banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

“Üç kuruşu çok gördüler, yazıklar olsun”
banner234
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 14 Nisan 2016’da yayınladığı MEB sınavlarında ödenecek ücretler hususundaki yazıda Milli Eğitim personelinin ücretlerindeki ciddi düşüşler göze çarpmıştı. Yazıda, TEOG sınavlarında kurye görevlilerinin ücretinin 98 TL’den 38 TL’ye; hizmetlilerin ücretinin 68 TL’den 38 TL’ye ve şeflerin ücretinin 140 TL’den 74 TL’ye düşürüldüğü açıklanmıştı. Türk Eğitim-Sen Kocaeli Şube Mevzuat Sekreteri Yalçın Kanyılmaz, Şube Başkanı Yaşar Şanlı ve diğer yöneticilerle birlikte yaşanan düşüşlerle ilgili bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Kanyılmaz, bu düşüşlerin ucuz ve gereksiz cimriliklerden başka bir şey olmadığını dile getirerek “Üç kuruş sınav ücretini çok gördüler, yazıklar olsun” dedi.

UCUZ CİMRİLİKLER
Kanyılmaz, şunları kaydetti: “Bizim sendikacılıktan anladığımız; kazanımları hep bir adım daha öteye taşımak, kamu çalışanlarının lehine yeni kazanımlar elde etmektir.  Sendikal yetki bu yüzden vardır ve önemlidir. Sendikal güç bu noktada kullanılması gereken bir kudrettir. Fakat son dönemlerde, bunca yıldır hiç de karşılaşmadığımız hadiselere şahit oluyoruz. 14 Nisan 2016’da Milli Eğitim Bakanlığı MEB sınavlarında ödenecek ücretler hususunda bir yazı yayınladı. Ve bu yazıda bizleri hayrete düşüren ücret düşüşlerine şahit olduk. Özellikle, eğitimin görünmeyen kahramanları, işin mutfağında canla başla çalışan Milli Eğitim personelinin ücretlerindeki bu ciddi düşüşler, asla ve asla kabullenemeyeceğimiz ucuz ve gereksiz cimriliklerden başka bir şey değildir.

BU NASIL İŞGÜZARLIK?
TEOG sınavlarında, kurye görevlilerinin ücretlerini 98 TL’den 38 TL’ye;  hizmetlilerin 68 TL’den 38 TL’ye, şeflerin de 140 TL’den 74 TL’ye düşürecek kadar devlet yoksullaşmış mıdır? Bu nasıl bir hezeyan, bu nasıl bir işgüzarlıktır? Sendika genel merkezimiz, duruma hemen el koymuş; gerek Milli Eğitim Bakanlığına, gerekse Maliye Bakanlığına bir yazı yazarak durumun sebebinin bildirilmesini ve bu vahim hatanın derhal düzeltilmesini talep etmiştir. Ve konunun elbet takipçisi olacaktır. Zira sendikalar zorlu mücadelelerle elde ettikleri sendikal hakları korumak ve ilerletmek için, savunma pozisyonundan vazgeçip artık söz ve eylem noktasında bir tavır göstermelidir.

BİR ACAYİP DÖNEM
Zira devranın başı dönmüş, zamanın suyu çıkmış ve Anayasa’nın dahi tanınmadığı bir acayip döneme girilmiştir. Ve maalesef, bu hengamede 25 yıllık mücadelelerle elde edilen kısmi sendikal kazanımları bile kuşa çeviren ve içini boşaltan sendikacılık anlayışının geldiği nokta, yasa hükmünde olan toplu sözleşme hükümlerinin uygulanması için ilgili Bakan’dan ricada bulunmaktır. Bu noktada her eğitim çalışanı, hangi sendikaya ve niçin üye olduğunu tekrar gözden geçirmeli; haklarının tek tek çalındığı bir keşmekeşliğin kurşun askeri, vaat, baskı ve şantajların kurbanı olmamalıdır.” 
banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237