banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

BU KENTTE ALTERNATİFİM YOK
banner234

ŞEBO

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BU KENTTE ALTERNATİFİM YOK


 

İşimi çok seviyorum ve bu günden güne artarak devam eden bir alışkanlık halini almaya başladı. Yükselen Değerler çok sağlam bir proje ve bu projeye can veren yürekler de öyleymiş. Bunu, daha önce yapılan röportajlara şöyle bir göz gezdirme olanağım varken şimdi koskoca bir projenin yapımını üstlendiğimde daha iyi anladım. Çünkü ben, tam da bu projenin ismine yakışan bir ismi tanıma şansı yakaladım.

Bu şehirde hatta bu ülkede bir yerlere gelmek, marka olabilmek, öyle kolay iş değil. İşini özü ile sözü ile benimseyip çevresine olan saygınlığı ve kalp güzelliği ile başarılı olabilen nadir insanlardan birisi Şebnem Öztürk. Onun arkasında çok sağlam, yıkılmaz bir kalesi var, nasıl başarılı olmasın? Şebnem Öztürk, kocaman ve son derece estetik döşenmiş Shovroom’unda uzun süren saatler çalışıyor ama çalışırken kendisini aile sevgisinden ilgisinden mahrum bırakmıyor. Üç katlı harikulade iş yerinin teras katına şirin mi şirin bir yuva kurmuş sevgili Şebnem. Annesi Gülten hanımın nefis yemekleri, babası Muzaffer beyin tatlı sataşmaları, kızının her işini kolaylaştırması derken, kendinizi sıcacık bir aile ortamında buluveriyorsunuz. Üçüncü katta tam bir şımarık kız çocuğu gibi olan Şebnem Hanım. Ofisine geçtiğinde ise ciddi, kendinden emin, tuttuğunu koparan başarılı bir iş kadınına dönüşüyor. Aslında onu sizlere öyle çok ta uzun uzun anlatmaya gerek yok çünkü Yükselen Değerlerin sıkı takipçileri benden daha önce tanıma şansına sahip olmuşlardı Şebnem hanımı. Biz ikinci kez yine aynı projede bir araya geldik Öztürk’le. O gün hayallerini anlatan Şebnem Öztürk’e bugüne dair hayallerini nasıl gerçekleştirdiğini sorduk. Eğlendik, konuştuk, çay içtik, annesinin elinden nefis börekler yedik... Onu yakından tanıdığımda beni bir saatte bu kadar mutlu eden birinin, organizasyon işinde bu denli başarılı olmasına şaşmamalı. İnanıyorum ki sizler de yapmış olduğum bu keyifli röportajın sonunda, benim gibi hissedeceksiniz. Hadi öyleyse, şimdi herkes Şebnem Öztürk’lü dakikalara buyursun…

 

***Yükselen değerlerin sıkı takipçileri sizi tanıyordur ancak tanımayanlar için biraz kendinizden bahseder misiniz?

Şebnem Öztürk. 33 yaşındayım. Bildiğim ve eğitimini aldığım iş öğretmenlik. Kocaeli üniversitesi 2004 Rekreasyon mezunuyum. Mezun olur olmaz devlet bizlere öğretmenlik yapma hakkı tanıdı. Bende kariyerimi öğretmenlik adına yapacağımı düşünerek özel Atayurt kolejinde ilk işime başladım. 4 seneye yakın bir öğretmenlik deneyimim oldu. Sonrasında okulumuz kapanmak zorunda kaldı ve dolayısıyla biz 62 öğretmen açıkta kaldık.

IMG-20141102-WA0002

 

ESASINDA HİKÂYE BÖYLE BAŞLIYOR

***Peki, organizasyon işine atılmak fikri nasıl oluştu?

Biz bu işle uğraşmadan önce annemin Kocaeli merkezde 18 - 19 senelik bir terzi dükkânı vardı “Şebnem moda evi” adında. Ablam ise otelcilik yapıyordu Antalya’da. Biz onu aile baskısı ile buraya getirdik ve şehir otelciliğine başladı. O sıralar annem de artık terzilik yapmakla alakalı isyan bayrağını çekmişti. Bizlere bu konudaki şikâyetini dile getirdiği bir akşam ablam; “bak Şebnem ikimiz de maaşlı çalışan insanlarız. Gel seninle bir ticaret yapalım. Ben sana arkanda maddi ve manevi destek olurum ama bu işi götürecek olan sensin. Gel bu işi sana açalım deyip organizasyon şirketi kurma fikrini ortaya attı.

***Peki, o sıralar bu iş bu kadar yaygın bir sektör müydü ?

Hayır, bu kadar yaygın değildi. Yani en azından Kocaeli’de değildi. Yoksa İstanbul’da bu işi yapan birçok şirket vardı. İlerleyen zamanlarda gördüm ki bu iş Kocaeli’de tek ellerde kalmış ve sektörel anlamda ciddi bir gelişme gösterememiş. Yani ciddi bir boşluk varmış ve ablam onu gözlemlemiş.

***Eğitimini almadığınız ve hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığınız bir işe adım atmak sizi hiç korkutmadı mı?

Zaten ben ilk başlarda bu işe karşı çıktım ve hayır dedim. Çünkü dediğiniz gibi bu işin alt yapısını bilmiyoruz, eğitimimiz yok, her şeyden önce para alışverişini bilmiyoruz. O yüzden ilk önce bu işin altından kalkabilecek miyim bunun peşine düştüm. Ve biraz araştırma yaptım. İstanbul’da çok önemli hatta şuan Çırağan sarayının organizasyon işleri ile anlaşma yapan bir firmanın, tabiri caizse sarı çizmeli Mehmet ağa gibi giderek kapısını çaldım.

IMG-20141102-WA0000

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

***Büyük cesaret. Peki nasıl karşılandınız?

Öncelikle gittiğim firma iki ortaklı bir şirketti ve ikisi de Boğaziçi mezunuydu. Tabi önce kendimi tanıttım. Nereden geldiğimi ve bu işin inceliklerini öğrenmek istediğimi söyledim. Onlarda sağ olsunlar kırmadılar beni ve artısıyla eksisiyle bu işin tüm detaylarını bana anlattılar. Sonuçta ben bu işe altı yıl önce yani, henüz 26 yaşındayken başladım. Korkularınız olması çok normal. Zaten bu işi doğru ve başarılı bir isme danışmış olmasaydım, belki de şu an bu meslekle ilgilenmiyor olacaktım. Bu duruma ben kendi açımdan tamamen şansım olarak bakıyorum. Ya da nasip böyleymiş.

***Sonra…?

Toplantı sonrası olumlu düşüncelerle döndüğüm İzmit’te, tekrar bir aile toplantısı yaparak kararımı açıkladım ve biz annemin o sıralar mevcut olan terzi dükkânını bir gecede yıkıp mimara teslim ettik.

HAYAT KİMYA BENİM İÇİN ÖNEMLİ

***Sizinki iyi cesaretmiş doğrusu?

Öncelikle bu iş tek başına başarıya ulaşabileceğiniz bir meslek dalı değil. Bunu her zaman söylerim benim en büyük şansım, ailemin maddi manevi her zaman yanımda olmasıydı. Çünkü bu iş hakikatten ciddi anlamda bağlılık ve maneviyat gerektiren bir iş. Pes etme şansınız da var, birilerinin sürekli sizi itelemesi de gerekiyor. Karşılıklı fikir alışverişi şart. Ben bunu ailemle beraber başardım.

***İlkler özel ve önemlidir insanların hayatında. Siz ilk işinizi aldığınızda neler hissettiniz?

Tabi inanılmaz bir heyecan oluyor bir kere. Ama güzel hazırlanmışsanız ve ekibinize de güveniyorsanız geriye sadece olayın tadını çıkartmak kalıyor. Ben bu yolculuğa ilk, Hayat Kimya ile merhaba dedim. Bu yüzden Hayat Kimya benim için önemlidir ve oradan da aldığım güzel ve olumlu sonuçlar dâhilinde gerisi geldi zaten.

***Peki, sermaye açısından büyük bütçelerle riske girdiniz mi?

Esasında ben bu işe çok minimal bir para ile başladım. Tabi en büyük şansım küçükte olsa hali hazırda bulunan bir dükkânımızın olmasıydı. Çünkü sonuç olarak yeni bir iş kurmak zorunda kalmadan farklı bir konsept de olsa, bayrağı devraldım. Esasında biraz hazıra kondum.

***Görünüşe bakılırsa iyi de kazanıyorsunuz. Malzemeleriniz, ofisiniz süper..?

Teşekkür ederim. İnanın çok güzel işler başardık ama şu ana kadar bu paralarla zengin oldunuz mu diye sorarsanız hayır. Bu işin öyle inanılmaz bir zenginliğini yaşamadım. Zaten olsa da yaşamazdım çünkü daha çok mütevazı yaşamayı seviyorum. Bu işte devamlı kendini yenilemen, malzemeye yatırım yapman gerekli. Amortismanı çok fazla olan bir iş ve haliyle “oh şu sene de şu kadar kenara attım” diyemedim. Kazanmıyor değilim ama işime yaptığım yatırımlarla olsun, çıkardığım işlerle olsun, artık bu kentte bir Şebnem Öztürk gerçeği var. Dolayısıyla benim önceliklerim her zaman bunlar oldu. Şimdi de bir takım duyumlar alıyoruz. Şebnem çok pahalı çalışıyor diyorlarmış.

 

ŞEBNEM ÖZTÜRK ORGANİZASYON ÇOK PAHALIYA ÇALIŞIYOR

***Ama yine de firmalar sizi tercih ediyor. Bu peki sizce ne ile alakalı?

Bu eleştirilerle karşılaşmam aslında çok normal. Ben bunlara takılmıyorum çünkü meyve veren ağaç her zaman taşlanır. Ne dedim? Bu kentte artık bir Şebnem Öztürk Organizasyon gerçeği var. Herkes bunun farkında. Tabii ki bu tarz kelime oyunları ve aslı astarı olmayan iddiaların ortaya atılmasını da bu yüzden çok normal buluyorum.

***Aynı işi yapan çok kişi olması da bu dedikoduları çıkartıyor olabilir mi?

Aslında çok kişiden ziyade bu işi iyi yapabilen kimler kaldı önce ona bir bakmak lazım. İnanın bir elin beş parmağını geçmez saymaya kalksam. Ama tabii ki ben her zaman işim konusunda kendimi tek geçiyorum. Bu kente profesyonel organizasyon işini getirdim. Şimdi bu işin bir sorumluluğu var ve her sorumluluğunda bir bedeli var. Bu bedelin karşılığı, aldığım hizmetin karşılığı. Bu lütfen saptırılmasın. Biz tamamen bütçeyle alakalıyız. Çünkü organizasyon ucu çok açık bir meslek ki biz bu sınırları zaten davet sahibi ile karşılıklı belirliyoruz. Yani biz size nasıl yardımcı olabiliriz ile başlıyoruz cümlelerimize. Kısacası bu tamamen arz ve taleple ilgili bir şey.

 

***Suistimale de açık bir iş sanki, yanılıyor muyum?

Aslında bizim işimizde çarpılacak kalem, handikap o kadar fazla ki. Örneğin ben cuma cumartesi ve pazar günleri ard arda sandalye ve masa giydirme olan bir düğün işi aldığımı farz edelim. Önceki düğünde giydirdiğim masa ve sandalye örtülerini ertesi günkü yapılacak olan düğün için kuru temizlemeye göndermeden kullanabilirim.

***Yani bunu yapanlar var mı diyorsunuz?

 

Evet ve bu tarz çalışan o kadar çok firma biliyorum ki. Hatta bırakın bir ertesi günkü düğünü, bir ay yıkamadan aynı malzemeyi kullananları biliyorum.

IMG-20141102-WA0003

 

KENDİ EKMEKLERİNİ, KENDİLERİ BALTALIYORLAR

***Bir tarafta başarınızı çekemeyenlerin asılsız iddiaları, diğer taraftan işinizin yarattığı sıkıntılarla uğraşmak zor olsa gerek?

Yok, aslında bu iddialara kulak asacak boyutu çoktan aştım ben ama meslekle ilgili sıkıntılarım olduğu doğrudur. Mesela bizim işimizi gösteren en büyük malzemelerden birisi çiçektir ve ne yazık Kocaeli de doğru düzgün bir çiçekçi bulmak zor. Örneğin bir ara ilimizden bir çiçekçiyle çalıştım. Fakat o da dâhil hiç birisi işini düzgün yapmadı.

***Ne tarz sorunlar yaşadınız?

Bazısı fiyatlandırmada size kazık atmaya çalışıyor. Siparişler yanlış geliyor. Şamdanın üstünde çiçek yerine baktığınızda sadece bir yeşillik var. Yani kendi ekmeklerini kendileri baltalıyorlar. Sonra diyorlar ki neden bizimle çalışmıyorsunuz? O nedenle İstanbul çiçekçisi ile çalışıyoruz. Öncelikle siparişlerimiz erken geliyor. Belirlediğimiz konsept renkleri dışına çıkılmıyor. Sonra, örneğin anlaşma yaptığımız organizasyon işinde canlı çiçek kullanılmamız istenmişse organizasyon sonunda gönderdikleri çiçekleri ben evimde kırk gün saklayabiliyorum. Zaten bir organizasyonu gösteren çiçektir.

HER ORGANİZASYONA EVET DEMEM!

***Bu kadar seçici olmanın maddi olarak da büyük bir bedeli olsa gerek?

Satın almamızın yüksek olduğu doğrudur. Bunun için de verilen fiyatlarda yüksek oluyor ama önemsemiyorum çünkü bize bizim kıymetimizi bilen, iş ahlakımızı kaldırabilecek, verdiğimiz sorumlulukları kendi sorumluluklarıymış gibi üstlenebilenler lazım. Kısacası herkesle çalışmadığımız gibi her organizasyona evet diyebilecek bir tarzımız da yok artık. Kısacası seçiciyiz.

MASAMA ÜÇ DESTE PARA ATTILAR

***Sizi bu kadar seçici olmaya iten sebep nedir?

Örneğin; başıma gelen bir olayı anlatayım sizlere. Bir düğün sahibi var birde davetlimiz. Düğün sahibi davete uymayan bir konsept yapmamı istedi benden. Bu işi yaparken öncelikle ekip olarak zevk almamız gerekiyor. Sırf düğün sahibi bana masamın üstüne üç deste para atıp “parasıyla değil mi” dediği için almadım o işi. Çünkü düğün yerine gelenler o organizasyonu Şebnem Öztürk Organizasyon yapmış diyecekler. Bakın meslekte altı yılımı doldurdum ve bir günde üç bin kişiye düğün yapacak bir alt yapıya sahibim. Çünkü kendimi öyle hazırladım. Ama yapmıyoruz çünkü güzel işler çıkarmak için o işi severek ve eğlenerek yapmalıyız. Bizim önem verdiğimiz durum bu.

 

***Ben bu kent için en iyisiyim diyebilir misiniz?

Tabii ki en iyisiyim. Alternatifim yok. Ticaretin bana öğrettiği bir şey var. Etrafımdakilerin benim için söylediği hiç bir şeye kulak asmıyorum. Kulaklarım tamamen onlara tıkalı. Ben kendimi eleştirebilirim. Benim savaşım da yarışım da kendimedir. Çünkü zamanında çok ciddi şeyler aştım. İlk burayı açtığımda “yok bu kadar büyük bir showroomda yapamaz, kapatır, pes eder” dediler. Bu tarz şeyler sürekli kulağımıza geldi. Çünkü bu kentin böyle bir tarafı var. Bu kent, bazen iyi olmanızı istemeyen ama alkışlamaktan da geri kalmayan bir kent.

***Bu kentle ilgili de sıkıntılarınız var sanırım?

Ne yazık ki evet. Örneğin gençsiniz, girişimcisiniz, kadınsınız, erkek gibi çalışıyorsunuz gecenizi gündüzünüze katıyorsunuz. Bunu alkışlamak yerine hala eleştirmek gibi bir tavrı var bu kentin. Bu kentte goy goyculuk, ahbap çavuş ilişkileri çok fazla. Tabi biz bunlara aldırış etmiyoruz. Biz işimize bakıyoruz çünkü biz onunla varız. Herhangi birisinin tanıdığı olduğumuz için veya arkamızı sıvazlayanların sayesinde büyümedik. Biz kendi halimizde, kendi savaşımızla büyüdük.

 

ABLAMIN BAŞINI ÖNE EĞDİRMEDİM

***Peki, yine gündemde sizinle ilgili “ablanızdan yardım alma” faktörü var? Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Aslına bakarsanız bu son derece normal bir alışveriş.  Ayrıca bu konudan da hiç rahatsız olmuyorum çünkü zaten bu bir aile şirketi. Buranın kurulmasında ve bugüne gelmesinde ablamın çok büyük etkisi var. Sonuçta kan bağımız kardeşlik. Birbirimizi kayırmamız sizce de çok normal değil mi? Ayrıca ablama gelen işlerde beni tercih etmeleri ablam olduğu için verilmiyor; Şebnem Öztürk Organizasyona veriliyor. Sonuçta sırf ablam diye ortaya başarılı eli yüzü düzgün işler çıkartamayan birisine de kimse iş vermez bu da unutulmasın. O ince çizgiyi iyi ayıralım lütfen.

***Çok doğru… En ufak bir hata ablanıza da ters etki eder aslında?

Tabiî ki öyle… ablamın vasıtası ile gelen işleri eğer başaramazsam bu ona da yansır. Ama çok şükür hiç ablamın başını öne eğdirmedim. Aksine zaten bir zaman sonra bu işi yaptığım ve başarılarımda duyulmaya başlanıldıktan sonra insanlar kendileri teklif sunmaya başladılar.

***İyi bir ikilisiniz ama.

Biz iyi bir ikili değiliz esasında, biz çok yürekli bir aileyiz. Çünkü organizasyon yürek işidir. Organizasyon şirketi olmak bir iş değil, iş onu layığı ile yapabilmektir. Zaten eş dost ahbapla bir yere kadar sürdürebilirsiniz. Benim en büyük referansım işim. Ben kendimle rakibim.

 

BU KENT İNSAN SATMIYOR

***Bundan sonraki projelerinizden biraz bahseder misiniz?

Şimdi yılbaşı organizasyonları var önümüzde. Antalya Titaniklerin yılbaşı galalarını yapıcağız.  Bursa’da bir alışveriş merkezinin süslemesi yapılacak yine. Gelenekselleşen düğün açılışları davetler ve kokteylleri zaten yapıyoruz. Bu kentin zaten en çok o tarafını seviyorum. Alıştığı insanı satmıyor. Özelliklede kurumsal firmalar… isteseler de sattıramıyorlar.

***Şebnem organizasyon bu kentte bir marka olmayı başarabildi peki şimdiki hedefiniz nedir?

Şimdi bu kent tabii ki belirli bir doyum noktasına ulaştı. İşin kötü tarafı da artık bende kabuğuma sığmıyorum. İstanbul’da bir şube açacağımı müjdeleyebilirim. Bundan sonra Şebnem Öztürk organizasyon şubeleşmeye gidecek. Ama ilk önce bu kadar eleştirsemde bu kentle bir yere geldim ve işin açıkçası bu kenti de kimseye bırakmaya niyetim yok. Çünkü biz bu kentte doğru organizasyon anlayışını oturtabilmek için çok emek verdik.

ANNE OLMAYA GEÇ KALMAK İSTEMİYORUM

***İş hayatında epey bir yol kat etmişsiniz bu özel yaşantınızda da böylemi?

Bakın ne güzel yaklaşık bir saattir Şebnem Öztürk’ün başarılarını konuşuyoruz. Ama ben özel ilişkilerimde bu kadar başarılı olamıyorum.

***Neden ?

Bir kere çok sağlam bir duruşum ve tuttuğunu koparan cabbar bir kadın modelim var. Her ne kadar beyefendiler, biz kendine güvenen ayakları yere sağlam basan güçlü kadınlar istiyoruz deseler de erkek adam aptal kadın istiyor. Aslında o kadar kendi işimi kendim görmeye alışmışım ki eksiğini de hissetmiyorum açıkçası ama anne olmaya geç kalmak istemiyorum. Tabi anne olmaya geç kalmak istemiyorum derken, babası olamayacak bir adamı da tutup kendime koca yapmam.

***Bu güzeldi gerçekten J Peki, bu işin orta yolu yok mudur?

Hani derler ya seninse gelir Yemen’den, değilse senin bile olsa kayar gider elinden. Yani bu işin orta yolu kısmet. Etrafımda bir sürü insan evleniyor. Bu işi yaptığım içinde sürekli tanık oluyorum ve bu yüzden çok iyi gözlemleyebiliyorum. İnanın evlilik çok zor bir müessese, yürütmekse hiç kolay bir şey değil. Kısacası şu anda gelecekteki planlarımın arasında evlilik yok.

***Ama illaki olacak. O zaman geldiğinde kendinize nasıl bir düğün organizasyonu düşünüyorsunuz?

Açıkçası bana ciddi anlamda yapılan bir mahalle baskısı da bu. Özellikle yakın dostlarım bana, çok görkemli düğünler yapıyorsun kim bilir kendi düğününü nasıl yapacaksın diye soruyorlar? Terzi kendi söküğünü de dikemeyebilir. Bilmiyorum o konu ile alakalı konuşmak şu an yersiz olur. O yüzden kimse böyle bir beklenti içerisine girmesin.

ALLAH YÜRÜ YA KULUM DEDİ

***Peki, bu evliliği ertelemenin ya da geç kalmanın buradaki mutlu aile tablosunun da bir etkisi olabilir mi?

Güzel tespit. Ailemle o kadar mutluyum ki buda sebep olmuş olabilir evet. Her ne kadar işimde çok başarılı, güçlü ve olgun bir kadın gibi görünsem de aslında ben hala ailemin şımarık çocuğuyum. Onlarla vakit geçirmek birlikte bir şeyler yapmak onlarla eğlenmek o kadar hoşuma gidiyor ki. Zaten o güzel ambiansı buraya gelenler de fark ediyor. Bakıyorlar ki burada her şeyden önce bir aile ortamı var ve bu sizi her zaman bir adım öne taşıyor.

***Hayalinizdeki iş bumuydu?

Bu inanın hiç düşünmediğim bir işti. Allahın bana bir nimeti. Yani bu işi yapacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Tamamen kader. Dini inancı çok yüksek bir insanım zaten aramızda çok güzel bir iletişim var Rabbimle. Şükürler olsun ki bana yürü ya kulum dedi. Allah herkese kendi işini kurmayı nasip etsin. Güzel insanlarla karşılaştırsın.

***Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz peki?

Aslında sosyal medyadan takip edenler bıktılar benden. Çünkü en ufak bir boşluk bulduğumda hemen kaçıyorum bir yerlere. Çünkü çok yoğun çalışıyoruz. Bu yüzden boş bir anımı yakaladığımda hemen şehir dışı yapabiliyorum veya eğlenmeye gidebiliyorum. Zaten öyle var yemez bir tipte değilim.  Çünkü para bizim için amaç değil araçtır. Biz öyle yetiştirildik. Sonra kitap okumayı çok seviyorum. Spor zaten hayatımın bir parçası. Kısacası boş zamanlarımı doldurabileceğim çok şey var hayatımda.

 

YÜKSELEN DEĞERLER BANA ÇOK ŞEY KATTI

***Peki, ikinci kez yükselen değerler konuğu olmak nasıl bir duygu?

İlk konuk olduğum zamanları hatırlıyorum. Konuşamıyordum. Çok toydum. İnanın henüz yaptığım işin bile ne olduğu konusunda tam bir fikrim yokken yapmıştık Aysun hanımla o röportajı. Biz önceki dükkânımızdan çıkarken çok ağlamıştık annemle. Çünkü çok emek vermiştik oraya. Geçenlerde bu röportajı yapmadan önce şöyle bir daha önceki röportaja göz gezdirip o günleri yeniden anımsama şansım oldu ve yazıyı okuduğumda kullanmış olduğum bir cümlem beni çok etkiledi. Bir mobilyacı dükkânı gibi düşünün. Ben dört sene sonra buradan çıkıp üç katlı bir showrooma geçeceğim demişim. Tamda ben bahsettiğim gibi dört sene sonra üç katlı bir showrooma geçtim.

***Yükselen Değerlerde yer almanızın faydası oldu mu size?

Hemde nasıl… Yükselen Değerlerin bana kattığı çok şey oldu. İnanılmaz bir şekilde bana iş hayatımda ticari hayatımda özellikle kentin beni tanıması “bizde varız” dememiz adına çok güzel bir aracılık yaptınız. O yüzden yine bu röportajı yaptığım için gurur duyuyorum ve böylesine güzel bir projeyi hayata geçirdiği içinde başta Aysun Özcan Erenkaya olmak üzere, tüm Gazete Barış ve Yükselen Değerler ailesine teşekkürlerimi sunuyorum.

 

 

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cigdem Kureksiz 2 yıl önce

Şebnem her zaman her yerde 1 numara.

Avatar
Gülşah Dalkılıç 2 yıl önce

Gülşah Dalkılıç başarıların daim olsun tatlım.... herşeyin en güselini fazlaıyla hakediorsun.

Avatar
Tolga 2 yıl önce

Gerçekten süper bir röportaj arkadaşım gurur duyuyoruz.

Avatar
TC Ebru Karaoglan 2 yıl önce

Bu kentte alternatifi yok; BAŞARILARIN DAİM OLSUN ŞEBNEM'CİM

Avatar
TC Ilyas Gunaydin 2 yıl önce

TC Ilyas Gunaydin BASARILI" oldugunu bildigim icin: Simartmama gerek yok. Yukselen degersin"

Avatar
nice beraber başarılı davetlere 2 yıl önce

başarılarınızın devamını dileriz

Avatar
İSMAİL 2 yıl önce

Hizmet çok önemli kullanılan materyeller ve meblalarıda önemli ama sende onlardan fazla güler yüzün ve her yaptığın işin başında kendi özel gününmüş gibi heyecanın işte o farkın asla kapanmaz sevgili Kardeşim

Avatar
TC Aylin Sarılar 2 yıl önce

sayın writer: 5.230 uncu okurun olarak yine muhteşem bir iş çıkarmışsın. sayende okurken yine kendimi kaybettim. Düğünümde kesinlikle tercihim Şebnem Öztürk organizasyon olacak. kalemine yüreğine emeğine sağlık.. Başarıların daim olsun Altın kalem

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237