banner726
banner677
banner655

Son günlerde yaşanan ekonomik gelişmeler yıllardır tekrar tekrar seyrettiğimiz bir filmin tekrarı gibi.

Yine döviz olağanüstü artmakta, Türk Lirası değer kaybetmekte, enflasyon ve faiz oranları yükselmekte, ekonomik dengeler bozulmaktadır.

Türkiye neredeyse yarım yüzyıldır sürekli tekrarlanan ekonomik krizler ile kazanımlarını kaybetmekte ve yeterli ekonomik gelişimi sağlayamamaktadır.

Bütün bir ülke halkı olarak çalışıyor çabalıyoruz, üretiyoruz ancak elde ettiğimiz geliri 3-5 yılda bir tekrarlanan ekonomik krizler ile kaybediyoruz.

Yani üretimden elde ettiğimiz gelir bir şekilde yurt dışına çıkmakta bu halkın cebine girmemektedir.

Peki, neden bu krizler ile karşı karşıya kalmaktayız?

Bunun sebepleri nelerdir?

Bu krizler önlenemez mi?

Bu bir kader midir?

Türkiye genç nüfusa sahip bir ülke olmasından dolayı her yıl 500.000 gence istihdam sağlamak zorundadır.

Bunun ekonomik anlamı her yıl üst üste % 5-7 arasında bir büyüme oranını tutturmamız gerekmektedir.

Bir ülke üretimle büyür,

Çalışır üretir bunu içeride ya da dışarı da satarak gelir elde eder.

Üretiminin dışarıya sattığı kısmına ihracat (dış satım) denir.

Ülke de bulunmayan ancak varlığı gerekli olan bazı maddeleri de dışardan temin ederiz.

Buna da ithalat ( dış alım ) denir.

İthalat yapabilmek için gerekli dövizi ihracat ile elde ederiz.

Eğer ihracattan elde ettiğin gelir ithalata ödediğin gideri karşılamaz ise, bunun için gerekli olan dövizi dışarıdan borçlanarak karşılarsın.

Bu farka cari açık denir.

Cari açık senin dışardan borçlanarak elde etmen gereken paranın miktarını gösterir.

Buna Dış Borç diyoruz.

Bir başka önemli husus ise devletin bütçesinin denk olmasıdır.

Yani devletin gelirleri giderlerine eşit olmalıdır.

Devletin giderleri gelirlerinden fazla olduğunda devlet bu sefer iç borçlanma senedi çıkararak ihtiyacı olan kaynağı içerden toplamaya çalışır.

Buna da İç Borç diyoruz.

İç borçlanma sadece içerdeki kaynaklarla da yapılmaz.

Yatırımcılar( Bankalar, Özel Sektör, Uluslararası Fonlar) uygun faizle dışardan döviz bulduklarında borçlanarak bu dövizi yurt içine getirir ve onu TL ye çevirerek iç borç senedine yatırır.

Yine özel sektör yapacağı yatırımlar için ihtiyaç duyduğu finansı şartlar uygun ise dışarıdan döviz cinsinden borçlanarak karşılar.

Buna da özel sektörün dış borcu diyoruz.

Bu iç ve dış borçlar böyle oluşmaktadır.

Bir ülke üretim yaparak her yıl % 5-7 arasında büyüyor, ihracatı ithalatına eşit ya da ondan fazla ise ve bütçede gelir ve giderleri denk ise sağlıklı bir büyümeden söz edebiliriz.

Bunun aksi borçlanarak büyümektir ki, bu uzun yıllar sürdürülebilir bir seçenek değildir.

Neticede o borçlar bir gün gelecek ve ödenecektir.

Türkiye enerji fakiri bir ülkedir.

Petrol ve doğalgaz kaynakları yok denecek kadar azdır.

Enerji ihtiyacını karşılamak için petrol ve doğalgaza her yıl milyarlarca dolar ödemekteyiz.

İthalatımızın en büyük kalemi enerjiye yapılan ödemelerdir.

Enerji ithalatı yapmaz isek, ulaşım hizmetleri aksar, enerji üretemez, sanayi çalışamaz hale gelir, konutlarımızda ısınamayız.

Buna da Enerji de dışa bağımlılık diyoruz.

Şimdi eğer üretime dayanmayan bir ekonomiyi benimser, enerjide dışa bağımlı hale gelirsen dışarıya, dışarıdan borçlanacağın dövizi elinde tutanlara mahkûm olursun.

Nihayetinde borçların ödeme dönemi geldiğinde herkes döviz toplama telaşına düşer ve bu sefer elinde döviz tutanlar sana 3 TL lik doları 6 TL ye satarak ikinci kez kazanırlar..

Bunun panzehri bellidir.

Öz kaynaklar yaratarak üretime dayalı bir ekonomik modeli devreye sokmak,

İçeride üretebildiğin bir malı dışarıdan almamak, yerli üretimi desteklemek,

Enerjide dışa bağımlılığı azaltacak yenilenebilir doğal kaynaklara yönelmek gerekir.

Yabancı fonlar dış borç verirken sadece faiz pazarlığı yapmaz,

Kendi ülkesinde üretilen malları satabilmek için seni bir rakip olarak görür ve içerde ürettiğin pek çok mala kota koyar,

Kendi mallarına uygulanan gümrük bedellerinin sıfırlanmasını ister,

Kendisi ülkelerindeki üreticilere her türlü desteği verirken,

Yurt içinde verilerin desteklerin kesilmesini ve yerli üretimin azalmasını ve hatta durmasını sağlayarak,

Kendine Pazar alanı yaratır.

Sonuçta hem sana borç verir ve hem de senin üretim yaparak bu borçları ödemeni sağlayacak üretim kanallarını yok eder,

Sonra da sana mal satarak borç olarak verdiği parayı da geri alır..

Bu kısır döngü Marshall yardımları ile başlamıştır..

Sana biraz hibe kaynak verip,

Bırak şu demiryolu ile uğraşmayı,

Bununla karayolu yapacaksın demişlerdir.

Karayolunu yapabilmen için sana asfalt gerekir,

Asfaltın hammaddesi petrol satın alırsın,

Yolu yaparsın, sonra sana araba satarlar bu yollarda sürmen için,

Ama o araba da benzinle motorinle çalıştığı için,

Sana petrol satar, yedek parça satar, satar da satar..

Bir süre sonra bakarsın ki üretimi durma noktasına gelmiş, tüketime dayalı ve ihtiyaçlarını dışardan alan dışa bağımlı bir ülke olmuşsun.

Ekonomik olarak dışa bağımlı bir ülkenin özgürlüğünden söz edilemez.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi,

İstiklalin tamamiyeti ancak istiklal-i mali (ekonomik bağımsızlık) ile mümkündür.

En basit hali ile sürekli yaşamakta olduğumuz krizlerin sebebi budur diye düşünüyorum.

Sağlıcakla Kalınız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
TEMEL 2018-08-11 09:35:24

SALÇA DİYORUM 3.60 TL DEN 5.20 YE YÜKSELDİ DETERJAN A ÇOCUK BEZİNE MAARKET VE BAKKAL GIDA ÜRÜNLER,NDE YÜZDE 50 YE YAKIN ZAM GELDİ DİYORUM

banner354

banner630

banner328

banner599

banner482