banner203
banner142
banner308

Aykurt: Emek örgütü Lastik-İş'in yaptığını kınıyorum!
banner234
1963’ten beri sendikal mücadelesini sürdüren Liman-İş’in Kocaeli Şube Başkanı aynı zamanda Liman-İş Genel Sekreteri olan Bülent Yener Aykurt, bu hafta Salı röportajlarımızın konuğu oldu. Aykurt şimdiye kadar defalarca tartışılan ve hukuki boyutlara taşınan Derince Limanı’na dolgu yapılması konusu ile ilgili olarak siyasilerin sessiz kaldığını ve ileride yapılan dolgular nedeniyle sıkıntılar yaşanabileceğini vurguladı. Aykurt dolgulara limanın bazı isimlere peşkeş çekilmek için izin verildiğini belirterek, “Kocaeli 1. derece deprem bölgesi olmasına rağmen hiçbir teknik çalışma yapılmadan sadece birilerine peşkeş çekildiği için dolguya izin verildi” dedi. Limanların özelleştirilmesinin de sıkıntıları beraberinde getirdiğini belirten Aykurt, “Özelleştirme yapılırken Türkiye’de genelde işletmenin zarar ettiğinden, özelleştiğinde ülke ekonomisine katkı sağlayacağı ve istihdamın artacağı masalları anlatılır. Biz bu masalların doğru olmadığını gördük” dedi. Aykurt “Siyasiler sessiz kaldı” derken hangi konuyu kastetti?, Birilerinin menfaatine olacak diye biz yanlış olana doğru demiyoruz demeyeceğiz” derken neyi ifade etti?, 22 işçinin sendikaya üye olduğu gerekçesiyle Evyapport’tan çıkartılmasını değerlendiren Aykurt, yetkililere nasıl ateş püskürdü?, Kocaeli’de Liman-İş’in örgütlenmesi ile ilgili yakın dönemde ne gibi çalışmalar yapılacak?, “Uyarıyoruz, kendinize gelin” uyarısını Aykurt, kimler için yaptı?, Kocaeli’de sendikacılık faaliyetlerini Yener Aykurt, nasıl değerlendirdi?, “Lastik-İş gibi güçlü bir sendikanın bunu yapmasını kınıyorum” derken Aykurt, hangi olaydan bahsetti? Liman-İş’in siyasilerle arası nasıl?, Referandum sürecini Başkan Aykurt nasıl değerlendiriyor?, FETÖ kapsamında yapılan operasyonların sendikalara yansımasını Aykurt nasıl değerlendiriyor?, Liman-İş Kocaeli şubesinde bu kapsamda alınan isim oldu mu? Tüm soruların yanıtları bu haftaki röportajımızda. Keyifle okumanız dileğiyle…
 
*Sizi tanıyarak başlayalım mı sohbetimize?
- Ben Derince doğumluyum. Evliyim, 2 erkek çocuğum var. Sendika başkanlığına 2007 yılında aday oldum seçimi kaybettim. 2011’de şube başkanlığına seçildim. İkinci dönemde yeniden kazandık. 2015’te arkadaşlarımızın teveccühü ile Genel Merkez’de Genel Sekreterlik görevine seçildim.
 
*Limanların özelleştirilmesine karşı mısınız Liman-İş olarak?
-Başlı başına özelleştirmeye karşıyız. Bunun da sebepleri var. Özelleştirme yapılırken Türkiye’de genelde işletmenin zarar ettiğinden, özelleştiğinde ülke ekonomisine katkı sağlayacağı ve istihdamın artacağı masalları anlatılır. Biz önümüzde özelleşen yerlere baktığımızda bu masalların doğru olmadığını gördük. Buna örnek İskenderun Limanı var, Samsun Limanı var. İstihdam da artmadı, ülke ekonomisine katkı da sağlanmadı. Özelleştirmeden dolayı arkadaşlarımızın tayinleri çıktı. Arkadaşlarımız gittikleri yere uyum sağlayamadı, işten ayrılan, intihar eden arkadaşlarımız oldu. Ne oldu? 300-400 arkadaşımızın çalıştığı yerlerde işveren geldi taşeronla anlaştı. Çalıştırdı, sömürdü, sömürmeye de devam ediyor. Özelleştirmenin ülkeye hiçbir katkı sunmadığını, sadece buraları alanların gökdelenlerinin sayısının arttırıldığını gördük. O nedenle de özelleştirmeye tamamen karşıyız.
 
PEŞKEŞ ÇEKİLDİĞİ İÇİN İZİN VERİLDİ
*Derince Limanı’na dolgu yapılması yıllardır tartışmaları da beraberinde getiriyor. İtirazlar yapıldı, ‘zararı yok’ diyen oldu, ‘dolgu yapılması çok tehlikeli’ diyenler oldu. Nasıl riskleri var dolgu yapılmasının? Siz karşı mısınız?
- Derince Limanı’na dolgu yapılması ile alakalı çok profesyonel bir çalışma yürüttük. TMMOB ile görüştük, üniversite ile görüştük, kıyı kanunları ile alakalı ulusal bazda kariyerleri olan hocalar ile görüştük, düşüncelerini aldık. Teknik olarak baktığınızda Körfez’de dolgu alanları yapıldığında Körfez’de ekolojik dengenin bozulacağını, sağlıksal anlamında sıkıntıların yaşanacağını biliyoruz. Kocaeli 1. derece deprem bölgesi olmasına rağmen hiçbir teknik çalışma yapılmadan sadece birilerine peşkeş çekildiği için dolguya  izin verildi. Biz davalarımızı açtık, ÇED gereklidir kararlarını çıkarttık. Halk karşı koymasına rağmen gece dolgu yapmaya devam ettiler, hala da devam ediyorlar. İnşallah ileride Soma gibi bir facia olmaz. Uzmanların görüşlerine dayanarak söylüyorum böyle bir dolgunun sağlık ve diğer yönlerden zararı olacağı açık.
 
SİYASİLER SESSİZ KALDI
Derince Limanı tekelleşmeyi önleyen bir limandı. Devlet limanı olduğu için birçok liman fiyat skalasını Derince Limanı’na göre ayarlardı şimdi o da kalktı ortadan, tamamen tekelleşti. Burası birçok limana bölge olacak. Burası Venedik gibi olacak. Safiport’un, Tüpraş’ın, Limaş’ın birçok limanın dolguyla büyüme planları olduğunu biliyoruz. Bölgenin gelecekte çoluk çocuğumuzu etkileyeceği yönünden sendikal mücadelemizi vermeye devam ediyoruz. Siyasilerimiz geçmişte bu işlerin yanlış olduğunu söylüyorlardı. Büyükşehir Belediye Başkanımız, eski bakanımız Nihat Ergün, İlyas Şeker 1 metrekare dahi dolgu yaptırmayacağız diyorlardı ama neden sessiz kaldılar anlamış değiliz. Bu işin peşini bırakmadık, bırakmaya da niyetimiz yok.
 
YANLIŞA  DOĞRU DEMEYECEĞİZ
*CHP geçtiğimiz dönemlerde bazı sendikalılar tarafından eleştirilmişti, toplumu yanlış yönlendiriyor limanlar konusunda diye. Siz ne düşünüyorsunuz?
- Buradaki mesele CHP MHP, AKP meselesi değil. Biz bu bölgede doğan, büyüyen, cenazelerini bu bölgede gömen, çocuklarının geleceğini bu bölgede kuranlar olarak çabalıyoruz. CHP bu işe sahip çıktı çok teşekkür ediyoruz, MHP de sahip çıktı teşekkür ediyoruz ama burada insan sağlığı, insanların can güvenliği önemli. Bilimsel raporlarda bu işin yanlış olduğu açık. Bu bölgede büyük oda başkanlığı yapan insanların geleceğinden toplumun geleceği daha önemli. Birilerinin menfaatine olacak diye biz yanlış olana doğru demiyoruz demeyeceğiz de. İki yıl oldu. Hani istihdam mı arttı? Kaç arkadaşımız çalışıyor orada, ülke ekonomisine ne kadar katkısı oldu, bölgeye katkısı ne oldu açıklasınlar bilelim.
Birinci gündem terör var savaş var, darbe girişimi var. Sesimizi çok duyamıyorsunuz ama biz avazımız çıktığı kadar bağıracağız ve bu işin yanlış olduğunu duyuracağız.
 
*Liman-İş Sendikası olarak limanlara dolgu yapılması noktasında tavrınız belli, bu doğrultuda mücadelenizi yürüttünüz ama ‘Derince Limanı’na dolgu yapılmasında sakınca yok’ diyen şube başkanlarınız da oldu. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bunu diyen 1 kişi var, baktığında elinde ne bir belge ne bir araştırma var hiçbir şey yok. Zaman zaman çeşitli siyasi partilerde bir yere aday olur. Gündemde kalmak adına toplumun karşı olduğu bir şeyi gündeme getirir. Elinde bilimsel raporu olan varsa çıksın, raporu paylaşsın, doğruluğunu kanıtlasın biz de destekleyelim. Biz raporlarla konuşuyoruz. Hiçbir rapor, bilgi yok. Sendikacılık yapan bir insan olarak işveren ağzıyla istihdam artacak demek yanlış. Bu mantıkla bu işi savunmak hoş değil. Gündeme farklı şeylerle gelmek lazım.
 
*Gündemden düşmeyen bir konuda Evyapport. Şu anda da işçiler ile ilgili sıkıntılar hala devam ediyor. 22 işçi sendikaya üye olduğu için işten çıkartıldı. Nasıl işliyor süreç?
- Cumhurbaşkanımız şirketlerin aşırı kar hırsından vazgeçmesini her konuşmasında vurgulamış. İşçilerin hakları kısıtlanarak kazan olmayacağını ve o kazancın haram olduğunu ifade etmiştir. Cumhurbaşkanımızın bu açıklamalarına rağmen Evyapport’un takındığı tavır doğru bir tavır değildir. O işyerinde çalışan arkadaşlarımız Liman-İş Sendikası’na üye olup haklarını arama yoluna girmişlerdir ama Evyapport’un yöneticileri arkadaşlarımızı tek tek odalarına çağırarak tehdit emiştir. İşten atmakla, ekmekleriyle tehdit etmiş, buna rağmen arkadaşlarımız korkmamış, haklarını aramaya ve sendikamıza üye olmaya devam etmiştir. Bunun sonucunda 5 arkadaşımız işten çıkartılmış, örgütlenme mücadelemizin önünde engel teşkil etmemiş ve arkadaşlarımız haklarını kullanmaya devam etti. Her geçen gün sayımız arttı.
 
TÜM LİMANI DA İŞTEN ATSALAR…
*Bunun üzerine baskılar ve işten çıkarmalar da arttı ama değil mi?
- İşveren bunu gördükçe 3 vardiyada da işveren tehditlerini sürdürdü ve 13 arkadaşımız daha işten atıldı. Her yolu denediler. Biz arkadaşlarımızın yasal haklarını korumak adına gereken davaları açtık. Baskı ve tehditleri yapan başta Sedat Topuz olmak üzere biz bilgi ve belge toplamaya devam ediyoruz. Gerekli suç duyurularında da bulunacağız. Örgütlenme çalışmalarımız da devam ediyoruz. Bütün limanı da işten atsalar bu Liman-İş Sendikası haklarını kullanacak, burası guguk devleti değil hukuk devleti. Biz Evyapport’ta örgütlenmeyi bitireceğiz. Örgütlenmeden neden korkuyorlar, acaba kanun dışı bir şey mi yapıyorlar? Neden arkadaşlarımız tehdit ediliyor? Gerekli girişimler yapılıyor. Yargı kararını verecektir. 22 kişi çıkartıldı korku ve baskı devam ediyor. Biz sizin aracılığınızla bir kez daha uyarıyoruz, suç işliyorlar zamanı geldiğinde bu suçun cezasını hakimlerin karşısında verecekler. Türk Milleti adına yargı önünde cezalarını çekecekler.
 
UYARIYORUZ: KENDİNİZE GELİN
*İşten çıkartılan liman işçileri geçtiğimiz ay işverenin düzenlediği yemek organizasyonunu basarak sloganlar atmış ve haklarını sonuna kadar arayacaklarını duyurmuşlardı. Bu olayla ilgili de herhangi bir sıkıntı yaşandı mı?
- Memlekette yüzlerce şehit verilirken, sivil vatandaşlarımız, askerimiz, polislerimiz şehit olurken, Pazar günü siyasiler, sivil toplum örgütleri şehitler için yürüyüş düzenlerken, işçileri zorla 5 yıldızlı otellere götürüp alem yapan-kimsenin yaşantısını sorguladığım için söylemiyorum- bu zihniyeti kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Liman yöneticilerini göbek atarken izlemişsinizdir. Nedense milli meselelerde hiç duyarlı olmuyorlar. Bu arkadaşlarımızı bir kez daha uyarıyoruz; Arkadaşlarımızın sendikaya üye oldukları için sosyal medyada bile 24 saat ne yaptığını kontrol ediyorsunuz, iş yerinde yemekte ne konuştuklarını bile takip ediyorsunuz ama milletimizde böyle bir hal varken umurunuzda olmuyor. Kendinize gelin uyarıyoruz. Bu konularda da hassas olun.
 
*Limanda çalışan bazı işçiler Evyapport yönetiminin 15 Temmuz gecesi işçileri dışarı çıkartmayacağını iddia etmiş ve yasal haklarını sonuna kadar kullanacaklarını ifade etmişlerdi. O süreçle ilgili bir gelişme var mı?
- 15 Temmuz’da orada sendikal olarak bir çalışmamız yoktu. 15 Temmuz ile alakalı orada çalışan arkadaşlarımızın bireysel çalışmaları var. Biz kurumsal olarak 15 Temmuz ile alakalı bir taraf değiliz. Bireysel rahatsızlıkları var yeri ve zamanı geldiğinde gereken şikayetlerde bulunurlar.
 
LİMAN-İŞ’İN BAYRAĞINI DİKECEĞİZ
*Kocaeli’de bundan sonraki süreçte iddialı bir örgütlenme çalışması yapmayı planlıyorsunuz. Bundan bahsedebilir misiniz?
-Şu anda Koceli’de 800 civarında üyemiz var. 35 liman var Kocaeli’de. Liman-İş Sendikası’nın Genel Sekreteri olarak, bu bölgenin şartlarını çok iyi bilen bir insan olarak bütün limanlarda büyük çaplı bir örgütlenme çalışması başlattık. Evyapport var. Poliport  6. İş Mahkemesi’nde sonuçlandı 22 Aralık’ta ama itiraz ettiler. Orada yetkiliyiz şu an, kazandık. Bu bölgede her bir limanda çalışan hiçbir işçi arkadaşımız sahipsiz değil. Hiçbir işverenin arkadaşlarımızı sömürmesine izin vermeyeceğiz. Biz arkadaşlarımızın arkasındayız. Bu bölgede bütün limanlarda örgütlenme çalışmalarımızı tamamlayacağız. Herkes örgütlü, sendikalı olacak. Bütün her şey kanunlar çerçevesinde olacak ve hepsi Liman-İş sayesinde gerçekleşecek. Her şeyi kanunlara uygun yapıyorlarsa neden örgütlenmekten korkuyorlar. Biz Liman-İş sendikası olarak bu bölgede bütün limanlara Liman-İş Sendikası’nın bayrağını dikeceğiz. Şimdi odalar kuruyorlar, siadlar kuruyorlar neden o zaman işçilerin bir araya gelmesine karşı çıkıyorlar. Kendileri örgütleniyor, fikirlerini, düşüncelerini savunuyorlar. İşçilere neden karşı çıkıyorsunuz yasalar da buna müsaade ediyor. Arkadaşlarımızın hepsi sendikayla kucaklaşacak, toplu sözleşme düzenine geçecek. İşveren istese de istemese de…
 
*Kocaeli bir işçi kenti ve çok sayıda sendika faaliyetlerini sürdürüyor. Siz nasıl görüyorsunuz tabloyu?
- Sendika işçi sınıfı için çok önemli. Hem çalışma düzeni, hem hakları anlamında sendikalı olmalılar. Sendikal mücadelede bana göre kötü sendika yoktur kötü sendikacılar vardır. Sendikaya üye olmaktan korkmamak lazım. Görevlerini yerine getirmiyorlarsa değiştirmek yine bizim elimizde. Sendikacıların toplumsal görevleri de var. Bizim mücadelemiz emek mücadelesi, işçi sınıfı mücadelesi. O yüzden görevlerini ifşa ederken hakkaniyet noktasında, arkadaşlarımızın menfaatleri noktasında daha duyarlı olmalarını tavsiye ederiz.
Mutlaka ülke gündemi çok dolu. Hiç istemediğimiz çok olayla karşı karşıya kalıyoruz.Ülke gündemi de etkiliyor bazı sendikaların yönetim kademesindeki kişiler de etkiliyor. Özelleştirme ile alakalı, örgütlemeler ile alakalı çalışıyoruz.
 
SENDİKALAR BİRLİK OLSA…
*Destek görüyor musunuz?
- Kocaeli bir sanayi bölgesi, sendikaların çok güçlü olduğu bir bölge ama destek verilmiyor, ben bunu da anlamıyorum. İşçiler birlik olsa diyoruz ya bu işçiyi bir araya getirecek, birleştirecek noktada ben önce sendikalar birlik olsa diyorum. Konfederasyonları farklı da olsa hepsinin amacı aynı olmalı ve o amaç noktasında çalışılmalı. Biz yöneticiler bir araya gelmeliyiz ki işçi arkadaşlarımız da bir araya gelsin. Bu noktada bir eksiklik var.
 
*Şu anda Kocaeli’de başarılı bulduğunuz birkaç sendikayı sorsak hangi isimleri verirsiniz?
- Biz gereken çalışmaları yapıyoruz. Kendimizi kesinlikle başarılı buluyoruz. Bir numara Liman-İş Sendikası’dır gider sahada işçiye dokunur, tabandan örgütlenir, arkadaşları bilgilendirir. Vermiş olduğu mücadeleler ve örgütlendiği yerler de bunu gösteriyor zaten.
Yakın dönemde olan bir olayı anlatayım. Lastik İş Polisan Kimya bölümünde bir örgütlenme yaptı. Poliport Limanında da biz yetkiyi aldık. Polisan ve Poliport ayrı. Siz çoğunluk alırken sizin iş kolunuzda olmayan arkadaşlarımızı çoğunluğun dışında bıraktınız. Biz orada örgütlendik çoğunluğu aldık. Sonra bir gecede patron hile yaptı arkadaşlarımızın iş kolunu değiştirdi ve bunları Lastik-İş aldı. Bizim tarihimiz, sayımız belli. Lastik-İş gibi güçlü bir sendikanın bu yollara başvurmasını doğru bulmuyoruz. Biz şimdiye kadar sözleşme yapmış olacaktık, bize geçeceklerdi aylardır neden mahkemelerle uğraşıyoruz. Bir emek örgütünün bu yollara başvurmasını kınıyorum. O yüzden diğer sendikalarla ilgili konuşmak istemiyorum.
 


GENEL BAŞKAN BÖLGEYİ BİLİYOR
*Şu anda hem Genel Merkez’de hem de Kocaeli’de görevinizi yürütüyorsunuz. Zorlukları oluyor mu ya da Genel Merkez ile koordineli çalışmak daha mı kolay oluyor?
- Sayın Genel Başkanımız Önder Avcı 3 dönemdir Genel Merkezde görev yapıyor. Örgütlenmeyle alakalı çok bilgili, tecrübeli. Kendisi Kocaeli bölgesinin çok önemli olduğunu görüyor. Bu bölgenin insanı olmamız itibariyle, sendikanın burada çok büyüyeceği, örgütlenmenin çok önemli olduğunu bildiği için kısa aralıklarla buraya gelip gidiyor. Örgütlenmemizi kolaylaştırıyor. Bilgi ve tecrübesi de bizim işimize yarıyor. Aracılığınızla kendisine teşekkür edelim.
 
*Kocaeli’de özellikle Derince ve Körfez ilçeleri liman sayılarının da fazla olduğu ilçeler. Belediye başkanlarından destek görüyor musunuz?
- Derince Belediye Başkanı ile bir irtibatımız oldu ve olumsuz bakmadı. Körfez Belediye Başkanımızdan bir talebimiz oldu ama kendisi olumlu yaklaşmadı. Örgütlenmemizde temasımız direk çalışan arkadaşlarımız olduğu için önemli olan onların kararları. Onlar  bizimle yürüdüğü müddetçe çok bir şeye ihtiyacımız olmaz ama destek verenlerin de desteklerini, fikir ve düşüncelerini alırız.
 
*Siyasilerle görüşüyor musunuz, AKP’li isimlerden ziyaretinize gelen oldu mu hiç?
- 550 milletvekiline, sendikalara, stklara bir mektup gönderdik. Ülke gündemi dolu, çalışmalar var ama biz davet ettik. Kısa sürede bir dönüş bekliyoruz. Nasıl bizim arkadaşlarımız 15 Temmuz’da sokağa çıkarak, demokrasiden , hukuktan, özgürlüklerden yana tavır koydularsa, sırf sendikamıza üye oldukları için işten atılan arkadaşlarımıza da siyasilerin, stkların desteklerini bekliyoruz.
 
*Türkiye büyük ihtimalle referandum sürecine gidecek. Siz ne düşünüyorsunuz yeni anayasa ve Başkanlık sistemi ile ilgili?
- Anayasanın içeriğini bilmiyoruz. Genel kurulda görüşmeler başladı. İçeriğini değerlendirip bireysel anlamda karar vermek daha mantıklı. İncelenmesi gerekiyor.
 
*Ülkede 15 Temmuz’da gerçekleştirilmek istenilen darbe girişiminin ardından FETÖ/PYD terör örgütüne yönelik operasyonlar devam ediyor. Bu operasyonlar ve çıkartılan KHK’lar kapsamında bazı sendika başkanları ve üyeleri de ihraç edildi. Nasıl değerlendiriyorsunuz durumu?
- En son yapılan darbe girişimi bu ülkede kimsenin kabul edebileceği bir durum değil. Kim hangi kurum bu olayın içinde varsa en ağır şekilde cezalandırılması taraftarıyız. Ama suçsuz, günahsız, FETÖ ile alakası olmayan insanlar ile alakalı karar verirken devlet büyüklerimizin yüzde yüz emin olmadan karar vermemeleri önemli. Çevremizde de suçsuz günahsız insanların mağdur edildiğini görüyoruz. Çok doğru bulmuyorum. Bir insanın hayatının olmayan yaftalarla karartılması kolay o nedenle iyi incelenmesi gerekiyor.
 
*Liman-İş’te hem yerel hem de genel anlamda oldu mu böyle bir durum? Alınan isimler var mı?
- Liman-İş 1963’te kurulmuş bir sendika olarak tavrını her zaman Cumhuriyet’ten, demokrasiden yana koymuş bir sendikadır. Zorluklarla güçlüklerle kurulmuş bir sendikadır. Ne Genel Merkezimizde ne şubelerimizde, ne bir yöneticimiz, ne bir üyemiz bu durumlara maruz kalmamıştır. Tavrını en net koyan sendika da Liman-İş’tir. Kocaeli’ye dönerken yolu tanklarla çevrilmiş sabaha doğru Kocaeli’ye dönebilmiş bir kişiyim. Tavrımız net
 


SESİMİZİ DUYURAMIYORUZ
*Siz baskı görüyor musunuz bu süreçte?
- İşten atılmış arkadaşlarımız var, bunu kamuoyuna duyurmamız gerekiyor bir şekilde ama meydanlara inemiyoruz. Arkadaşlarımızın sorunlarını dile getirebileceğimiz bir platform bulamıyoruz. Hoş bir durum değil. Bu sıkıntıları yaşıyoruz. Keşke bu hadiselerle karşılaşmasaydık sesimizi duyurabilseydik, demokratik haklarımızı kullanabilseydik. Bu da mücadelemizi sekteye uğratıyor. O yüzden bir an önce OHAL bile olsa bizim gibi demokrasiden, özgürlüklerden, Cumhuriyet’ten yana olan kurum ve kuruluşların basın açıklaması ve eylem yapmasına izin verilmesi gerekiyor.
 
YANIMIZDA OLMASI GÜÇ VERİYOR

*Geçtiğimiz günlerde CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet size bir ziyarette bulundu. Ne gibi sıkıntılarınızı aktardınız kendisine?
- Bütçe görüşmelerinde Evyapport ile ilgili arkadaşlarımızın işten atılması konusunu dile getirdi. Sıkıntıları kendisine ilettik. İşten atılan arkadaşlarımızın görüşlerine başvurulmadı. Baskılarla alakalı, şu an yaşanan sıkıntılar iletildi ve kendisi konunun tekrar Meclis gündemine taşınacağını belirtti. Bölgemizin milletvekili,  kendisi hukukçu. Bizimle beraber mücadele ediyor. Kendisine minnettarız. Yanımızda olması bize ayrı bir güç veriyor. Kocaeli’de böyle bir milletvekilimizin olması çok güzel.
 
HER ÖNÜNE GELENE İZİN VERDİLER
*Kocaeli limana doydu mu? Yeteri kadar liman var mı?
- Bu bölgede master planı yapılmalı, önüne gelene liman izni verilmemeliydi. Bu kadar çarpık, programsız, düzensiz bir yapı var. Sıkışmış, park yerleri plansız. Fazlasıyla limana doydu Kocaeli. Bizim şehrimizi yönetenler 35-40 liman olacağına birkaç liman yapsaydı daha iyi olurdu. Gerekli kurumların görüşleri alınmalıydı. Yurt dışında bu iş nasıl oluyor incelenmeliydi. Her önüne benim adamım onun adamı benim görüşümden diye liman izni verilmeseydi. Şehrimize bölgemize yazık.
 
Yapılan çalışmalara baktığınızda Kocaeli’deki tüm ilçeler içerisinde en başarılı bulduğunuz belediye başkanı hangisi?
- Projeler, sosyal projeler, parklar, bahçeler açısından baktığınıza ben Ali Haydar Bulut diyorum. Yelken Kafe Projesi, Mersincik’deki kamp yerleri, yaptığı çalışmalar nedeniyle Haydar bey oldukça başarılı.
banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner276

banner274

banner325

Advertisement