banner768
banner598
banner749

Biz vatan haini üretmesiyle meşhur bir ülke olduk artık.

Şairliği nam salıyor Nazım Hikmet’ten, gazeteciliği nam salıyor, Can Dündar’dan vatan haini üretiyoruz hemen.

Ve daha niceleri…

Fazıl Say’dan da vatan haini yapmadık mı zamanında?

Sırf iktidarla paralel değil diye düşünceleri dışlamadık mı?

Fazıl Say büyük insan.

Spotify’a düşen son albümü, haziranda bizlere ‘merhaba’ dedi.

Tam da bugünlerimize bir fon müziği niteliğinde aslında bu albüm.

Chopin’in naktürnlerinden oluşuyor.

Toplam 15 parça…

İçinde bulunduğumuz ekonomik krizle birlikte insanların ne kadar mutsuz olduğunu anlatıyor adeta.

Ekonomik kriz ve hüzün…

Ne zaman sokağa çıksam aklımda ancak yazamadım kaç haftadır. Onu da sonra, bir başka yarım saatlik huzur anında yazarım artık.

Bu yazının sonu Fazıl Say önerisi olsun, ekonomik krizle birlikte gelen mutsuzlar ordusu değil…

Efendim, CD’sini, plağını, e-albümünü neyini bulursanız alın.

Fazıl’ın naktürnlerini gününüze eşlikçi kabul edin.

Pişman olmayacaksınız.

Düşünmek bile

ATEŞ PAHASI!

Her şey zamlanıyor.

Sadece pazardaki domates, tezgahtaki mısır, marketteki cips, kasaptaki sucuk değil…

İnsan hayatındaki hemen her eylem de zamlanıyor.

Mesela yazmak.

Son günlerde oturup keyifli bir köşe yazısı yazmaya bir hayli zam geldi ama kimsenin haberi yok.

Yazmak için önce düşünmek gerek.

Düşünmek içinse sıkıntılarla boğuşmayan, görece rahat bir zihin.

Bugünler de ara ki bulasın…

Rahatlık artık bize ateş pahası!

*

Hadi siyaseti filan bıraktık.

Körü körüne at gözlükleriyle eleştiri yapmıyoruz artık.

Yediğimizi, içtiğimizi, gördüğümüzü, duyduğumuzu yazmaya gayret ediyoruz.

İyi de insanlar dışarıda aç?

Sen şimdi nasıl yazacaksın oturup yediğin et yemeğini?

Alkol fiyatları aldı başını gidiyor.

Alkolik yeniden ispirtosuna limon sıkar olmuş.

Gel de anlat Duty Free’den sofrana düşen viskinin lezzetini…

*

İnsanlar aç.

İnsanlar ölüyor sokaklarda.

Kimi vuruluyor, kimi bir çocuğun düşlerine asıyor kendini.,

Bir tokat gibi çarpıyor hayat gerçeklerini yüzüne.

Mücadeleden uzaklaştığın, kendi çıkarlarının peşine koştuğun o en boş anında yakalıyor seni delici ilkokul bakışları üstü kir pas içinde bir çocuğun.

Elindeki mendili arabanın camına dayayıveriyor.

İçinde göl gözyaşları…

*

Fakat her şeye rağmen hayat devam ediyor.

Bizim oğlan anaokuluna başladı.

Paytak paytak uykulu gözlerle devletin kollarına, bendenizin de koridorlarını arşınladığı Yeni Turan Anaokulu’na bırakıyor kendini her sabah.

Arzu hanımın işleri maalesef yoğun.

İşten atılanlar, tazminatını alamayanlar, batan şirketler, babadan-atadan kalan topraklara sahip çıkmak yerine mal paylaşımı peşine düşen kardeşler…

Nazım’ın da işleri yoğun sanırım.

Son bir ayda sadece iki defa buluşabildik.

İlkinde Ömür Restaurant’taydık.

İzmit’in ayakta kalan son meyhanesinde öğlen rakısı içtik.

İbrahim (Ateş) ağabeyin ellerinden tadına doyum olmayan kuzu haşlama yedik.

İkinci bulaşmada Kocaeli’nin en lezzetli lahmacununu yedik.

Nazım hiç gitmemiş.

Damağına düşkün olanlar bilir. Körfez’de Narin Lahmacun kalitesini yıllardır bozmadan lezzet şölenini sürdürür.

2 tane lahmacun söylersiniz. Lahmacunlar biter. “Keşke 3 tane söyleseydik” dersiniz.

Nazım dedi; “Keşke 3 söyleseydik.”

Yolunuz düşer de Narin’e giderseniz lahmacunun yanına közde biber de söyleyin.

Onun da tadı bir ayrı güzel…

*

Nazım’la 2 defa oturup yemek yedik de, şöyle kent sorunlarıyla alakalı 2 kelime sohbet edemedik.

Bırakın kenti, kendi hayatımızı bile konuşamadık.

Söylediğimiz her kelimenin ardından ayrı bir acının yükü var çünkü artık.

Spordan bahsedecek oluyoruz, İsmail Devrim’in Fenerbahçeli oluşu düşüyor aklımıza.

Havaların soğumasına sıra gelmiyor bile.

Soğuk demek, çocukları için saç kurutma makinesini açıp yan odada kendini asan Emine Akçay’ın çaresizliğini iliklerine kadar hissetmek demek çünkü.

Ne, ama ne düşünürseniz düşünün hepsine bir acı ilişiyor.

Dışarıda insanlar aç.

Dışarıda insanların cebinde para yok.

İnsanlar yoksulluktan kırılıyor.

Haftada 3-4defa bir araya gelen biz bile 1 ayda 2 defa buluşabildik Nazım’la.

Yemeği bir şekilde yedik de konuşmak zor.

Sadece yazmak için değil, konuşmak için de düşünmek gerekiyor.

Ve düşünmek bu günlerde ateş pahası..!

Bizim iki kelimenin belini kıramamış oluşumuz ve benim uzun bir süredir oturup yazı yazamamam işte hepsi bundan.

Sevdiğim dörtlük

“Açık konuşalım ayıp değil

Donumuz dizimize düştü

Bu iş fizikle mantıkla kapanmaz

Elâlem yoksulluğumuzu gördü

…”

Edip Cansever - Karşıtlık

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Dobrowski 2018-09-30 11:13:08

Hayatta hiç bir zorluk görmemiş G-ENÇ neslin ülkesine bakış açısı :)

banner354

banner630

banner328

banner599

banner733

banner482