Sizden kilometrelerce uzakta olmasına rağmen okuduğu ve etkilendiği bir kitabın konusunu sizinle paylaşanlar varsa bu sizi mutlu etmeye yetiyor. Hele de konuşmaya çalıştığınız şey çocuk edebiyatı üzerinden kuruluyorsa, ayrı bir tebessüm bırakıyor sizde. Bugüne konu olan kitaplar da onlardan biri işte. Hatta “Sevgili Saadet,
Bugün keşfettim bu kitapları. İnanılmaz nasıl daha önce görmemişim. Türkçeye yeni çevrilmişler. Heyecanla tavsiye ediyorum” diyen bir facebook iletisine(Melike Akkaraca Köse’ye teşekkür ile) kayıtsız kalamadım ve ilk fırsatta aldım seriyi. Bir solukta okuduğum kitaplar sahiden günümü ve gönlümü hoş etti. Nasıl güzel, nasıl sıcak ve içten bir anlatım dili var ancak okuyarak görebilirsiniz. Nadine Brun-Cosme tarafından yazılan ve Olivier Tallec’in kaleminden resimlenen seri Nesin Yayınevi aracılığıyla elimize ulaşıyor. Ali Nesin’in çevirisi ile Türkçe’ye kazandırılan kitapları siz de hem yanınızdaki küçüğe, hem de aslında kendinize hediye edebilirsiniz.
Çocuk edebiyatının büyüleyici dünyasına katılanlardasınız diğer kitaplardan aynı tadı alamayabilirsiniz. Bu ara bende bu etki oluşuyor. Resimler kadar, anlatımın güzelliğine kapılıp kısa bir süreliğine de olsa büyüklerin kocaman, ama içi boş söylemlerinden ziyade; az ve öz diyalogla çok şey anlatan bu mucizevi dünyaya kapılabiliyorsunuz. Hele de resimli kitaplarsa elinizdeki, hayal gücünüz de size ziyadesiyle eşlik ediyor ve görsel bir şölenle karşılaşıyorsunuz. Yazı ile söz beraber dans ediyor gibi ve siz de müziğin olduğu kadar dansın da etkisi ile bakıyorsunuz kitaba. Üstüne yanınızdaki küçüğün okuması, izlemesi ve yorumları eklenince ona ayırdığınız zaman, size katlanan enerji ve umut olarak geri dönüyor. Çocuklarla beraber olmanın zorluğu kadar, güzelliği de burada saklı zaten. Şaşırma, heyecan, enerji ve daha birçok yaşamsal tepki eşlik ediyor çocukla kitap okumaya. Belki de en öz haliyle sıradanlığın sıkıcılığından kurtulabiliyorsunuz çocukla kitap okurken. İşte tüm bunlar çocukla yaşarken de oluyor. Karın yağışına olduğu kadar suya, yağmura ve bahara da tüm enerjisi ile eşlik eder çocuklar ve yaşamı katlanır kılarlar. Elimdeki seri de aslında bu noktadan hareketle yazılmış gibi. Büyük Kurt’un sıradanlaşan hayatına Küçük Kurt giriyor ve yaşam şenlikli haline bürünüyor hemen. Hayattan keyif almayı unutmaya başlayan Büyük Kurt hayatına minik misafirin girmesiyle ani bir değişime uğruyor ve bu değişime bizi de dahil ediyor. Kitapta Büyük Kurt’un düşüncelerine yer verildiği şu kısım özellikle hoşuma gitti: “Küçücük, hatta minnacık bir şey kalpte ne kadar yer kaplayabiliyormuş, hem de koskocaman bir yer.” Sahiden de öyle. O küçücük bedenlerinin yanında dünyaları sığdırıyorlar kalbimize o minikler. Bu sırra erişenler yaşça daha büyük olanlar galiba. Çocukla çocuk olmak değil de onunla arkadaş gibi olmak yaptıkları. Tıpkı çocuk edebiyatı gibi. Onların göz hizasından bakılıyor ve anlatılıyor hikayeler. İşte bu yüzden onların dili ortak ve evrensel. Bunu açıklayabilecek başka sözcük yok. Küçük Kurt’un isteklerini dikkate alan ve hatta bulunduğu yeri değiştiren Büyük Kurt mesela, bir portakal için maceralara atılıyor. Bunu kendisi için yapmazken, yanındaki miniği mutlu ederken mutlu olacağını bilmekten ziyade hissettiği için de yapıyor. İki arkadaşın tanışmalarını anlatan Beklenmeyen Misafir kadar, Güzelim Portakal, Düşmek Bilmeyen Yaprak da oldukça keyifli. Duru bir anlatım kadar, sizi de etkisine alan resimler eşliğinde bu sevimli ikilinin maceralarına tanık ve dahil oluyorsunuz. Bir de güzel olan ne biliyor musunuz; çocukluk ortak vatanında bırakılan güzel bir notun bizlere kadar ulaştırılması. Dileğim; o vatana her dil ve ülkeden katkıların artarak devam etmesi. Çünkü belki ancak o zaman kurtulabiliriz sıradan ve zorba olandan. O zaman yaşanabilir olur dünya hepimize. Tavsiye ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.