banner203
banner142
banner165
Atasözleri, deyimler kültürümüzün ve inancımızın en önemli göstergeleridir.
Kültürümüzün, inancımızın ne kadar sağlam, ne kadar doğru, ne kadar sahih,
Olup olmadığını, atasözlerimizi, deyimlerimizi sağlam bir muhakemeye tabi
tutarak anlayabiliriz.  Yerli yerinde, fıtri, doğru inancı ortaya koyan atasözleri
deyimler olduğu gibi, yanlış inancı bütün açıklığı ile ortaya koyan atasözleri
ve deyimlerin olduğu acı bir gerçektir.

***
 
İşte bunlardan birisi ‘Allah utandırmasın’ şeklindedir. Hangi işi yaparsanız
yapın, o işin altyapısını iyi hazırlamamışsanız,  o işi iyi bilen insanlara la istişare
etmemişimseniz, kafa yormamışsanız, ter akıtmamışsanız, 
elbette yapacağınız iş akamete uğrar yani sonuçsuz kalır.
 
***

Allah Necm suresi 39’da “Kişiye kazandığından başkası yoktur” derken,
Allah’ın kutlu Elçisi den “Önce deveni bağla sonra tevekkül et” dediği
rivayet edilirken. Yaradan Şura 38 ‘’onlar işlerini istişare ile yapar’’ diye
buyururken, sen bir iş yapmaya kalkacaksın. Lakin terlemeyeceksin, kafa
yormayacaksın,  ehliyetli insanlarla istişare yapmayacaksın, yapılması gereken
hiçbir şeyi yapmayacaksın sonra utanmadan sıkılmadan ‘’Allah utandırmasın’’
diye dua edeceksin.


***
 
Peki, Allah böyle bir duayı kabul eder mi? Böyle bir duaya icabet eder mi?
Kardeşim durup dururken Allah seni neden utandırsın? Sen utanılacak bir şey
yapmayı dilemiş yapmışsan Allah adaletinin gereği olarak seni utandırır.
Lakin utanılacak bir işi yapmayı dilememiş, yapmamışsan Allah yine adaletinin
gereği seni utandırmaz. Kuşkunuz olmasın ki talep ne ise netice öyle olur.
Dünyada her ne oluyor ise ilahi yasalar/sünnetullah çerçevesinde oluyor.
Allah yüzlerce ayetinde kullarına zulmedici olmadığının, adil olduğunu
Belirtirken. Sizlere ne oluyor da yapmanız gerekenleri yapmadan, bütün
Yetersizliğinizi, tutarsızlığınızı, tembelliğinizi akılsızlığınızı ‘Allah utandırması’
‘’Allah mahcup etmesin’’ diye Allaha fatura ediyorsunuz.


***
 
İnsan iradesini, tercihlerini yok sayan, yanlış kader anlayışının bariz bir örneğinde
 ’’Allah yazdı ise bozsun’’ Peki, kardeşim Allah yazdığını bozar mı? Keyfi
hareket eder mi? Elbette Allah keyfi hareket etmez. Keyfi hareket etmesi onun
adalet sıfatı ile bağdaşır mı? Bu ve benzeri soruları sormak her aklı başında insanın
hakkı değil mi?


***
 
Elbette Allah keyfi hareket ederek yazdığını bozmaz. Bu durum onun adalet ve
İlim sıfatına taban tabana zıttır. Allah kitabı keriminde oku dedi okumadın.
Düşün dedi düşünmedin. Aklını kullan dedi kullanmadın. Muhakeme edin dedi
Muhakeme etmedin. Birbirinizi sevin sayın dedi. Birbirinizi sevip saymadınız.
Birbirinizin hakkına hukukuna saygı gösterin dedi, saygı göstermediniz. Allah
Dinde kardeş olmanızı söyledi. Siz cemaatte, meşrepte, tarikatta, mezhepte
Kardeş oldunuz. Allah, “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın bölünmeyin” Ali İmran 103 
Dedi siz paramparça oldunuz. El İslam dininin yerine Meşreplerinizi, Mezhepleriniz,
Tarikatlarınızı, Siyasi anlayışlarınızı, Cemaatlerinizi ikame ettiniz.

***
 
Allah ‘’ Bir kavim kendi durumlarını değiştirmedikçe onların durumlarını 
değiştirmem’ Ankebut 11 diyecek. Kulların fillerinin öznesi olduğunun altını
çizecek. Allah neden kalkıp yazdığını bozsun? Varlık âleminde olan her şey
Allah’ın İlim/bilgisi, kaderi/ölçüsü ile olmaktadır. Müspet-menfi, iyi -kötü,
Doğru-yanlış, güzel-çirkin-hak-batıl, adalet zülüm. Kul iradesini ortaya kor
Tercihini yapar, Allah ta kulun iradesi tercihi doğrultusunda o kula o fiili yapma
Gücü verir. Tercih ne ise netice o olur. Sonuç Allah kullarını adaletinin gereği
Utandırmaz, mahcup etmez ve de yazdığını bozmaz. Kullar yazılanı bozarak 
utanılacak, mahcup olacak işleri yapar. Yazımı Aziz dinimizi en iyi anlayanlardan 
İstiklal marşımızın, Çanakkale Destanının şairi M. Akif Ersoy un 
konumuzla ilgili bir şiiri ile bitirelim.


***
 
Kadermiş öyle mi? Hâşâ, bu söz değil doğru
Belanı istedin, Allah da verdi… Doğrusu bu
Çalış dedikçe Şeriat çalışmadın durdun
Onun hesabına birçok hurafe uydurdun
Sonunda birde ‘Tevekkül’ sokuşturup araya
Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!
Bırak çalışmayı emret oturduğun yerden
Yorulma öyle ya Mevla ecr-i hasır iken!
Yazıp sabahleyin evden çıkarken işlerini
Birer birer oku tekmil edince defterini
Bütün o işleri Rabbim görür vazifesi
Yükün hafifledi sen şimdi doğru kahveye gir
Çoluk çocuk sürünürmüş sonunda aç kalarak
’Huda vekil’i, umurun değil mi? Keyfine bak!
O’nun Hazine-i in’amı kendi veznendir!
Havale et, ne kadar masrafın olursa verir!
Silah kullanan Allah, hududu bekleyen O;
Levazımın bitivermiş, değil mi? Ekleyen O!
Çekip kumandası altına ordu ordu melek,
Senin hesabına küffarı hak-sar edecek!
Başın sıkıldı mı, kâfi senin o nazlı sesin;
Yetiş’ de kendisi gelsin, ya Hızır’ı göndersin
Evinde hastan varsa, borcudur, bakacak!
Şifa hazinesi derhal oluk oluk akacak.
Demek ki her şeyin Allah… Yanaşman, ırgadın, O;
Çoluk çocuk O’na ait: lalan, bacın, dadın O;
Vekil-i harcın O kâhyan, müdür-veznen O
Alış seninse de, mesul olan verişten O
Denizde çenk olacakmış… Gemin O Kaptanın O
Ya ordu lazım imiş… Askerin Kumandanın O
Köyün yasakçısı; şehrinde baş muhassılı O
Tabib-i Aile, Eczacı… Hepsi hâsılı o
Ya sen nesin? Mütevekkil! Yutulmaz artık bu!
Birazda saygı gerektir… Ne saygısızlık bu!
Huda’yı kendine kul yaptın, kendin oldun Huda;
Utanmadan da ‘tevekkül’ diyor bu cür’ete… Ha?’’
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner270

banner272

banner235

banner271

banner273

banner202

banner144