banner422
banner465
banner454

Bugün sabah saatlerinde, kapkara bir ok saplandı yine kalbime!

Her yıl daha çok acıtan ve acısı sızlatan bir ok.

İki yıl önce O’nun ayak bastığı 261 rakımlı tepeye, yani Conk Bayırına gittim. Çanakkale kahramanlarının o daracık mevzilerinde kocaman bir destanı nasıl yazdıklarını hissetmeye çalıştım.

Tehlikenin bu dar geçitte olduğunu anlayan gencecik bir yarbayın, Anafartalar Kumandanı oluşunun öyküsüne yerinde şahit oldum.

Bu deha adamın, “Ben size taarruzu değil; ölmeyi emrediyorum!” derken ne kadar haklı olduğunu anlıyorsunuz bu hassas coğrafyada.

Çünkü yarımadanın Arıburnu sahilinden 261 rakımlı tepeyi ele geçirmek, bir ülkeyi ele geçirmek demekti!

Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal’i orada hissederek, batmakta olan güneşe yüzümü yasladım.

Tek yönlü yoldan, muharebe alanından Bigalı köyüne inmeden önce de Kemalyeri’ne afili bir selam çaktım…

“Ben sana adam olamazsın demedim; ben sana Atam olamazsın dedim…”

Bu anlamlı sözü, televizyon programları editörü Tolga Üstün dostum yazarken hayıflanmadım da değil!

Bazen öyledir ya?

Bazen bir söz, bir fikir, bir hareket sizin düşüncenizden önce başkası tarafından söylenir ve yapılır ya?

Siz de inceden kıskanırsınız hani?

Ama Atam’ı kıskanamazsınız, Veda filmindeki replikteki gibi;

“Mustafa Kemal'i kıskanmak Ağrı Dağı’nı kıskanmak ya da bulutu

kıskanmak gibidir. Sen bunları kıskanabilir misin?”

Onu kıskananların akıllarından zoru olduğunu düşünürüm kendimi bildim bileli.

Her ne kadar kıskananlar çıksa da; adını, ilkelerini, izini yok etmeye çalışsalar da, Atam’ı kıskanmak bulutları kıskanmak gibi…

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren hiçbir yurt dışı gezisi yapmayan liderler bile ona ziyarette bulunurlarmış.

Ayrıca dünya üzerinde ‘başöğretmen’ sıfatı taşıyan bir başka lider de yokmuş!

Bütün bunları bilmek bile önünde saygıyla eğilmeyi gerektirmiyor mu sizce?

Gelin, kim ne derse desin, hangi engelleme olursa olsun, bu büyük adamın huzurunda saygıyla eğilelim.

En son 3 yıl önce, ölüm yıldönümünde varmıştım huzuruna. O kadar kalabalıktı ki;

O’nu sonradan sevenler, oy kaygısı taşıyıp otobüs kaldıranlar ya da düne kadar heykellerini hayvan leşi gibi sürüklemek isteyen zihniyetler de değildi gelenler!

Öyle bir insan seli vardı ki;

‘Demokrasinin gereği’ bahanesiyle andı yeni kaldırılan, hüzünlü ama umutlu insanlar vardı.

Bakın yıllar önce söylediğim sözü yaşadığımız günü idrak ediyoruz bugün;
“Bir gün herkes Anıtkabir’e gelecek!”

Bugün 10 Kasım

Her 10 Kasım’da olduğu gibi bu sabah da, kapkara bir ok saplandı yine kalbime,

Her yıl daha çok acıtan ve acısı sızlatan bir ok…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner354

banner328

banner482