banner830
banner826
banner840

Ortalama altı aydır Kocaeli’nin Başiskele ilçesindeyiz.

İzmit’in keşmekeşinden, bir türlü düzene sokulamayan trafiğinden

Üstümüze üstümüze gelen eski yapılardan kaçıp huzura doğru geldik.

Burası tam anlamıyla bir üretim merkezi gibi geldi bize, sessiz, sakin…

Kafamız rahat, vücudumuz dingin vaziyette gazetede işimize koyuluyoruz.

Daha çok misafir, daha çok eş dost ağırlıyoruz.

Keyfimiz yerinde yani.

Tabi, günün önemli bir kısmı Başiskele’de geçince yerel yönetimin neler yaptığını çok daha iyi görüyoruz.

İlk kez merkez dışından burayı hissetme, görme şansı bulduk.

Ve bugün biraz bunlardan bahsetmek istiyorum size.

****

Başiskele’nin eski halini anlatmaya gerek yok sanırım.

Yeni halini ise zaten hepimiz görüyoruz.

Kentin dört bir yanından inşaat firmalarının akın ettiği bu ilçe hızla kendini aşmış vaziyette.

Herhalde buraya Hüseyin Ayaz’ın veya bir başkasının kaşına gözüne gelmiyorlar.

Yatırımları kat ve kat değer bulduğu için geliyorlar.

Yepyeni modern siteler ve onları takip eden eğitim yuvaları Başiskele’ye sınıf atlattırıyor.

Buna paralel olarak Başiskele’nin artan nüfusu ile birlikte seçmen yapısı da hızla değişim sağlıyor.

Eskiden bu yana muhafazakarların ve AKP’nin kalesi olarak bilinen Başiskele’de neredeyse dengeleri değiştirecek bir seçmen kitlesi olduğunu biliyor musunuz?

Buraya geldikten sonra Başiskele’nin dört bir yanına yaptığım gezilerde bunu çok rahat görebildim.

Başiskele eski Başiskele değil!

Muhalefet artık istese burada neler neler yapmaz, ama yapmıyor!

Çünkü buranın Belediye Başkanı buna asla fırsat vermiyor!

Neden mi? Cevabı çok basit…

Ayaz, herkesin belediye başkanı gibi davranmak için yoğun mesai harcıyor.

En çok oy aldığı mahalleyle en az oy aldığı mahalleler arasında hizmet ve ilgi farkı pek görülmüyor.

İstisnalar yok mudur, elbette vardır ama en basitinden benim buradaki CHP seçmeninden duyduklarım bu yönde…

CHP’liler bile Ayaz’ı sahipleniyor.

Bunu oturduğum yerden söylemiyorum, bizzat sohbet ettiklerim kendisi anlatıyor.

****

Durum böyle olunca AKP’ye rakip konumdaki CHP’nin de burada esamesi okunmuyor.

Hiç kusura bakmasınlar ama öyle!

Bakın, adaylık başvuru süreci tamamlanmasına rağmen CHP’den bu ilçeye talipli bile çıkmadı.

Bu durum CHP açısından oldukça hazin bir olayken, Hüseyin Ayaz açısından muazzam bir başarı öyküsüdür.

Düşünün… CHP’nin il başkanı bu ilçede ikamet ediyor.

Onun yanı sıra CHP’nin bütün ağır topları yine bu ilçede yaşıyor.

Ama ona rağmen Başiskele’de iddialı olmayı bir tarafa bırakın, sıradan bir aday bile başvuru yapmadı.

Çünkü Hüseyin Ayaz, son dönemle birlikte iyiden iyiye Başiskele’yi etkisi altına almayı bildi.

Karşısına aday bile çıkmaya cesaret edemez oldu.

Mutlaka CHP bu işi eninde sonunda birine kitleyecektir ama manzara şimdiden belli oldu.

CHP İlçe başkanı dahi çıkıp namusu kurtarayım diye düşünüp aday olmadıysa varın gerisini siz hesap edin!

****
Aslında buna sevinsek mi üzülsek mi bilemiyorum.

Normalde belediyeler bağımsızdır, her görüşten insana hizmet etmekle mükelleftir.

Hangi partiden seçilirse seçilsin, rozet bir kenara bırakılıp vatandaşa hizmet edilir ki, Ayaz da bunu yapmaya çaba sarf ediyor.

Ama bu anlayış maalesef ilimiz genelinde çok az.

İşte belki de bu yüzden Hüseyin Ayaz Başiskele’de farkını hissettiriyor.

İşini aşk ile yapıyor.

“Bizimkisi bir aşk hikayesi” diyor.

Gerçekten de öyle… çünkü Ayaz, bir günden bir güne yerinde durmuyor.

Her gün özellikle hasta ve yaşlılar başta olmak üzere ev ziyaretleri yapıyor.

İlçe teşkilatına bile iş bırakmıyor.

Bıkmadan usanmadan kapı kapı geziyor.

Bazısına on dakika bazısına 20 dakika ama mutlaka o insanlara ayrım yapmaksızın dokunuyor.

Siyasette bu değil mi?

Beşeri ilişki, insana dokunma, varlığını yanında hissettirme.

Ayaz da bunu yapmaya çalışıyor. Hem de planlı, programlı ve bir sistem içerisinde…

Gazeteye gelirken yol kenarındaki bilboardta gördüm.

Ayaz bugüne kadar resmi olarak tam 13 bin 206 hasta ve yaşlı komşusuna ziyarette bulunmuş.

“Bizimkisi bir aşk hikayesi” sloganının altında ise meğer bu olay varmış.

****

Böyle bakınca Erdoğan’ın tarif ettiği ama bulmakta zorlandığı belediye başkanı profili görüyorsunuz.

Kibirden ve şatafattan uzak, mütevazı, çalmadık kapı bırakmayan vs.

Erdoğan ne arıyor bilmem ama insanlar işte bunu istiyor.

CHP’lisinin de MHP’lisinin de, diğer partililerin de özlemini duyduğu belediye başkanları böyle.

****

Kocaeli belki AKP’nin yıkılmaz kalesi gibi görülebilir ancak şu anki ayrıştırıcılık, ekipçilik, lüks ve şatafat sevdası, servete servet katma açlığı devam ettiği sürece;

Muhalefet her an bu havayı terse çevirebilecek güçte.

Unutmayın! Geçmişte hiç kimse Sefa Sirmen’in kazanacağına inanmıyordu ama ne oldu?

Sirmen ile birlikte CHP tam 15 yıl bu şehri yönetmeyi başardı.

O yüzden rakibi küçümsememek lazım.

Muhalefet Başiskele’de çaresiz olabilir ama Kocaeli genelinde bence şansı oldukça yüksek.

O yüzden Kocaeli’yi çantada keklik görüp, “nasılsa seçimi alıyoruz, bari benim tuttuğum taraftaki adam kazansın” mantığını bir tarafa bırakın.

Bu kenti en iyi kim kucaklar? Kim daha birleştirici olur, bunlara bakın!

Bu anlamda Ayaz, AKP’nin elindeki en güçlü kozlardan biridir.

banner354

banner820

banner831

banner824

banner846

banner599

banner328

banner482