banner232
banner203
banner221
banner231
banner15

AHLAKLI EHİL OLMAK…
banner234

Eski zamanlarda bir ülkede, nam-ı dilden dile dolaşan bir adam yaşarmış.

Adamın mahareti, bir ipi 40 metre uzaklıktan, iğnenin deliğinden geçirmekmiş.

Nam-ı öylesine yürümüş ki, padişaha kadar ulaşmış. Padişah, “Bulun getirin bu adamı”

diye emir vermiş. Adamı getirmişler padişahın huzuruna. Padişah adama

“Eğer ipi 40 metre uzaklıktan iğnenin deliğinden geçiremezsen kelleni vururum” demiş.

Ahali toplanmış, herkes büyük bir merak içinde beklemeye başlamış.

40 metre uzaklığa bir iğne konmuş, iplik de adamın elinde. Meraklı bakışlar arasında, bir atışta ipliği iğnenin deliğinden geçirivermiş. Alkış kıyamet kopmuş.

Padişah adama sormuş; “Bu mahareti kazanabilmek için kaç yılını verdin?” demiş.

Adam da “40 yılımı verdim sultanım” demiş büyük bir gururla…

Padişah adamlarına “Bu adama 40 kese altın verin, 40 tane de kırbaç vurun” diye emir vermiş. Herkes bu durum karşısında şaşırıp kalmış.

Adam padişaha; “Sultanım, 40 kese altını anladım da bu 40 kırbacın anlamı nedir, anlayamadım” demiş.

Padişahın cevabı çok manidardır; “40 yılını böylesine boş, hiç kimseye fayda sağlamayacak bir işe harcadığın içindir bu 40 kırbaç”. Ama padişahın cevabının asıl manidar tarafı,

ikinci kısmındadır. Şöyle bir doğrulan padişah; “Herşeye rağmen, işini en iyi şekilde yaptığın içindir 40 kese altın” der.

****

Günümüzde, değişen ve gelişen insan ihtiyaçları, yaşam standartlarındaki artış ile beraber birçok spesifik meslek de bu gelişmelere paralel olarak artmıştır.

Her bir iş kolu, kendi içinde alt dallara ayrılmış, bundan çok değil 30-40 sene önce esamesi bile okunmayan birçok meslek ortaya çıkmıştır.

Bu mesleklerin ortaya çıkmasıyla beraber, orta öğretim ve özellikle üniversitelerde de bu mesleklerin profesyonel eğitimleri verilmeye başlanmıştır.

Örneğin, 30 yıl önce uzun yol otobüs şoförlüğü için bir yüksek okul eğitimi verileceği söylense sanıyorum inanmak hepimiz için hiç de kolay olmayacaktı.

Buraya kadar, gelişim ve değişimin doğurduğu ihtiyaçlara olan profesyonel yaklaşımı görüyor ve çok memnun oluyoruz. Ancak, madalyonun diğer yüzü elbette öyle değil.

İnsan ihtiyacına cevap sunan her meslek önemlidir. Biri daha önemli ya da biri daha az önemli diyemiyoruz. Söz konusu insan ihtiyacı ise bütün meslekler önem arzediyor.

Ancak, asıl mesele mesleğin nasıl yapıldığı ile ilgili olsa gerek.

****

Bir üniversitenin herhangi bir bölümünü kazanıp, yüksek bir ortalama ile mezun olmak mıdır “Mesleğinin Ehli Olmak”?.

Bilgi, çağımızda sahip olunabilecek en önemli varlıkların başında gelmektedir.

Ancak, insan ihtiyaçlarına fayda yaratacak şekilde uygulamaya aktarılamayan,

tecrübe ile birleştirilemeyen bir bilgi fuzuli bir yük olmaktan öteye gidememektedir.

Bilgisini tecrübe ile birleştiremeyen ve mesleğine aktaramayan insanlar,

bal üretemeyen eşek arılarına benzerler.

Günlük hayatımızda çokça karşılaştığımız, asık suratlı banka çalışanları,

canımız burnumuzda iken dövmekten beter eden sağlık çalışanları,

hergün kullandığımız toplu taşıma araç sürücülerinin kendi özel arabasıymış gibi

bize lutfetmiş gibi davranması, çocuklarımızın geleceği ile ilgili medet umarken

hakaretleri ile karşılaştığımız eğitimciler, alışveriş yaptığımız marketteki reyon görevlisinin “eh işte alacaksan al” tavrı, yemek yediğimiz restorandaki garsonun tabağı kafamıza çarparcasına masaya koyuşu, yıllarımızı verip yetiştirdiğimiz, tam da verim alacakken aniden çekip giden bir çalışanımız, başka bir çalışanımızın işine hoyratça yaklaşımı ve heba olan milli servetimiz…

****

Tam da bu noktada mesleğinin, işinin ehli olmak devreye giriyor.

Günümüzde teknik anlamda mesleğini tam olarak icra edenlere rastlamak,

çok mümkün olmuyor. Bir mesleği teknik anlamda tam olarak yerine getirebilmek için,

o mesleği ilgilendiren yan meslekler hakkında da bilgi ve deneyim sahibi olmak,

en azından, araştıran, soran ve uygulamaya çalışan,

gayret gösteren bir yapıya sahip olmak gerekiyor.

Mesleğinin, işinin ehli olmaktan söz edebilmek için tüm bunların yanında

İŞ AHLAKI’nı hazmetmiş olmak gerekiyor elbette.

İş ahlakı, bir mesleğin teknik anlamda yerine getirilmesinden bambaşka bir kavramdır.

Kendisini yetiştiren, emek veren ustasına saygı, vefadır iş ahlakı.

İşinin en iyisini yapabilmek için, işini rüyasında görmektir iş ahlakı.

Koşullar ne olursa olsun, çalışanını ve yönetenini yarı yolda bırakmamaktır iş ahlakı.

Kendisinden daha iyisini yapsın diye, boynuzun kulağı geçeceği bir nesil ile

bilgi ve tecrübesini paylaşmaktır iş ahlakı.

Koşulsuz elini taşın altına koyabilmektir, iş ahlakı…

Günümüzde, mesleğinin ehli olamayan çokça EĞİTİMLİ!!! ile karşılaşmamızın altında yatan asıl neden, teorik ya da uygulamalı eğitim sürecinde, iş ahlakını öne çıkaran geleneksel AHİLİK sistemimizin uygulanmaması olabilir mi acaba? diyorum…

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237