banner422
“Karaosmanoğlu'nun davalarını almak beni onurlandırır”

CHP'nin önemli isimlerinden, partide uzun yıllar siyaset yapmış, şu anda da İl Sekreterliği görevini yürüten Hüseyin Acurman bu hafta salı röportajlarımızın konuğu oldu. Aynı zamanda Kocaeli'nin deneyimli avukatlarından olan ve 33 yıldır mesleğini başarıyla yürüten Acurman hem bir hukukçu hem de siyasetçi olarak  hala tartışmaları devam eden referandum sürecini değerlendirdi. Referandumda CHP'nin Hayır cephesinin başını ve iskeletini oluşturduğunu belirten Acurman partisinin süreçteki çalışmalarından memnun. Çıkan Evet'in ise bir takım oyunlarla çıktığını ifade ediyor.  Acurman çıkan sonuç için, "Bir şeyin sonu galibiyetle bitmediği sürece tarih hep başarılı olanları yazacak o anlamda üzüntümüz şu; keşke yüzde 51 Hayır olsaydı da şu anayasa geçmeseydi" dedi.  Yeni anayasa ile ülkenin aydınlık bir geleceğe gidemeyeceğinin altını çizen İl Sekreteri Acurman referandumu hukuk adına ise yüz kızartıcı olarak adlandırdı. Referandumun AİHM'ye taşınacağını belirten Acurman, "AİHM'nin vereceği karar mutlaka Türkiye'de icra edilecek sonucu çıkmaz ama böyle bir karara da duyarsız kalmak ülke için bir hukuk devleti noktasında ağır sonuçları olan bir durum olur. Ülke olarak bunun üstesinden gelmekte kolay değil" dedi. Yapılan eleştirilerin Hayır cephesi içerisinde de tedirginliğe neden olduğunu belirten Acurman bu tavırdan vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti. CHP'nin Kocaeli'de referandum sürecinde bilboardlarda olmamasını Acurman nasıl değerlendirdi?, geçtiğimiz aylarda yeni yerine taşınan il binası ile ilgili hangi açıklamalarda bulundu?, yaklaşan örgüt seçimleri ve adaylık noktasında Acurman neler söyledi?, Kandıralı olan Acurman bölgesindeki eksiklikler ile ilgili nelere değindi? AKP'nin önemli isimlerinin avukatlığını yapan ve o dönemlerde eleştirilere maruz kalan Acurman bu konuyu nasıl değerlendirdi? Hepsi ve çok daha fazlası röportajımızda, keyifle okumanız dileğiyle..

OYUNLARLA EVET KAZANDI
*Türkiye hala konuşulan, tartışılan ve etkileri de uzun bir süre devam edecek olan bir referandum atlattı geçtiğimiz ay. Siz hem siyasetin içinde olan bir insan olarak hem de hukukçu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz referandumu?

- Referandum sürecinde geçirilen süreç aslında partisel bazda baktığımda yerinde bir strateji. Dil olarak kırma dökme olmadan, herkesi kucaklayan, küfüre bile cevap verilmeyen bir dildi ve ülkenin buna ihtiyacı vardı. Bu referandum sürecinin  Hayır ayağının başını ve iskeletini CHP oluşturdu. Bir taraftta merkez sağdan insanlar, DYP'li, Anap'lı arkadaşlar, MHP'nin tabanından olan Ülkücü arkadaşlar, bir tarafında CHP noktasında bulunan sol oluşumlar ile güzel bir birliktelik oluşturuldu ve yüzde 49 değil, yüzde 51 oranında hayır çıktı ama bir takım oyunlarla, seçim kanuna göre geçerli sayılmaması gereken oyların geçerli sayılması gibi kabullerle hayır oyları yüzde 49'lara geriledi ve Evet kazanmış oldu.

CHP FEVKALADE ÇALIŞMA YAPTI
*CHP nasıldı süreçte?

- O süreç aslında doğru bir süreç. CHP fevkalade bir çalışma yaptı, Genel Başkan fevkelade olumlu çalışmalar yaptı o anlamda kutluyorum. İl bazında çalışmalarımızda başarılıyız. Bütün ilçelere baktığımızda bütün seçimlerde aldığımız oyların yüzde yüz katlandığını görüyorsunuz. Tabi bunların hepsi CHP'nin oyu değil, bileşenlerin oyu ama bu bileşenleri bir araya getirebilmek de  başarı ister, o yüzden güzel.Bir şeyin sonu galibiyetle bitmediği sürece tarih hep başarılı olanları yazacak o anlamda üzüntümüz şu; keşke yüzde 51 Hayır olsaydı da şu anayasa geçmeseydi.

BU ANAYASAYLA AYDINLIK GÜNLERE GİDEMEYİZ
*Niye geçmeseydi?

- Bireysel olarak şunun için geçmeseydi diyorum. Ben ülkenin bu anayasayla çok aydınlık günlere gideceğine inanmıyorum. Bu AKP ya da Recep Tayyip Erdoğan'dan dolayı söylenen birşey değil. Tek adam kim olursa olsun iyi sonuçlar doğuran bir yöntem değil. Meclisin adeta askıya alındığı bir süreç yaşayacağız bundan sonraki dönemde. Cumhurbaşkanı kendi icrasını kendi seçecek. O kişiler seçilen kişiler olmayacak, dilediği kişiyi atayabilecek. Beş seneden beş seneye hesap verecek. Bunlar hoş şeyler değil. O nedenle yapılmış olan değişikliklerin ülke adına çok olumlu olduğunu düşünmüyorum ben.

HUKUK ADINA YÜZ KIZARTICI
*Bir hukukçu olarak baktığınızda nasıl bir referandum görüyorsunuz?
- Hukuk adına değerlendirdiğiniz zaman hukuk o açıdan utanç verici birşey. Çok üzücü. Çok açık, Seçim Yasası 98. maddede sandık kurulunun mührünü taşımayan zarflar geçersizdir diyor, demek ki oy tasnifi yaparken sandık kurulunun mührü bulunmayan oyları çıkartacağız, oylar geçersiz sayılacak. Bunu yapmadık. Zarfta sandık kurulunun mührü var, oy pusulasında sandık kurulunun mührü yoksa bunu da geçersiz sayacaksın. Bunu da 101. madde diyor. Bu iki maddede geçersiz sayacaksın diyor, 'geçersiz sayılabilir' demiyor, emredici bir hüküm. YSK'nın 'bunlar geçerli sayılacaktır' şeklindeki genelgesi kanuna karşı kabul edilebilir bir genelge değil, böyle bir genelge hukuken varsayılmaz. Bir kanun hükmü bir genelgeyle bertaraf edilmez. Ben 33 yıllık avukatım, böyle birşey duymadım. Hiçbir hukuk tarihinde de böyle birşey olduğuna inanmıyorum. Çok yüz kızartıcı ve hukuk adına da rahatsız edici birşey.

TARİH BU REFERANDUMU YAZACAK
*Yargı nasıl etkilendi, ya da bundan sonraki süreçte hukuksal anlamda nasıl bir süreç bekliyor ülkeyi?
- Yargı zarar gördü, hukuk zarar gördü, YSK zarar gördü. Bundan sonra yapılacak her seçimde şüphe olacak. Hep söyledik, yargıyı siyasallaştırdığınız zaman geleceğiniz netice en doğru kararı bile verseniz her zaman şüphe ile bakılacak bir neticedir. Seçimlerin güvenliğinden YSK sorumlu. Bunları sağlayacaksın. İlçelerde ilçe seçim kurulları, illerde il seçim kurulları. Bunları sağlamazsanız birileri çıkar, böyle baskıcı bir ortamda referandum yapılmasını sağlar ve çıkan sonuç da sağlıklı bir sonuç olmaz. Türkiye'de 16 Nisan'da yapılan referandumda da malesef bu olumsuzlukları gördük. Keşke olmasaydı. Keşke özgür iradeyle karar verilebilseydi. Evet ya da hayır çıkar herkes de saygı duyardı. En azından tartışılmazdı. Bugün hala söyleniyor, bunun meşru olmadığı tartışılıyor. Tarihte bunu mühürsüz zarfların geçerli sayıldığı referandum olarak yazacak. Şimdi AİHM'ye gidecek. Oranın vereceği karar önemli. Oranın verdiği kararı uygulayıp uygulamamak farklı bir hukuk sorunu ama AİHM'den yapılan referandumun kanuna uygun olmadığı, seçme hakkının sakata uğratıldığı, kanunsuz bir genelgeyle geçersiz oyların geçerli sayılarak seçimin sonucunun etkilendiği sonucu çıktığında da Türkiye için çok üzüntü verici sonuçları da beraberinde getirir bu.

KARARA DUYARSIZ KALMANIN SONUCU AĞIR OLUR
*Ne beklemeliyiz böyle bir durumda?

- AİHM'nin vereceği karar mutlaka Türkiye'de icra edilecek sonucu çıkmaz ama böyle bir karara da duyarsız kalmak ülke için bir hukuk devleti noktasında ağır sonuçları olan bir durum olur. Ülke olarak bunun üstesinden gelmekte kolay değil. Ülkede gerek siyasi bazda, gerek kamuoyunda gerek uluslararası çevrelerde Türkiye geçersiz sayılması gereken bir referandum sonucuyla değişen bir anayasayla yönetilen ülke konumunda olur bu da Afrika ülkeleri gibi bir sonucun ülkemizde var olması gibi bir sonuç doğurur, bu da üzüntü verici.

KILIÇDAROĞLU SEÇİMDE FEVKALADE BAŞARILI
*CHP Kılıçdaroğlu nokasında ikiye bölündü seçimin ardından. İstifa etmesini isteyen bir kesim de oldu, referandum çalışmalarını başarılı bir şekilde yürüttüğünü söyleyen de. Siz hangi taraftasınız?
- Eleştiri güzele yönelik ise, eleştirilenin daha mükemmel olmasına yönelik ise buna saygı duymak gerekir. Eleştiri samimi mi? Partinin iç meselesi ama genel hatları ile şunu söyleyeyim; Kılıçdaroğlu referandumda fevkelade başarılıdır. Stratejisi yerindedir, kutlamak lazım. 'İnsanları YSK'nın önünde toplasaydı' diyorlar ya, toplamamakla çok büyük bir duyarlılık göstermiştir. Eğer o gün insanları sokağa dökseydi ülkemiz daha büyük üzüntü verici olaylarla karşı karşıya kalabilirdi. O akşam mikrofonlara konuştu, gergindi. Daha umut verici, CHP Genel Başkanının 'burada da helal olsun, olması gerektiği gibi davrandı' demek isterdim ama hiçbir insan hatasız ya da eksiksiz olmuyor. Ben bunu eleştirmek adına söylemiyorum.

'BUNLARLA MI GİDECEĞİZ' DİYOR İNSANLAR BİZE..
*Bu süreçte bunların konuşulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Biz daha yüzde 49 olayının başarı mı başarısızlık mı olduğunu konuşuyorken, bunların kamuyorunda tartışılması gerekiyorken, bu birleşenlerin daha sımsıkı bir noktaya getirilerek yarınlar için çok daha güzel adımların atılmasının alt yapısı  oluşturulmaya çalışılırken birilerinin çıkıp CHP'nin içinde aile kavgası var izlenimi vererek, Genel Başkanı, Genel Merkezi eleştirmeleri, bazı söylemlerde bulunmaları iyi olmadı. Bizimle beraber olan birleşenler söylüyor, kamuoyunda  CHP'nin dışındaki sağdan olsun, soldan olsun Hayır oyu veren insanlar bu çekişmelerden rahatsız ve doğal olarak 'Bunlarla beraber mi gdeceğiz' diyor insanlar. Bu sefer cevap bulamıyorsunuz. Zamansızdı. Herşey konuşulmalı ama zamanında konuşulmalı. Sonra Kemal beyin başarılı olduğu bir referandumun hemen ardından gündemi değiştirmek doğru değil. Biz mesela Erdoğan'ın AKP'ye girmesini tartışamadık. 21 Mayıs'ta AKP'nin Genel Başkanı olacak bunları konuşamıyoruz ki. CHP'nin içerisindeki çekişmelerle kamuoyunu meşgul ediyoruz. Bu haksızlık. Yapılmasaydı daha iyi olurdu.

YARDIM GELMEDİ, KENDİ YAĞIMIZDA KAVRULDUK
*CHP Türkiye'nin pek çok noktasında olmasına rağmen Kocaeli'de bilboardlarda yoktu. Bu kentte çok uzun süre iktidar olan bir partinin bu noktada eksik kalması eleştirileri de beraberinde getirdi. Çok büyük bir eksi miydi bu sizce, eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Gönül ister ki her bilboardda, her köşede Hayır'ın da görselleştirildiği afişler olsun ama bunların hepsi ekonomi Biz yokluk içerisinde referandum kampanyasını yürüttük. Sağolsun partili arkadaşlarımız, yönetici arkadaşlarımız kendi çapında birşeyler vererek bu çalışmayı götürdük. Ekonomik imkansızlık da durumu buraya getirdi. Seçimlerde devletten gelen yardım oluyor, Genel Merkez'den gelen parayla bir bütçe oluşturuyorsunuz ve seçim çalışmanızı yapıyorsunuz ama referandumda devletten gelen bir para olmuyor. Genel Merkezden para gelmedi, gelmeyince de burada kendi yağımızda kavrulmak durumunda kaldık. Kocaeli bazında söylüyorum, biz il binasını aldığımız tarihrte referandumun yapılacağı gibi bir durum yoktu. Biz il binasını aldık, bir borcun altına girdik, senetlerimiz var, onları ödemek zorundasın. Bir de inanın öyle bir noktaya geldi ki baskıcı bir durum söz konusu. Partili olan işadamları bile para vermekten çekindiler. Kıt kanaat geçinen partililerle bu süreci bitirmeye çalıştık. Para verdiği halde kendi adına makbuz kesilmesini istemeyenler oldu. Gönül isterdi ki daha fazla olsaydı ama bu kadar oldu. Evet cephesi devletin bütün imkanlarını kullandı. Ekonomik olarak baş etmeniz zaten mümkün değil. Ülke bazında bu sonuç fevkalade başarılıdır. Silahlar, şartlar eşit değildi. Ekonomik anlamda da, devletin imkanlarının kullanılması noktasında da insan anlamında da. Şartlar eşit olsaydı bu sonuç asla böyle olmazdı.

YÜZDE YÜZ ULAŞMAK MÜMKÜN DEĞİLDİ
*CHP Kocaeli genelinde iyi bir çalışma yürüttü ama belirli ilçelerde köylerde eksik kaldı. Sebebi nedir bunun, eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz bu noktada?

- Referandum süreci çok uzun bir zaman dilimine yayılmadı. Artık Kocaeli büyük bir vilayet. Seçmen noktasında da geniş bir platforma yayılmış bir kent. Her tarafa ulaşma noktasında yüzde yüz ulaşılması mümkün değil zaten. Aracınız yetersiz olduğu zaman mutlaka eksik kalıyorsunuz. Tüm ilçelerde ve ilde herkes büyük bir özveriyle bütün gücü emeği ortaya koyarak elinden geleni yaptı. Köylere de ulaşmaya çalıştı ama eksik kaldığımız yerler olmuştur, olacaktır. Bizler gün geldi 5 köye gittik. Şehir merkezinde çalışmalar yaptık. Bölündük. Bu referandum sğürecinde de gidebildiğimiz yerler bu kadar oldu. Elimizden geldiğince çok yere gitmeye çalıştık. Bu kadar oldu.

KILIÇDAROĞLU PROGRAMDAN MEMNUN
*Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kocaeli programının verimli olmadığı noktasında eleştiriler oldu. Sizce verimli miydi Kocaeli adına. Siz bu programı organize edecek olsanız yine aynı formatta mı yapardınız?

- Kılıçdaroğlu programından memnun. Sabahtan muhtar ve azalarla yapılan program, öğleden sonra Körfez ilçe önderliğinde yapılan kadınlarla buluşmadan fevkalade memnun ayrıldı. Bence faydalı ve güzel oldu. Kılıçdaroğlu tekrar Kocaeli'ye geldiğinde de muhtar ve azalarla yeniden bir araya gelmek ve kendilerine teşekkür etmek istiyor. Demek ki Genel Başkanımız da yapılan bu organizasyondan memnun olmuş. Ben Kocali bazında Kılıçdaroğlu'nun gelmesinin artı değer kattığını düşünüyorum. Daha iyisi olabilir mi, her şeyin daha iyisi olabilir ama güzel bir program oldu. Bir program yaparken Genel Merkez'in ne istediği de çok önemli ve Genel Merkez böyle bir program istedi, miting istemedi ki Türkiye genelinde de zaten bu tarz toplantılar yaptı. Miting yapacağım deseydi biz de onu hazırlardık.

PARTİ SİYASETİNDEN UZAK DURULMALI
*İzmit'te hayır çıkması ile ilgili çok yorum yapıldı, siz ne düşünüyorsunuz? Yerel seçimlerde CHP için bir yeşil ışık olabilir mi bu?

- Mutluluk verici. İlk yapılacak seçimde bu hayırların belediye seçimlerine yansımasını temenni ediyorum ve olacağına inanıyorum. Yeter ki sadece partililerimizi değil, partili olmayan sağduyulu vatandaşlarımızı da kucaklayalım. Ne yapmalı CHP. Mutlu, birbirini seven, başarıya odaklanmış insanlardan yöneticilerden oluşan parti görüntüsü vermeli. Evinin içini temiz tutacaksın. Bundan sonra yapılan her türlü seçimin ülkenin geleceğinin belirlenmesinde etken olacağını unutmamak lazım. Belediyeleri almadan genel seçimleri kazanamazsınız, çok zor. Genel iktidarı alabilmek için belediyeleri almanız lazım. Şikayetçi olduğunuz anayasanın değişen hükümlerini de tekrar değiştirip Parlamenter sisteme dönme arzunuz varsa yine buradan başlayacaksınız. Yerel seçimler fevkalade önemli ve CHP tüm bu referandum birleşenlerini de daha da ötelere taşıyacak bir çalışma içinde olmalı. Herkese kucak açacaksın, parti siyaseti yapmayacaksın. Kocaeli,İzmit bazında neler doğruysa onun peşinde olacaksın. Benim partime ters düşüyor gibi aşırı partizanlık yaparsanız bu iş olmaz. Şu an itibariyle Kocaeli yerel anlamda vizyonu üstün idareciler tarafından yönetilmiyor. Bu kentin çok daha farklı noktalarda olması lazım. Millet yerin altına girdi biz hala daracık sokaklara tramvay yapacağız diye uğraşıyoruz.

SİYASETTEN BEKLENTİM YOK
*Sizin adaylık noktasında bir düşünceniz var mı? Partide bir koltuğa talip misiniz?

- Parti siyasetinde yerelde ve genelde partililer aday olmaktan ziyade o yer için görevlendirilmeli. Hep böyle aday olma olgusunu öne çıkarttığımız için çekişmeler, karalamalar, partiyi olumsuz etkileyecek davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Yerelde de genelde de biz şikayetçiysek, bu şikayetlerimizi giderecek yönetimlerin gelmesini istiyorsak, 'bu işi en iyi kim yapar' diye soracağız ve o kişiyi seçerek' ' bu görev senindir' diyerek o kişinin peşinden gideceğiz. Böyle olmadığı zaman bu işi çok güzel bir şekilde yapabilecek olan isimlerin ekonomik imkansızlıklar nedeniyle aday olamıyor. Çünkü kendi bütçesini oluşturmak zorunda özellikle belediyelerde. Kendi bütçesini oluşturamayınca da aday olma cesaretini bile gösteremiyor. Benim dediğim gibi bir görev verilse işte o zaman bir ortak havuz olur, o insan da havuzda toplanan bütçeyle seçim çalışmasını yürütür. Ben hiçbir yere aday olmadım olacağım da demedim. Ben yıllar önce sandık bekçiliğine talibim dedim. Siyasetten beklentim de yok açıkçası.

SİYASET ARZU ETTİĞİM ÇİZGİDE DEĞİL
*Nedeni var mı bunun?

- Bu zamandaki parti siyaseti de çok arzu ettiğim çizgide gitmiyor, kısır bir çekişme içerisinde gidiyor. Salıdan salıya iktidardakiler muhalefettekiler birbirlerine salvo yapıp duruyor. Proje yok, ülkeyi daha ileriye nasıl götürürüz düşüncesi yok. Kısır döngülerle insanlar idare ediliyor. Kin nefret duygularıyla, birbirine olumsuz bakan insanlar oluyor. A-B partisi benim için önemli değil, insan olması önemli. Siyasette bu kadar hayatımıza girmemeli.

ESNAF CANLANMAZSA KANDIRA İLERİYE GİDEMEZ
*Kandıralısınız. İleride Kandıra ile ilgili bir projeniz ya da 'Kandıra'ya şu projeyi yapmak isterim' dediğiniz bir proje var mı?

- Kandıralı olarak şunu isterim; Karadeniz sahilinde konuşlanmış olup da 52 km sahile sahip olan ilçe fazla yok. Kefken, Kerpe, Bağırganlı, Cebeci, her tarafı o kadar güzel ki ama yaz turizminin nemalarından Kandıra yararlanamıyor. Ben geçmiş dönemdeki belediye başkanlarına da aynı şeyi söyledim. Kandıra'daki esnafın orada yazlıkçıkların ekonomisinden faydalanmasını sağlayın. Kandıra'da olan transit yol nedeniyle araçlar Kandıra'nın merkezine de giremeyecek ve esnafa hiç katkısı olmayacak. Kandıra'da sanayi yok, esnafla dönüyor ekonomisi. Esnafı canlandırmadıkça da Kandıra'yı ileriye götürmek çok zor. Benim elimde imkan olsa Kandıra'nın yerleşik nüfusunu iç içe sokmanın yollarını arardım. Sahildeki yazlıkçıları akşamları Kandıra'ya sokmanın yollarını arardım. Vizyon işi bu. İnsanları eğlendirecek birşeyler yapabilirsiniz, oradaki canlılığı fazlalaştırırsınız, insanları kaynaştırırsınız. Kandıra'da son dönemde mandacılık ile ilgili çalışmalar var oldukça başarılı. Bu da büyük bir başarı. Bunların yanına bir de turizm eklense ne kadar güzel olur. Kocaeli'de bir deniz var İstanbul'a çok rahat ulaşacabileceğimiz bir deniz var ama biz o denizi kullanmıyoruz. İnsanlarda bu kültür oluşmamış.

SARIBAY'IN SÖZÜYDÜ, MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ
*CHP geçtiğimiz aylarda yeni il binasına  taşındı. Çok merkezi bir noktada olmaması dezavantaj oldu mu sizin için?

- Paranız ne kadarsa aldığınız mal da ona eşdeğer oluyor. İzmit'in en güzel yerinde olsun ama şu kadar para vereyim diye bir dünya yok. CHP bir tabela partisi değil bu ülkenin temel taşı. Bu devleti kuran bir ana muhalefet partisi. Tabi daha güzel yerde olabilir ama bana sorsalar işlevsellik mi güzel yerde olmak mı dediğiniz zaman ben işlevsellikten yanayım. Güzel yerde olsun ama insanlar oturacak yer bulamasın diyeceğim ama dar yerde ara sokakta olsun ama işlevsel olsun derim. Biz eski yerde 20 kişi gittiğimiz zaman oturacak yer bulamıyorduk. Başkanın odası, komisyon odaları, toplantı odaları mükemmel. Çok güzel etkinlikler olacak salonlarımızda. Bence bu yönüyle daha önemli. Faydalı oldu. Cengiz başknanın sözüydü ve bu sözü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyor. Kocaeli CHP güzel bir yere kavuştu.

İL BİNASI NET DEĞİL
*Kılıçdaroğlu gelecek mi il binası açılışı için?

- Referandum öncesinde açılış yapmak istemedik çünkü odaklanmayı dağıtmamak lazımdı. Referandum sonrasında Ankara'da yapılan il başkanları toplantısında İl Başkanımız bir davette bulundu ve Kemal  bey de mutlaka geleceğini ve muhtarlarla azalarla yeniden buluşmak istediğini söyledi. Hem İzmit'te hem de Gebze'de böyle bir toplantı tertip edilmesini istedi.

TRÜBÜNDE OTURMA ŞANSIMIZ YOK
*Örgüt seçimleri yaklaşıyor. Yönetimde yeniden yer almak istiyor musunuz?

- Ben siyaseti görev olarak telakki eden bir kişiyim. Biz bunu bir görev olarak düşündük. Şikayetçi miyiz, şikayetçiyiz. O halde tribünde oturma şansımız yok. Biz de sahaya inmeliyiz. Bugün şikayetimiz devam ediyor mu o halde yine trübünde olma şansımız yok ama mutlaka yönetimsel kadroda olmak anlamına gelmez. Yarınlar bunu belirler. Burada görevin verilmesi ve ehil insanların bu işi yapması önemli.

BUGÜN OLSA YİNE YAPARIM
*Geçtiğimiz yıllarda Münir Karaloğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Hüseyin Turan ve AKP'li isimlerin avukatlığını yaptınız. Tepki aldınız mı, şu an olsanız yine yapar mıydınız?

- İbrahim Karaosmanoğlu, Hüseyin Turan, Münir Karaloğlu'nun avukatlığını yaptım ve eleştiriler aldım şu an olsa yine yaparım. İbrahim beyin, Münir beyin, Hüseyin beyin bana davalarını vermeleri beni onurlandırır. Bu isimlerin her biri benim dışımda başka avukat arkadaşlarımla çalışabilecek imkanlara sahipler bu nedenle mesleki anlamda gurur verici. Benim girmiş olduğum Münir bey ve İbrahim beyin olduğu davadaki konu şehir içi taşımacılıkla ilgili bir konuydu ve partimizin muhalif olduğu bir konu değildi, şehir içi taşımacılığı ile ilgiliydi. Hüseyin beyin olayı da bir rüşvet verilip verilmemesi olayı idi. Ben orada 'Benim müvekkilim Erol denilen müfettişe şu kadar parayı vermiştir ama ben onun rüşvet olmadığını ispat edeceğim' dedim. Şu anda da Erol denilen kişi FETÖ soruşturmasından açığa alınan ve tutuklu olan bir kişi. Orada komplo vardı. Onun tarafının başka partiden olması benim hukukçu duruşumu değiştirmemeli. Bugün de aynı durum söz konusu olsa benim partimin muhalif olmadığı konuysa ben yine yaparım. Ben o gün il yöneticisi değildim bugün il yöneticisiyim. Benim yönetici olmamla o davanın konusu ve partimin duruşu çelişmediği müddetçe herkese kapım açık ve bundan onur duyarım, partililerimin de onur duymasını beklerim ama o tarihte hak etmediğim sözlerle muhatap oldum, onlara da 'Benim babam dahi aldığım davalara karışmıyor sizlere de bu hakkı asla vermem. Ben ne yaptığımı biliyorum, partime de zarar verecek birşey yapmıyorum' dedim ve haklı çıktım.

VİZYONUMUZ EKSİK YA DA YORULDULAR
*Kocaeli'de 12 ilçe ve belediyelere baktığınız zaman çalışmalar yönünden beğendiğiniz bir ilçe ve belediye başkanı var mı?

- 12 belediyemiz ve bir de Büyükşehir'imiz var. Özellikle bu dönemlerinde mental anlamda yorulduklarını ve proje üretemediklerini düşünüyorum. Benim ilk dönemim var İbrahim beyle çalıştığımız. Ben o dönemde meclis üyesiydim. O dönemde birşeyler yapılıyordu. Doğruydu eğriydi ama birşeyler yapılıyordu. Üst geçitler yapıldı, alt geçitler yapıldı, Seka'nın devri sağlandı. Vizyonumuzda eksiklik mi vardır, onlarda yorgunluk mu vardır bilmiyorum ama ben yapılan birşey göremiyorum. Kartepe'nin durumu belli. Başiskele deniyor ama ben orada oturan bir insanım. Başiskele 7 yıldızlı ilçe diyorlar. Alışveriş yapacağım bir mağazası yok, sineması yok, tiyatrosu yok, hastanesi yok. Neresi 7 yıldızlıdır onu bilemiyorum. Bir algı yaratılmaya çalışılıyor. İzmit'in banliyösü. Biz orayı otel olarak kullanıyoruz. İnsanlar gününü burada geçiriyor akşamları oraya yatmaya gidiyor. Sahil Ayaz'ın döneminde yapıldı güzel oldu. Gebze keşmekeş, Kartepe çok dağınık, Kandıra'da birşey göremiyorum. İzmit bildiğimiz İzmit. Rutin işlerle geçiyor.

EN GÜZEL KARAR VERİLSE ŞÜPHEYLE BAKACAĞIZ
*Çok güzel bir sohbet oldu, sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı son olarak?

- Birbirimizi sevmek zorundayız. Bu ülke bizim, bu vatan bizim. Şunun bunun egolarını tatmin etmek adına birbirimize kin nefret beslediğimiz zaman parçalanırız. Milli bayramlarımıza, sanatımıza, kültürümüze sahip çıkmamız lazım, siyaseti çok hayatımızın içine sokmamamız lazım. Ülkenin birliği dirliği için de şu OHAL'den bir an önce çıkmak lazım. Adalet kalmamış. Mesleğe ilk başladığım yıllarda, sonraki yıllarda yargının her zaman sorunu vardı ama kördü topaldı gidiyordu. Şimdi kör de değil topal da değil. Ayakları yok yerlerde sürünüyor. HSYK yapısının siyaset çok içine girdi. HSYK'ya aday olan kişilerin geldikleri yeri düşünebiliyor musunuz?, kimisi  AKP'nin ilçe yöneticisi, kimisi belediye başkan yardımcısı. Bunların oluşturacağı HSYK hayırlı sonuç vermez. Dünyanın en güzel kararını da verseler hep şüpheyle bakılır o da iyi birşey değil. Hukukun varken varlığı bilinmez ama yokluğunda değeri anlaşılır. Hakimler karar vermeye korkuyor. 12 bin hakimin 7 bin tanesi açığa alındı, ihraç edildi, tutuklandı. Gerçekten yardım içinde olan, cemaatin maaşı olan hakim, savcıları da lanetliyorum. Hukukun cemaatle partiyle tarikatle işi olmaması lazım. Herkese eşit mesafede olacaksın ama kendimize benzettik yazık.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sevgi agra 5 ay önce

Hüseyin bey ben Cumhuriyet halk partiliyim hiç Bir Zaman başka Bir partiye oy vermedim fakat partiden istifa edicem çünkü bizlere daha muhalefet Ken sahip cikilmuyor birde iktidar olsalar yüzümüze bakmazlar iş gorebilicek vekillerimiz bile işimizi görmüyorlar bugün Kendi partilisine sahip çıkamayan bir muhalefet var bizler neyin çabasını verelim hangi vekilimizin çocukları sahada burosur dağıtıyor benim kızım isten çıktı çalışmalara gitti sonuç hüsran peki neden benim çocuğum bizim vekillerimizin çocukları rahat etsin diyemi birde yapabilicekleri yardımı bile yapmıyorlar soruyorum Hüseyin bey Kendi partilisine sahip çıkmıyorlar gençlerin ellerinden tutmuyorlar peki seçim zamanı o gençlerin elleri CHP oy vermeye gidermi şahsen ben ve ailem artık CHP oy vermicez belki vermeyin diye dusunuceksiniz ama bugün bizler yarın başka partilileri kaybederler böyle giderse

banner354

banner328

Advertisement

banner276