Kocaeli Üniversitesi eski Rektör Yardımcısı Bekir Çakır, 15 Temmuz darbe girişiminden 3 ay önce ve darbe girişiminden günler sonra yaptığım haberlerden dolayı şahsıma dava açmıştı… Bugün Kocaeli Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde davanın ilk duruşması görüldü, hakim haberleri basın özgürlüğü kapsamında değerlendirip beraatıma karar verdi. İlk celsede verilen bu karara Çakır’ın itiraz hakkı mevcut, konuyu bir üst mahkemeye de taşıyabilir elbet…
Peki, Bekir Çakır neden dava açtı?
Malumunuz FETÖ denen yapı, pek çok insanı dini duygularını sömürerek kandırdı. Onlardan, maddi ve manevi çıkar elde etti. Bu ülkede siyasete bulaşıp, iktidarla çatıştı, 15 Temmuz darbe girişimi ile de kendi sonunu hazırladı.
Bu yapının girmediği yer kalmadı…
En güvenilir, itibar gören cemaatlerden biriydi bir zamanlar.
Bu nedenle de bu yapının iyi niyetine inananlar kendilerine
bağışlarda bulunuyordu…
Bağış yapan kişilerin isimleri de yapılan okul, yurt ve benzeri
yerlere veriliyordu…
Bekir Çakır’ın ağabeyi, kapatılan belde belediyelerinden
Karşıyaka Belediyesi’nin merhum başkanı Mustafa Çakır’ın adı da
o dönem cemaat olarak bilinen FETÖ’nün yurtlarından birine verilmişti.
Bekir Çakır’ın şahsımı dava etmesinin sebebi de
işte bu yurt; Mustafa Çakır Erkek Öğrenci Yurdu…
Bu yurt, 17-25 Aralık operasyonlarından sonra,
cemaatin adının Paralel Yapı’ya dönüştüğü süreçten çok sonra;
resmen cemaat okuluna dönüştü…
Nasıl olur? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet,
“Bunların inlerine gireceğiz” diye bağırıyor; bu yapının dershaneleri, basın-yayın kuruluşları kapatılıyor ancak kentimizde bu yapıya ait bir yurt binası,
yine Paralel Yapı’ya ait Özel Erkul Eğitim Kurumları’na bağlı Özel Erkul Tunagür İlk ve Ortaokulu’na dönüştürülüp, faaliyete sokuluyordu?
Buradaki iktidar yetkilileri, Milli Eğitim ve ilgililer buna nasıl sessiz kalabiliyordu?
Eleştirdik, bu duruma sessiz kalanları Cumhurbaşkanı’na haberimiz aracılığı ile şikayet ettik bir nevi… Ve aradan 3 ay geçmedi ki 15 Temmuz hain darbe girişimi
gerçekleşti. Paralel Yapı’nın adı, artık FETÖ oluvermişti…
İnsanları katledecek, kendi askerine, polisine, halkına kurşun sıkabilecek
kadar alçaklaşmış bir yapı ile karşı karşıya kaldı tüm toplum…
Hızla OHAL ilan edildi, bu yapıdan kopmayan, kopamayan; ona destek sağlamış ve sağlamakta olan kişi, kurum ve kuruluşlara operasyonlar başladı…
Bu yapının özel okulları, yurtları hızla kapanıyordu.
Onlardan biri de işte bu bahsi geçen Özel Erkul Tunagür İlk ve Ortaokulu idi.
28 Nisan 2016 Perşembe günü “Cemaat yurduydu, cemaat okulu oldu” başlığı
ile kaleme aldığımız haberin ardından okulun kapatılmasıyla birlikte 20 Temmuz 2016 Çarşamba günü “3 ay önce yazdığımız okul, bugün kapatıldı” başlığı altında bir haber daha kaleme aldık. İkinci haber, birinci haberin hatırlatması idi; ilk haberin haklılığını
ortaya koyma anlamında yapılmıştı…
İşte o dönem eleştirdiğimiz milletvekilleri sustu, Milli Eğitim sustu, ilgililer sustu;
Bekir Çakır çıktı bize noter aracılığı ile bir tekzip metni gönderdi.
Düzeltme metni ilk haberde yer alan cümlelerle ilgiliydi, ancak ikinci haber için gönderilmişti…
Peki Çakır’ın canını sıkan ne idi haberde..?
Kamuoyunda Mustafa Çakır Erkek Öğrenci Yurdu’nun arazisinin
Çakır ailesi tarafından bağışlandığı bilinir…
Biz de öyle biliyorduk ve bunu da haberimizde hatırlattık…
Bekir Çakır’ın da arsada hisse sahibi olduğunu düşündük;
değilmiş… Çakır’ın gönderdiği tekzip metninde Tapu Müdürlüğünden alınan belgeler de mevcuttu. Bu belgelerde ailesinden iki ismin burayı sattığı yazıyordu…
Yani burası bağışla değil, satışla verilmiş o dönemin cemaatine…
O zamanlar bu yapıya bağış yapılması hoş karşılanırdı; kamuoyunda yer alan bilgiler bu nedenle düzeltilmemişti belki de…
Biz de bu bilgiler doğrultusunda ufak bir anekdot olarak hatırlatmıştık olayı.
Hibe demiştik, satışmış meğer! Hoş ortada dekont falan da yok ama
satış deniyorsa satıştır… Bağış da olabilirdi, bu yapı o dönem yasaldı,
bu yapıya bağış yapmak da söylediğim gibi güzel karşılanırdı.
Hayır işi olarak görülürdü.
Bu tekzip metnini yayımlayamadım…
Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Aysun Özcan Erenkaya, Bekir Çakır’ın araya birini koyduğunu, tekzip metnini sadece “Gönderdim” demek için gönderdiğinin kendisine iletildiğini, Çakır’ın bu tekzip metninin gündemde daha fazla kalmamak adına yayınlanmasını istemediğini söyledi.
Biz de yayınlamadık…
Bana söylenen buydu çünkü…
Aradan biraz zaman geçti ki Çakır, şahsımdan şikayetçi oldu…
İlgili savcılığa gittim, özel kalemine kısa ve öz bir savunma yaptım.
Savcının takdiri konunun mahkemeye taşınması yönünde oldu…
Ve bugün Çakır’ın hakkımda açtığı davanın ilk celsesi görüldü…
2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktık…
Avukat tutma gereği görmedim, çünkü Çakır’ın şahsına yönelik
bırakın hakareti, eleştiri dahi yoktu haberlerimizde…
Çakır da mahkemeye avukatsız gelmişti.
Adımız okundu, mahkeme kapısı önünde selamlaştık;
içeri girdik… Ben sanık sandalyesinde, o müşteki!
Yukarıda anlattıklarımı özetle mahkeme heyetine de aktardım…
Çakır da suçlamalarını tekrarladı…
Ve sonuç olarak mahkeme heyeti, olayı basın özgürlüğü
kapsamında değerlendirerek ilk duruşmada kararını
beraat olarak açıkladı…
***
Haberden dolayı yargılanıp beraat ettiğim davada
önemli bir bilgi de edinmiş oldum…
Bekir Çakır, mahkemede verdiği ifadede
Rektör Yardımcılığından neden istifa ettiğini de açıkladı…
Kendisine bu özel bilgi için teşekkür ediyorum(!)
Meğer ne Rektör Sadettin Hülagü, ne de daha önce basına verdiği demeçlerde sıraladığı sıkıntılar değilmiş Çakır’ı istifaya zorlayan!
Çakır, meğer benim, kimi meslektaşlarımızın yaptığı haberler nedeniyle istifa etmiş(!)
İlk başta istifasını tamamen bana yüklese de sonradan insafa gelip düzeltme yaptı Sayın Çakır, sadece benim haberlerimden dolayı değil, başka basın kuruluşlarında çıkan haberlerin de istifasında etkili olduğunu; şahsının, ailesinin ve kurumunun yıpratıldığını; kurumun daha fazla yıpranmaması için
istifa etmek zorunda kaldığını söyledi.
Bir ara vicdanım sızladı “Sırf benim yüzümden istifa etmiş” diye
ama neyse ki sonradan düzeltti bu sözlerini Bekir Çakır(!)
Çakır’ın bu güne kadar çeşitli gazetelere verdiği
“Şundan dolayı istifa ettim, bundan dolayı istifa ettim” sözleri şöyle dursun;
Çakır, mahkemede istifa gerekçesini işte böyle açıkladı!
***
Aklımda deli sorular…
Yazımın ana konusu sizlere aktardığım Bekir Çakır’ın mahkemede söylediği istifa nedeniydi elbet ancak kafama takılan kimi soruları da sormak istiyorum buradan…
Hala cevap bulamadım bu soruya; mantık yürütüyorum, olmuyor, varamıyorum bir sonuca(!) Bekir Hoca bizi bir aydınlatsa diyorum hani bu konuda…
Şimdi bu satışı yapılan araziler var ya;
hani o dönemin cemaatinin satın alıp yurt diktiği…
İşte o araziye inşa edilen erkek öğrenci yurduna
neden Mustafa Çakır’ın adı verildi?
Bu kadar basit mi yani bir insanın adının bir yurtta, okulda;
üstelik üstüne para alınarak, kar sağlanarak yaşatılması?
Bir de aklıma takılan bir soru daha var;
bu yurt ne zaman kapandı?
Ne zamana kadar Mustafa Çakır adını taşıdı…
17-25 Aralık operasyonlarından önce mi,
yoksa sonra mı faaliyetini noktaladı,
atıl duruma düştü;
yoksa özel okula dönüşene kadar bu isimle mi faaliyetini sürdürdü…
Sayın Çakır, AKP’den milletvekili aday adayı olmuş bir isim…
Belediye başkan aday adaylığı da mevcut…
17-25 Aralık’tan sonra bu yapıya iktidarın penceresinden bakan biri olduğunu söyleyen Bekir Çakır, eğer ki 17-25 Aralık’tan sonra yurt faaliyetine bu isimle devam ediyorsa illa ki bir girişimde bulunmuş, abisinin adının o yurttan silinmesi için çaba sarf etmiştir sanırım…
Yok, uzun bir süre önce “Mustafa Çakır” ismi, bu yurttan silinmiş ise
zaten mesele kapanmıştır…
Sayın Çakır, merakımı mazur görsün; meslek icabı işte, huy..!
Sorularıma cevap bekliyorum kendisinden…
Noterden bir şey göndermesine de gerek yok, bir telefon kadar yakınım!
Gazeteye gelmek isterse çay, kahve ikramında da bulunabilirim…
Hem aynı sorulara cevap arayan, merak duyan insanların da bu merakını
gidermiş olur(!)
İlla ki verecek cevabı vardır Çakır’ın…
Olmaz mı Sayın Çakır?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Dr Ersoy Kandemir 2018-04-06 00:41:48

Ah yazık Bekir Çakıra,gözlerimi yaşarttı,demek sizin yüzünüzden ayrılmış,mümkünse il sağlık müdürlüğündeki müdürler ile de ilgili haberler yapmanız dileğiyle,bir de Bekir Çakır bana da dava açabilirmi,ne diye düşünürse,bıyıkları çok çirkin diyorum,badem bıyığa gıcığım var da,o bakımdan açabilir,ilimizde dava satılarım artıyor bir tane de varsın Bekir Çakırdan olsun.Gazeteci kardeşimi tebrik ederim haberlerinden dolayı.