Dağ hiç kaşınır mı demeyin. Kaşınıyor işte. Hem de insanlar onun derisini soydukları, ağzına girip dişlerini söktükleri ve heykel yaptıkları için, dahası üzerine asfalt döküp yol yaptıkları için. Kısacası insanlar kendisine zarar verdiği için huzursuz oluyor ve kaşınıyor. Bu hafta kütüphaneden aldığımız kitap bir dağın hikayesinden anlatıyor insanın doğaya nasıl zarar verdiğini. Tudem Yayınları’ndan çıkan kitabın yazarı Simla Sunay ve resimleyeni Serap Deliorman.
Küçük bir kızın “Kaçar” adındaki keçisinin kaçması ve dağa gitmesi ile başlayan hikayede dağ konuşmaya başlıyor. Kendince insanların yaptıklarından dem vuruyor ve küçük kızın şaşkınlığına rağmen onunla konuşmaya devam ediyor dağ. Bir penceresi denize, diğeri dağa bakan bu köyde insanlar dağa zarar verip onu anlamamaya devam ediyor. Küçük kızın dağ ile konuşması köy halkı arasında anında yayılıyor ve merakla rivayetler üretiliyor. Deprem bölgesinde olan köy halkı gerçek olana ulaşmak yerine basit ve kolay olana yöneliyor. Rivayetler ve kulaktan dolma hikayelerle kendilerince dağın sorununu çözüyorlar ama kendilerini de kötü olaylara hazırlıyorlar aslında. Nasıl mı? Örneğin dağın sırtlarındaki tüm ağaçları kesip güya dağın kaşınma sorununu gideriyorlar ama yağmurlar yağmaya başlayınca olanlar oluyor. Tüm köy çamur ve su altında kalıyor. Elbette dağın sorunu da çözülmek yerine katlanıyor.
Asfaltlar döşenen, ağaçları kesilen, madencilerin, mermercilerin derisini soydukları dağ ölüme mahkum ediliyor aslında. Bunu farklı bir şekilde dillendiren de köye gelen bir dağcı. Önce insanlara ve mahrumiyetlerine bakıyor, sonra da olanları dinliyor. Dağ ile konuşmak için tırmanışa geçiyor ve döndüğünde dağın ölmeye başladığını ama köy halkına vasiyeti olduğunu söylüyor. Vasiyetinde de köy halkını denizle buluşturuyor aslında dağcı ve dağ. Ayrıca dağa yeniden hayat veriliyor bir başka taraftan da. Meyve, sebze, çiçek, ağaç dikilen dağ bir süre sonra oldukça güzel bir hale dönüyor. Resimler de bize o güzel manzarayı sunuyor elbette. Doğaya iyi davranılırsa onun kat ve kat olumlu karşılık verdiğinin resimleri bunlar.
Yazarı ile ilgili bilgide yer aldığına göre kendisi de bir mimar olan ve doğaya uygun yapılar yapılmasına duyarlı bir kişi var karşımızda. Aynı zamanda dar gelirli çocuklarla ortak çalışmalar içinde yer alan yazar, elbette en çok çocuklardan besleniyor. Kalemi mesleği ile buluşunca da ortaya bu güzel kitap çıkıyor. Hayatın gerçeğini fark eden yazar bizleri de o farkındalığa davet ediyor aslında. Doğa bilincinin yerleşmesi ve umuyoruz ki o yerleşen bilincin ilerleyen dönemlerde de sürmesi için oldukça kıymetli bir adım aslında bu kitap. İnsanlar erken çocukluk döneminde edindiklerini unutmazlarmış. Umalım doğayı korumak ve ona uygun yaşamak konusundaki farkındalıkları yüksek olurlar da hatalı davranan, gözünü para bürümüş ve hırslarına yenik düşmüş büyüklerine çekmezler. Onların güzel ve kıymetli bedenleri büyüdüğünde dimağlarında kalır bu satırlar umarım. Yine umarım ki; doğaya, dünyaya ve kültürlere, kültürel mirasa sahip çıkabilecekleri bir ortam bırakabiliriz onlara.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.