banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

12 Fidandan Ulu Bir Ormana
banner234
Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı/Dergahı, On İki Fidandan Ulu Bir Ormana Projesi’nin 2. Etap uygulama çalışmalarını Yarbay Ali Tatar Anısına Yuva-Külahlı Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile birlikte başlattı. Proje kapsamında Dnz. Yb. Ali Tatar Anısına Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı  Yuva – Külahlı köylerinde 1200 fidan dikilecek. Projeye destek sunmak isteyenler 12 fidan karşılığında 100 TL bağış yapabilecek. Proje kapsamında toplanan bağışlarla alınacak olan 1200 fidan 17 Eylül 2016 tarihinde Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı  Yuva-Külahlı köylerinde toprağa dikilecek. Şu ana kadar Kocaeli’deki Alevi vatandaşlardan kampanyaya büyük destek verildi. Bu desteğin daha da artması noktasında tüm Alevi vatandaşlara çağrı yapıldı.
Proje ile ilgili Dnz. Yb. Ali Tatar’ın ağabeyi  Ahmet Tatar’ın çağrısı şöyle:
 
“UMUT ZAMANI
Hak verdi Ali’yi bize, Hak aldı Ali’yi bizden.
Bir dost eli tuttu elimizi. Bin dost eli uzandı elimize.
Bir idik çoğaldık binler olduk.
Acıyı, acıya, derdi, derde katıp harman eyledik. Savurduk yele karşı. Acılar dertler yüreğimize ötelendi geriye direnç kaldı, umut kaldı, mücadele kaldı.
Şimdi el ele verip, umutları doğanın kucağına taşıma zamanıdır.
Alıp götürüp Ali’yi köklerinde yeniden yeşertme zamanıdır.
Biz şimdi binlerce Ali yeşerteceğiz köklerinden. Binlerce umut ekeceğiz toprağa. Ali adına, çocuklarımız adına ve kendimiz adına.
Verdiğimiz bütün ezaya cefaya karşın bize hep gülen bu topraklar, bu kez daha farklı gülecek yüzümüze.
Artık bu topraklara vefa zamanıdır. Diktiğimiz her bir fidanla af dileyeceğiz doğadan.
Ulu bir orman yetirmektir muradımız. Hem şairin dediği gibi sadece torunlara gelecek kuşaklara bırakmak için değil, gölgesinde oturmak çiçeğini koklamak, meyvesinden tatmak için yeşerteceğiz bu ulu ormanı.
Bunca acıya, savaşa, gözyaşına ve katliamlara inat, doğayla barışık, insanlıkla barışık bütün dostlarımıza, bütün canlara çağrımız var.
Gelin ortak olun bu çabaya. Barış adına, insanlık adına bir dilek tutun içinizde.
Bir fidan dikmenin, bir ormana emek vermenin, ter akıttığın toprağa vatan demenin hazzına varmak için;
Sizin de yeşeren dallarınız olsun toprak ananın kucağında.
Görmeseniz bile hissedin.
Gelin birlikte, yeniden yeşertelim umudu.”


ULUSOY’UN AÇIKLAMASI
Öte yandan Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini ve Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı Veliyettin Hürrem Ulusoy da projeyle ilgili şu yazılı açıklama yaptı. Ulusoy, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:  “Doğa, bize sunmuş olduğu imkan ve olanakları geri isteme hakkına sahiptir, tıpkı Hak’ın bizlere vermiş olduğu canı alması gibi. Bizler üzerinde yaşamış olduğumuz gezegen, kara parçası, coğrafya, doğa ve çevreye karşı sorumluyuz ve bu sorumluluğumuzun bir ödevi olarak bize hayat ve yaşama imkanı veren mekana karşı saygılı ve ölçülü davranmalıyız. İçinde ve üzerinde yaşamış olduğumuz doğaya karşı tahrip, talan, yıkım, kesim vb. şekilde yaklaştığımızda verdiği ve sunmuş olduğu imkan ve olanakları verdiği gibi ve bazen de verdiklerini toptan: sel, heyelan, tufan vb. afetler ile geri alır. Bizler toplum olarak meselenin bu kısmını genelde göz ardı ederiz veya görmezden geliriz ve bu nedenle de yaşamış olduğumuz bölge/yörede bulunan doğal çevredeki flora ve faunaya karşı çok acımasız ve saygısız davranıyoruz. Kim bilir, belki de tahrip ve talan edilmiş bir coğrafya parçasını kendi elimiz ile inşa ediyoruz. Örneğin, Yale Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, dünya üzerindeki ağaç sayısı 3.04 trilyon olarak belirtilirken; kişi başına 422 ağaç düştüğü ancak dünyanın daha fazla ağaca sahip olması gerektiği ifade edilmektedir.  Ve aynı zamanda, ilk uygarlıkların 11 bin 700 yıl önce ortaya çıkmasından bu yana yeryüzündeki ağaç sayısının, yüzde 46 oranında azaldığına dikkat çekilmektedir.
Bizler Alevi Bektaşi toplumu olarak yüzyıllardan beri farklı toplulukların bir arada yaşadığı, farklı ayin ve dini biçimlerin kendini yeniden var ettiği özgün bir bünyeyi dağ, tepe, taş, kaya; göl, akarsu, dere, küçük su gözeleri; ağaç, koruluk, küçük orman alanları; dağların tepelerinde, dere boylarında, geçit yerlerinde bulunan baba, dede, sultan, er evliya türbeleri vb. mekânlar inanç ve itikadi bakımdan insanlar tarafından derin anlamlar yüklenerek dinsel bağlamda belli bir aidiyet bağı ile korumaya çalışmaktayız. Kutsallık aidiyeti ile yeşeren umutların itikadıyla bazen bir evliya, türbeye, teberiğe ve ziyarete kurban ya da adak adamış, bazen bir yatıra, ağaca, dağa ve tepeye delil uyarma niyetine çerağlar uyarmış, bazen de bir erene, sultana, babaya, pire, mürşide deyiş, nefes, duaz ve  gülbeng okutmuşuzdur.
 
Evet, artı ve eksileri ile bugüne kadar geldik fakat bundan sonrası için üzerinde yaşamış olduğumuz ve hayatımızı sürdürdüğümüz doğa ve çevre bizlere, daha öncesinde olduğu gibi aynı imkan ve olanakları sunmayacak gibi duruyor. Çünkü bizler toplum olarak doğadan aldıklarımızı bir borç, bir emanet bilip ve ödevimiz gereği vermesini öğrenemedik. Bizler, nüfus olarak %80’e yakın bir oranda yaşamış olduğumuz kentlerde doğa, çevre, park, yeşil alan, ormanlık alanlara çok uzak kaldık, neredeyse yeşil alandan oluşan bir doğa parçasına yabancılaştık. Yaşamış olduğumuz kent, mahalle veya semtler beton, çimento, hafriyat, inşaat sahası vb. yerlerden geçilemez bir hal almıştır. Bu durum belki bugün için geçici bir çözüm olarak görülebilir ancak insanlığın ve doğanın geleceği için pek parlak bir tablo olarak tanımlamak mümkün değildir. Bu nedenle yarınlar için, çocuklarımızın geleceği için, daha sağlıklı bir doğa ve çevre için, yaşanılabilir bir dünya için ve üzerinde yaşamış olduğumuz gezegene saygı için belki tam bir çözüm olmayabilir ama en azından elimizde geldiği kadarıyla fidan dikimi yapmalıyız.
            Çünkü ağaç yeşermeyi, canlanmayı, yeniden doğuşu, verimliliği, tükenmez yaşamı, ölümsüz hayatı; yorulmadan yaşayan; yeni doğanların koruyucusu, destekçisi ve bekçisi; dalları, yaprakları, kökleri ve meyveleri ile yeniden üreten; yaşayan gerçekliğin, diri bir hayatın ve yenilenmenin ifadesidir ve aynı zamanda bolluk, şans ve mutluluğun sembolü ve aynı mekanda bilgeliğin, ululuğun, kutsallığın, koruyuculuğun, kerametin simgesidir.
 
Alevi Bektaşi inancına göre şayet bir can rüyasında fidan diktiği görürse yaşadığı haneye bir çocuğun geleceğine inanılır. Biz istiyoruz ki yeni doğan çocukların beşiği yeşil dallardan ve yapraklardan yapılsın; geleceği ve hayatı temiz bir doğa ve çevrede, ağaç ve fidanların içinde, tahrip ve talan edilmemiş bir coğrafyanın mekanında geçsin. Yaşanılabilir bir dünyayı çocuklarımıza vaat etmezsek yarın başta çocuklarımız ve Yol olmak üzere üzerinde yaşamış olduğumuz gezegen bizden davacı olur. Bu davadan kendi yakamızı kurtarma adına değil de geleceğimiz ve doğadan ödünç aldıklarımıza karşın bir borç ve ödev olarak bundan böyle gözlerini dünyaya açan her çocuk için en az 12 fidan dikilmesine...”

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Izmit 4 ay önce

Sanmayın sakın bu Cumhuriyeti sahipsiz,
Hepimiz mavi gözlü, hepimiz Atatürk'üz,
Biz yemyeşil ormanlar, biz mavilikleriz,
Hepimiz sarı saçlı, hepimiz Mustafa Kemal'iz...

Avatar
Canan 4 ay önce

Ayyaş dediler✔ Çapulcu dediler✅
Hırsız diyemediler❗ Vatan haini
diyemediler❗ DİYEMEZLER⚠ Biz
ATATÜRKiyeyiz

Avatar
SİVASLI ALEVİ 4 ay önce

YARBAY ALİ TATAR ONURUMUZDUR YARBAY ALİ TATAR'IN ONURUYLA OYNAYIP ÖLÜMÜNE SEBEP OLANLAR CEHENNEM NARINDA YANACAKSINIZ ATEŞİNİZ HAZIR HER KİM VARSA ARKASINDA ARKANIZDA...

Avatar
mustafa ışık 4 ay önce

çok teşekkür ederim barış ailesine

Avatar
ali tatar ölümsüzdür 4 ay önce

ali tatar ölümsüzüdür ali tatar bu davaların ışığıdır...

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237