banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

Polisan’a orman arazisi kıyağı
banner234

Bu şehirde yıllardır aslında herkesin bildiği ve konuştuğu ama sonrasında hep göz ardı edilen ve neredeyse şehir efsanesine dönen bir konu var.

Polisan’a ait Dilovası’nda kurulu bulunan özel çiftlik…

Aslında bu alana özel çiftlik demek oldukça güç. Çünkü bu alanda çiftlikten öte oldukça büyük bir yerleşim alanı bulunuyor.

Öyle ki içinde bir malikane bile var.

Bu çiftlik ile ilgili rivayetler hiç bitmiyor. Herkesin bu konuda mutlaka bir fikri ve söyleyecek sözü var. Ama tüm bilgiler ve söylemler hep bir noktada tıkanıyor. Çünkü bilinenler hep aynı şeyler.

Polisan bu alanı 49 yıllığına kiralamış deniliyor.

Polisan bu alanda ki ağaçları koruma altına almak için kiralamış deniliyor.

Polisan bu alanı milletin daha temiz yarınları için koruyor deniliyor.

Bu alanda neler oluyor bilmiyoruz da deniliyor.

Aslında en doğru anlatım biçimi ile bu alanda gerçekten neler oluyor kimse bilmiyor.

 

DİLOVASI'NDA SAKLI CENNET
 

 

Bozuk köy yollarını aşarak varıyorsunuz bu alana. Öyle ki bu yollardan lüks arabalar geçmez bile diyebilirsiniz. Sonrasında Dilovası’nda olduğuna asla inanmayacağınız saklı cennet öncesi öylesine ilkel bir güvenlik kulübesi karşılıyor ki sizi.

 

Buradan ötede hiç bir şey yoktur geri dönebiliriz dersiniz.

Ama merakınıza yenilip bu güvenliği aşarsanız 500 metre ötede gizli bir cennetle karşılaşabilirsiniz.

Biz merakına yenilenlerden olduk ve güvenlik görevlisinin boşluğundan faydalanarak çiftliğin ana kapısına kadar varmayı başardık.

Dış alandan bile gördüklerimiz gerçekten bizleri çok etkiledi.

Sanayinin ortasından, kanser gibi hastalıkların en çok görüldüğü bir kentte gizli yolların sonunda yeşil bir vadi bulunuyordu, nasıl etkilenmez insan!

 

Bu çiftlikle ilgili benzer haberleri bir çok defa okuduğunuzu tahmin ediyoruz.

Çiftlikle ilgili yapılan her haber sonrası Polisan’nın sahibi Necmettin Bitlis, mutlaka basın mensuplarına o meşhur köftesinden ısmarlıyor ve sonrasında konu tamamen normalmiş gibi yansıtılarak kapatılıyordu.

 

Ama bizim derdimiz çiftliğin havasından soluyup, meşhur köftesinden yemek değildi.

Bizim derdimiz, Dilovası’nın kanser ovasına dönüştüğü son yıllarda, orada sanayi yatırımı bulunan ve bu yatırımlarına liman yaparak yenilerini ekleyen birinin milletin gözüne baka baka ilçenin en güzel yerinde nasıl keyif çattığını gözlerimizle görmek ve size göstermekti.

 

TABELADA POLİSAN AĞAÇLANDIRMA ALANI YAZIYOR

 

 

Şimdi size anlatacaklarımızı iyi değerlendirmenizi istiyoruz.

Çünkü burada kamu yararına olmayan bir çok özel ve keyfi isteklerin yaşandığı bir durum söz konusu.

Necmettin Bitlis’e bu alanı niye aldığını sorduğunuzda hep aynı şeyi anlatıyor. Bir sabah köylülerin bu alanda ağaç kestiğini gördüğünü ve yetkililerden ağlayarak yardım istediğini sonrasında ise bu alanın kendisine koruması için verildiğini her gelen misafirine anlatır, efsane budur.

 

Sonrasında bu alana kurulu bulunan malikanesinde yemekler yenir herkes neşeli bir şekilde buradan ayrılır.

Çiftliğin ilk girişinde Polisan’a ait özel bir alan olduğunu ve girilmemesi gerektiğini belirten bir tabela bulunuyor.

Tabelada yazan aynen şu: “POLİSAN AĞAÇLANDIRMA ALANIDIR GİRİLMEZ!”

Zaten isteseniz de giremiyorsunuz çünkü boydan boya bir demir kapı, dikkat köpek var uyarısı ve solunuzda şırıl şırıl akan bir dere…

 

Birçok kurum veya şirket böyle yerleri devletten alıyor ve ağaçlandırıyor. Ama hiç birisi Polisan gibi sadece yönetim kurulu başkanı ve ailesinin kullandığı özel bir alan haline dönüştürmüyor. Koruyor ama halkın hizmetine de açıyor. Burada ise durum çok farklı.

 

Ayrıca bu yerde mağaraları andıran özel masaj odalarının bulunduğu iddia ediliyor.

Koruma alanı olarak adlandırılan bir yerde bu tür faaliyetlerin olması ne kadar doğru?

Madem burası “POLİSAN AĞAÇLANDIRMA” alanı, o halde neden halktan izole edildi?

Necmettin Bitlis’in şahsi arazisiyse şayet o halde neden ağaçlandırma alanı adı verildi?

Doğrusu bunlar gibi birçok soru var cevap bulması gereken.

 

BÜYÜK KÖRFEZ KÖPRÜSÜNÜN HEMEN ALTINDA

 

 

Aslında Polisan bölge açısından birçok sorunun kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. Mesela devletin yapması gereken bir okul karşılığında aldığı iddia edilen liman var Dilovası sahilinde. Tabi bir de uzun süredir inşaat halinde duran ve yapmayı taahhüt ettiği spor salonu…

 

Dilovası sahiline kurulan devasa limana gelince… Bu limanda bir sürü tehlikeli kimyasal madde bulunuyor ve tren yoluna sadece birkaç metre mesafede olması büyük talihsizlik. Ayrıca bu liman, dünyanın en uzun üçüncü köprüsünün hemen yan alt kısmında bulunuyor. Bu da daha büyük bir tehlike oluşturuyor. İçinde tehlikeli yanıcı ve patlayıcı kimyasalların bulunduğu çok sayıdaki tank, hem yeni yapılan köprü hemde tren yolu için büyük tehlike arz ediyor.

 

BİR İLÇE YOK OLUYOR

 

Sizin anlayacağınız bir ilçe ölüyor.

Bir yandan kömürcüler, bir yandan sanayiciler, öbür yandan çöp deponi alanları derken, Dilovası halkı ölüme terk ediliyor.

Onlar her geçen gün artan kanser vakalarıyla yüz yüze gelirken, Dilovası’nı ölümle burun buruna getirenler herkesin ilçenin ender yeşil alanını kendi kullanımına tahsis ediyor.

 

Oysa ki, derenin kenarındaki gizli cennet olan bu alan pekala ilçe halkının nefes alması için kullanıma açılabilir, mesire alanı gibi yapılabilirdi. İster tapulu malınız olsun isterse başka bir şey. Bunu yapmak için biraz vicdan sahibi olmak yeterlidir.

El birliğiyle bir kent ölüyor.

 

Doğası yok ediliyor, elinden sahili alınıyor, yeşil alanları alınıyor, içine dinamit döşeniyor.

Ne için?

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237