banner726
banner677
banner655

Yarım asra sırtını dayayan ömrümde birikimimi dövize yatırdığım ilk günü hatırlıyorum.

10 yaşlarındaydım.

Yurtdışında yaşayan gurbetçi aile dostlarımızdan İsmail amca, bir kaç tane 50 Alman Pfennig’i koymuştu cebime.

Aman Allah’ım sanki Alman ekonomisi benden soruluyordu.

Çil çil Alman kuruşlarım, hediye edilen çikolatalardan çok daha değerliydi artık.

Zaman içinde cebimdeki Pfennig katlandı, kağıt paraya yani Mark’a dönüşmüştü.

5 Mark, 10 Mark derken arada iki tane de birlik ince uzun Amerikan Doları vardı.

Bazen hava atmak için cebimdeki dövizleri çıkarır, ağır ağır sayardım!

Çocukluk işte.

Sonra ne oldu hatırlamıyorum, demek ki hatırlayacağım bir kazancı olmamış gavur paralarının.

Çok fazla döviz birikimim olmadı benim.

Bir keresinde 70 Dolarım vardı, acil ihtiyaçtan bozdurmak istediğimde belli ki her önüne gelen döviz bozdurmuş olacak hiç kazandırmamıştı.

Hatta zarar bile etmiştim!

2001’in soğuk bir 21 Şubat günü hava sadece soğuk değil, kapkaraydı. O yüzden adı ‘Kara Çarşamba’ olarak tarihe geçti.

Anayasa kitapçıklarının havada uçuştuğu 57’nci hükümet döneminde dolar 850 bin liradan, 1 milyon 750 bin liraya fırlamıştı bir gecede!

(Rakamları okurken sıfırlardan 6 tanesini atabilirsiniz, biz o dönem öyle yapıyorduk)

Başbakan Ecevit de kırılgan bir adamdı. Kendi elleriyle makama getirdiği dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile papaz olmuştu!

DSP-MHP-ANAP koalisyonu dalgalı kur kararı aldığında devalüasyon zaten olmuştu. Ekonomiyi Kemal Derviş bile kurtaramamıştı.

Benim en çok dikkatimi çeken ise, devalüasyon öncesi bütün parasını dolara çevirmekle suçlanan Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, emekli olmak üzere izne ayrılmıştı.

57’nci hükümet Apo’nun paketlenmesi, büyük Gölcük Depremi, IMF krizi ve batık bankalar dönemiyle acı tatlı günleri geride bırakırken Euro devri başladı.

Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri Euro denen paraya geçtiğinde, Dolar kadar ince yapılı olmayan bu yeni birimin en az Dolar kadar hassas bir yapısı olduğunu anlamam da çok zamanımı almadı.

50 Euro’m vardı cüzdanımın derinliklerinde.

‘Ne olur ne olmaz parası’ derdim. Ama uluorta çıkartıp sayamazdım utancımdan.

Kazık kadar adam olmuşum, 50 Euro ile hava mı basacağım?

Bir gün çok acil ihtiyaçtan o masum, o güleç yüzlü ve o hassas 50 Avrocuğumu bozdurduğumda beşte bir oranında zarar etmiştim, hala içim yanar!

Dedim ya, çok fazla döviz birikimim olmadı.

Tam olacak ya bir eşya alırım, ya da otomobilimin modelini yükseltirim. Böyle bir hastalığım var benim de

En son 100 Dolar, 250 Euro paramı üç yıl önce bozdurmak istedim.

Sonuç mu?

Yine zarar ettim.

***

Duydum ki ülkede ekonomik kriz 2001’i aratmıyor.

Önceden Dolar yüzünden papazı bulurken, şimdi papaz yüzünden Dolar’ı gören yok!

Devlet büyüklerine tavsiyem şudur;

Dövizin ateşini ben söndürürüm.

Evet ciddiyim döviz birikimiyle asla kâr edemeyen, talihsiz uğursuzluğum dindirecek bu yangını. Tecrübeyle sabit.

Verin az bi’şey Pfennig, bozdurmak üzere bankonun önüne geçeyim, bu iş tamam.

Yoksa sizin bir şey yapacağınız yok!

Uğur Bayram

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Uğur Bayram 2018-08-11 18:34:53

@outlet kesinlikle haklısınız, bu işler çocuk oyuncağı değil. çünkü yukarıdaki yazı, çoluk çocuğun anlayabileceği bir yazı değil...

Avatar
outlet 2018-08-11 09:05:53

gereksiz bir yazı bu işler çocuk oyuncagı değil

banner354

banner630

banner328

banner599

banner482