’da görüşmüş olduğum bazı Genel Başkan ve Genel Merkez Yöneticisi arkadaşlar da ‘siz hazır olduğunuzda biz de hazırız’ şeklinde cevap vermişlerdir. Kocaeli’mizde bulunan şube başkanı arkadaşlarımızdan konuyu duyanlar ‘yanınızdayız’ şeklinde cevaplar vermişlerdir. Kendi genel başkanım, genel merkez yönetimindeki arkadaşlarım ve sendikamız şube başkanları da dahil yanımızda olan herkese işçi arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum.

YASAL SÜRECİ BAŞLATIYORUZ
Sendikamızın kurucu Genel Başkanı merhum Mustafa Başoğlu ve Sayın Genel Başkanımız Hasan Öztürk’ün söyledikleri gibi bu sendika dualarla kuruldu, Allah bize yardım eder. Bu bilgilerden sonra, derhal hukuki başvuruların başlaması adına genel merkezimize tüm tutanakları ileteceğiz. Ayrıca üyelerimizin talebi bu işin sorumlusu hakkında ilk başta Kocaeli’de, daha sonra Türkiye genelinde imza kampanyası başlatmak üzere genel merkezimizden yetki isteyeceğiz. Bazı sendikalar konuşur, Türk-İş ve Sağlık-İş yapar.”

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237