banner422
banner465
banner421

12 Eylül 1980’in yıldönümü bugün arkadaşlar, kahraman Türk ordusu İdareyi ele almıştı. Kötü günlerimiz bitecekti. Peki, ne oldu hatırlayalım; 

Acı bilanço…
TBMM kapatıldı, anayasa ortadan kaldırıldı, siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu ve mallarına el konuldu. 
650 bin kişi gözaltına alındı. 
1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 
98 bin 404 kişi ‘örgüt üyesi olmak’ suçundan yargılandı.  
7 bin kişi için idam cezası istendi. 
517 kişiye idam cezası verildi. 
18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı 50 kişi asılarak idam edildi. 
300 kişi gözaltındayken ‘kuşkulu’ bir şekilde öldü. 
171 kişinin ‘işkenceden’ öldüğü belgelendi. 
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 
14 kişi açlık grevinde öldü. 
16 kişi ‘kaçarken’ vuruldu. 
95 kişi ‘çatışmada’ öldü. 
73 kişiye ‘doğal ölüm raporu’ verildi. 
43 kişinin gözaltında ‘intihar ettiği’ bildirildi.
388 bin kişiye pasaport verilmedi. 
30 bin kişi ‘sakıncalı’ olduğu için işten atıldı. 
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 
30 bin kişi ‘siyasi mülteci’ olarak yurtdışına gitti.
937 film ‘sakıncalı’ bulunduğu için yasaklandı. 
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. 
Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 
31 gazeteci cezaevine girdi. 
300 gazeteci saldırıya uğradı. 
3 gazeteci silahla öldürüldü. 
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 
13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 
39 ton gazete ve dergi imha edildi.

 

Sözün sonunda biraz gülmenizi sağlayabilecek olan yazar Kandemir Konduk un o günler için bir anısını sizlerle paylaşmak istedim.

12 Eylül, gençlerin öldürüldüğü, kahvelerin tarandığı, sağ-sol çatışmasının vahşete dönüştüğü bir dönemi sonlandırdığı için halk tarafından sevinçle karşılanmıştır. Ne var ki, darbeciler çağdışı uygulamalarıyla darbe öncesi dönemi aratır olmuşlardır. Haklı haksız tutuklamalar, canlar alan, sakat bırakan işkenceler, idamlar, kitap yakmalar… Mizah, her evresinde vardır. Özellikle de baskı rejimlerinde sindirilmiş halkın yönetime yanıtı, mizahla olur. Halkın ürettiği fıkralar, espriler ve alaylı eleştiriler topluma yansır. Bu nedenle de baskıcılar mizahçıları ve komedyenleri, giderek de sanatçıları hiç sevmez. O günlerde bir arkadaşımdan duymuştum şu fıkrayı:
Darbeci bir diktatör ünlü bir falcıya “Ben ne zaman öleceğim?” diye sormuş. Falcı da “Bir bayram günü öleceksiniz kumandanım” deyince diktatör şaşırmış: “Niçin, bayram günü? Sözü üzerine falcı sırıtmış ve “Çünkü o günü bu millet bayram ilân edecek” demiş...
12 Eylüllerin ve 15 Temmuzların olmayacağı bir ülke diliyorum. 

Kardeşçe sevgi ve saygılarımla.


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner354

banner328

banner482